Anasayfa
RSSMOBİL
2 Yıl Önce Tamamlanması Gereken Fatih Projesinin Sadece Yüzde 14ü Tamamlandı

2 Yıl Önce Tamamlanması Gereken Fatih Projesi'nin Sadece Yüzde 14'ü Tamamlandı

Güncel

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2010 yılında başlatılan ve 2014 yılında tamamlanması planlanan Fatih Projesi’nin hali hazırda yüzde 14,33’ünün tamamlandığı belirtildi. Eğitim İş Sendikası Malatya Şube Başkanı Hüseyin Kara,...

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2010 yılında başlatılan ve 2014 yılında tamamlanması planlanan Fatih Projesi’nin hali hazırda yüzde 14,33’ünün tamamlandığı belirtildi.

Eğitim İş Sendikası Malatya Şube Başkanı Hüseyin Kara, eğitim öğretim sezonunun ilk yarısını değerlendirdi. Eğitimcilerin acil çözüm bekleyen sorunlarının çözülmemesinin bir yana Milli Eğitim Bakanlığı’nın izlediği politika ve hayata geçirdiği uygulamalarla eğitimde büyük bir yıkım oluşturduğunu belirten Kara, eğitim hızla ticarileştirilerek paralı hale getirilirken, ‘tek din tek mezhep’ anlayışına uygun olarak dini eğitimi yaygınlaştırma çabalarının hızla devam ettiğini ifade etti.

6 yıl önce başlatılan ve 4 yılda tamamlanması planlanan Fatih Projesi’nin sadece yüzde 14,33’ünün tamamlandığını söyleyen Kara, “Fatih Projesi 2010 yılında başlamıştır. Başladığı yıl Milli Eğitim Bakanlığı 2014 yılında tamamlanacağını duyurdu. 2014 yılına gelindiğinde 2015 yılında tamamlanacağı söylenen projenin bitim süresi daha sonra 2017’ye uzatıldı, şuan ise 2018’de tamamlanacağı belirtilmektedir. Fatih Projesinin donanım ve altyapı hizmetleri için 44 milyon 449 bin 478 TL, tabletler için 512 milyon 173 bin 855 TL harcama yapılmıştır. 2015 yılı için projeye 1 milyar TL bütçe ayrılmıştır” dedi.

“HARF DEVRİMİNE KARŞI ARAPÇA DAYATILMAKTADIR”

Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu’nun Ekim 2015’te yayımladığı kararla 2016-2017 öğretim yılında ilkokul 2. sınıf öğretim programına Arapça dersi konulduğunu ifade eden Kara, “MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından da Dünya Arapça Günü olan 18 Aralık gününden itibaren, bir hafta Arapça haftası ilan edilmiştir. Siyasi iktidar Türk devrimlerinin en önemlilerinden biri olan harf devrimine karşı her fırsatta Arapça’yı tekrar topluma dayatma çabası içerisindedir. İlkokul 2. sınıf öğrencilerine kadar Arapça dersi öğretilme çabası da bunun bir göstergesidir. Buradaki amaç, bu dilin öğrenilmesi değil, Cumhuriyetle gerçekleştirilen eğitim devriminin baltalanmasıdır” diye konuştu.

“TERÖR NEDENİYLE ÇOCUKLARIN EĞİTİM HAKKI ELLERİNDEN ALINDI”

“Bölücü terör nedeniyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kapatılan veya yakılan 1556 okulda eğitim gören 362 bin öğrenci ve bu okullarda görev yapan 16 bin 797 öğretmen terör olaylarından doğrudan etkilenmiştir” diyen Kara, “Bakanlık, terör nedeniyle sokağa çıkma yasağı ilan edilen ilçelerdeki öğretmenleri, can güvenliklerini sağlayamadığı için hizmet içi eğitim adı altında bölgeden çekmiş; öğrenciler içinse eğitim açığının ileride telafi eğitimiyle giderileceğini açıklamıştır. Ancak okulların eğitim öğretime başladığı 2015 yılı Eylül ayından bu yana geçen yaklaşık 5 aylık süre, telafi eğitimiyle kapatılamayacak kadar uzundur.

