Anasayfa
RSSMOBİL
Koç Üniversitesi İibf Öğretim Görevlisi Sumru Altuğ: "Ekonomik Faaliyetlerde Ayrışma Başladı"

Koç Üniversitesi İibf Öğretim Görevlisi Sumru Altuğ: "Ekonomik Faaliyetlerde Ayrışma Başladı"

Yerel

"Almanya, Yunanistan'ın Euro Bölgesi'nden çıkma ihtimaline karşı olasılık planları yapmaya başladı"

Ümit Çevik - Murat Birinci - Dünyada en çok okunan Türk Ekonomi profesörleri arasında gösterilen Koç Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof Dr Sumru Altuğ, "Ekonomik faaliyetlerde ayrışma başladı" dedi.

Sumru Altuğ, dünya ve Türkiye'deki son ekonomik gelişmeleri AA muhabirlerine değerlendirdi. 2008 krizinden bu yana yaşanan sürecin, dünyanın çok ilginç bir döneme girdiğinin göstergesi olduğunu, uzun yıllardır dünyada bir ayrışma oluşmaya başladığını belirten Altuğ, "Ekonomik faaliyetlerde ayrışma başladı. Buna birkaç açıdan bakabiliriz. Gelişmiş ülkeler kendi aralarında finansal entegrasyon bağlarını güçlendirdi ve finansal liberalizasyona gittiler. Dışarıdan kaynak bulmak yoluyla büyüme yolunu seçtiler. Buna karşılık Güneydoğu Asya ülkeleri gibi ülkeler kendi kaynakları ve tasarrufları ile büyüme yoluna gittiler" dedi.

Altuğ, küresel krizde ülkeleri dörde ayırdığını ifade ederek şöyle konuştu:

"Birincisi küresel krizde hiç durmadan büyüyen ve hiç kriz yaşamamış ülkeler var. Avustralya, Endonezya, Hindistan gibi. İkinci grup ise, Türkiye, Güney Kore gibi yükselen piyasa ekonomileri. Bunlar biraz sert düşüş yapıp fakat aynı şekilde sert çıkışlar yaparak krizden önceki GSYH büyüklüklerini geçen ülkelerdir. Bunlara "V ülkeleri" diyoruz. Üçüncü olarak büyük gelişmiş ülke grubu var. Bunlar krizi en şiddetli yaşayan ülkeler; ABD, Fransa, İngiltere, Kanada ve krizi şiddetli yaşamasa da Almanya. Bunlara ise "U ülkeler" diyebiliriz. Bu ekonomiler krizde düşüş yaşadı fakat kriz sonrası kriz öncesi seviyeye gelebildiler. Bu ülkeler artı (+) eksi (-) büyüdüler ve küçüldüler ama toplamda ekonomik büyümeleri sıfır oldu. Türkiye gibi ülkeler krizde küçüldüler ama krizden sonra daha çok büyüdüler. Dördüncü olarak ise krizden çıkamayan ülkeler var. Birtakım Baltık ülkeleri, Portekiz, İtalya, ve İspanya krizde ekonomileri küçüldü ve hala bu şekilde seyreden ülkeler bunlar. Dolayısıyla bir ayrışma var."

-"Almanya, Yunanistan'ın Avro Bölgesi'nden çıkma ihtimaline karşı olasılık planları yapmaya başladı"-

Krizden sonra ortaya atılan politikaların ayrışmayı kolay kolay ortadan kaldırmadığını ve şu an Avrupa'da yaşanan en önemli gelişmenin Yunanistan'ın Avro Bölgesi'nden ayrılıp ayrılmayacağı olduğunu, son zamanlarda bu olasılığın artmaya başladığını belirten Altuğ, "Piyasalar düne kadar buna yüzde 50 yüzde 50 derken, artık yüzde 75 yüzde 25 diyorlar. Bu çok büyük bir belirsizlik kaynağı. İktisatta riskten çok belirsizlik tehlikelidir. Şunu bilmiyoruz, Yunanistan avrodan ayrılırsa drahma ne kadar devalüe olacak- Yüzde 50 mi yüzde 70 mi, bunu bilmiyoruz. Yunanistan ticaretini diğer ülkelerle hangi kurallar altında yapacak- Yunanistan'da bankacılık sektörü ne olacak- Yunanistan'ın borçlarını kim ödeyecek- Yunanistan bütçe açığını nasıl kapatacak- Yunanistan nasıl borçlanacak- Bu olay Avrupa'daki diğer ülkeleri nasıl etkileyecek- Bir domino etkisi olacak mı- Dolayısıyla en büyük sorunlardan bir tanesi Yunanistan'ın avrodan çıkıp çıkamayacağı olup buradaki belirsizlik esas önemli nokta. Çok fazla belirsizlik olduğu için iktisadi faaliyet duruyor. Yunanistan'a şu anda turistler bile rezervasyon yaptırmak istemiyorlar. Drahma mı yoksa avro mu kullanacağım, drahma kullanırsam ne kadar para ödeyeceğim, avro kullanırsam ne kadar ödeyeceğim diye düşünüyorlar. Böyle bir belirsizlik iktisadi faaliyeti tamamen durma noktasına getiriyor ve bu Avrupa'yı da etkiliyor. Bu nedenle Almanya, Yunanistan'ın Avro Bölgesi'nden çıkma ihtimaline karşı olasılık planları yapmaya başladı. Ama bugüne kadar Almanya'nın ve Avrupa'daki diğer ülkelerin çekingen davranmalarının nedeni; yukarıda saydığımız belirsizlik etkilerinin ne olacağı. Yunanistan'daki bankalardan avrolar çekilip başka ülkelere yatırılıyor ve bunun Avrupa'ya sirayet etmesi durumunda, diğer Avrupa ülke bankalarından da avroların çekilme olasılığı arttığı için söz konusu durumun yaşanması Avrupa'daki bankacılık sistemini zayıflatacak bir gelişme ve bu durum Avrupalıyı çok korkutuyor. Çünkü bankacılık sektörünün çökmesi bir ekonomi için yaşanması en tehlikeli olaylardan bir tanesi" diye konuştu.

-Avrupa'da mevduat garanti fonu-

Bankacılık sektörünün tehlikeye girmesiyle, Yunanistan'ın Avro Bölgesi'nden çıkma ihtimaline karşı