Siyasi iktidar, okulların güvenliğini sağlamaktan ve eğitimin kesintisiz olarak devam etmesinden birinci derecede sorumludur. Ancak çatışmalı bir ortamda öğrencilerin, öğretmenlerine ve eğitime her zamankinden çok ihtiyaç duyduğu göz ardı edilerek okulların kapısına kilit vurulmuş, çocukların telafisi güç travmalar yaşamasına neden olunmuştur” ifadelerini kullandı.

MEB, TEOG’DA HATALARININ BEDELİNİ YİNE ÖĞRENCİLERE ÖDETTİ

2015 yılında yaptığı değişiklikle tercihlerde liste sayısını bire düşüren bakanlığın okul tercihi sayısını ise 15’ten 25’e çıkardığını anımsatan Kara, şöyle devam etti: “25 - 26 Kasım 2015 tarihinde gerçekleştirilen 1. dönem sınav sonuçlarının Ocak 2016’da açıklanacağı belirtildiğini ancak, arka arkaya gelen soru iptalleri ve bir soruya açılan dava nedeniyle gecikmeli olarak 15 Ocak’ta açıklanmıştır. Sonuçları açıklamak için yargı kararını beklemeyen Bakanlık, 5 soruyla ilgili iptal kararı çıkarsa, puanları yeniden hesaplamayacağını hatalı soruları doğru olarak kabul edeceğini açıklamıştır. MEB, her sınavda olduğu gibi bu sınavda da her şeyi eline yüzüne bulaştırmış, hatalarının bedelini öğrencilere çıkartmıştır.

TEOG kapsamındaki derslerin Türkiye ortalamaları ülkemizdeki eğitimin niteliğini ortaya koyması açısından önem taşımaktadır.”

KAMU KAYNAKLARIYLA ÖZEL OKULLARA KIYAK

Dershanelerin kapatılması süreci ile eğitimde özelleştirme girişimlerinin hızlandığının altını çizen Kara, “2015-2016 eğitim öğretim yılında binden fazla dershane temel liseye dönüşmüştür. Dershanelerin kapatılması ile üniversiteye hazırlık amacı ile öğrenciler temel liselere yoğun bir şekilde kayıt yaptırmış, üniversiteye hazırlık maliyeti 12-15 bin TL’ye kadar yükselmiştir. Temel lise, dershanelerin yeni adıdır, derhal kapatılmalıdır.

Siyasi iktidar, 6528 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında özel okullara kayıt yaptıracak olan öğrencilere 3 bin 750 TL’ye kadar destek vermektedir. Bu desteğin toplam maliyeti yaklaşık 1 milyar 116 milyon 300 bin TL’dir. Bu ödenek devlet okullarını geliştirme amacı ile kullanılmalıdır. Ödeneğin devlet okullarına aktarılması halinde öğrenci başına 63,78 TL’lik bir kaynak aktarımı yapılacaktır. Dolayısıyla bin kişilik bir okula yaklaşık 64 bin TL kaynak verileceğinden okulların velilerden zorunlu olarak bağış toplamasının da önüne geçilecektir. Öte yandan bu teşvik başarılı öğrencilere verilmekte ve başarılı öğrenciler özel okullara yönlendirilmektedir. Böylece devlet okullarının altı boşaltılmaktadır. İktidarın eğitim politikasının merkezinde halkın değil, piyasa güçlerinin olduğunu göstermektedir” şeklinde konuştu.

ÖĞRETMEN AÇIĞI SORUNU DEVAM ETMEKTEDİR

Hüseyin Kara, bakanlığın resmi açıklamalarına göre mevcut öğretmen açığının 120 bin olmasına ve 400 bin civarında atanmayan öğretmen olmasına rağmen Eylül 2015’te 37 bin öğretmenin ataması yapıldığını hatırlattı. Şubat’ta ise 30 bin öğretmenin atamasının yapılacağının açıklandığını vurgulayan Kara, “Sayının bu kadar düşük olması, Bakanlığın önümüzdeki dönemde de ücretli öğretmen politikalarına devam edeceğinin göstergesidir.

MEB'in verilerine göre kadrolu olarak görev yapan öğretmen sayısı 852 bin 66’dır. Açığı kapatmak için de 60 bin ücretli öğretmen çalıştırılmaktadır. Doğal olarak her 14 öğretmenden biri ya da öğretmenlerin yüzde 7'si ücretli olarak çalışmaktadır. Haftada 30 saat çalışan bir ücretli öğretmen bunun karşılığında 1.177 TL kazanmaktadır. Bu kadrolu bir öğretmenin kazandığı paranın üçte biri kadardır. Bu durumda eğitimin niteliğinin artmasını beklemek mümkün değildir. Durum böyleyken Eylül ayında yapılan atamalarda aslan payı yine din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerine ayrılmıştır. 717 imam hatip lisesi meslek dersleri öğretmeniyle birlikte toplam 4 bin 536 din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni atanmıştır. Şubat ayında ise kontenjanlar henüz açıklanmamasına karşın, Bakanlık yetkilileri en çok ihtiyaç duyulan alanlar içinde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisinin ilk sırada olduğunu ifade etmiştir” şeklinde konuştu.

"SINIFLARIN YÜZDE 31 BİRLEŞTİRİLMİŞ”

13 yıllık AK Parti iktidarı döneminde eğitim sisteminin alt yapı sorunları çözülemediğine dikkat çeken Kara, “Hala ülke genelindeki okulların yüzde 31,41’inde birleştirilmiş sınıflı eğitim yapılmaktadır. Sanıldığı gibi birleştirilmiş sınıflı eğitim sadece Doğu ve Güney Doğu da değil ülkenin en gelişmiş kentlerinde de yapılmaktadır. Örneğin; Ankara da 64, İstanbul da 25, İzmir de 115, Balıkesir de 123, Samsun da 262, Şanlıurfa da 558, Mardin de 270, Van da 297 Yozgat ta 103, Ağrı da 306, Adıyaman da 276 okulda birleştirilmiş sınıflı eğitim yapılmaktadır. 644 bin 448 öğrenci okula gitmiyor. 2014-2015 yılında sürekli devamsız öğrencilerin sayısı 2013-2014 eğitim öğretim yılına göre yüzde 225 oranında artmıştır.” cümlelerini kullandı.

OKULLARDA BAĞIŞ ADI ALTINDA HARAÇ TOPLANMAKTADIR

Milli Eğitim Bakanlığı ile İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı’nın (İHH) işbirliğiyle yürütülen ‘Her Sınıfın Bir Yetim Kardeşi Var’ projesi kapsamında, öğrencilerden insani yardım amacıyla para toplandığını aktaran Kara, kampanyaya katılan sınıflar en az bir yıl boyunca, her ay 90 TL toplamayı taahhüt etmek zorunda olduğunu bildirdi.

Kara, şunları kaydetti: “Okul yöneticilerinin sendikalara üyelik durumları incelendiğinde, okul yöneticilerinin yüzde 75,15’inin AKP’nin yandaş sendikası Eğitim Bir Sen’e, yüzde 14,30’unun Türk Eğitim Sen’e, yüzde 7,22’sinin Eğitim Sen’e, yüzde 1,63’ünün ise Eğitim İş’e üye oldukları görülmektedir. Buradan anlaşıldığı üzere okul müdürü, müdür yardımcısı olmanın tek şartı iktidarın arka bahçesi sendikaya üye olmaktan geçmektedir. Eğitim sorunlar yumağı haline gelmiş, bakanlığın ayağına dolanmıştır. Bugün eğitimdeki mevcut karanlık tablonun sorumlusu, yıllardır yaptığı değişikliklerle eğitim sistemini alt-üst eden MEB ve siyasi iktidardır. Eğitim-İş olarak, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bilimsel, laik ve demokratik eğitim mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.” CİHAN

Kaynak: CHA

Ekleme Tarihi: 22.01.2016 15:17, Son Güncelleme: 22.01.2016 15:22

Tüm Haberleri

Diğer Güncel Haberleri






EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
DİZİ - MAGAZİN
VİDEOLAR
FOTO GALERİLER
SON HABERLER
E-POSTA LİSTESİ
© Tüm Hakları Saklıdır. Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.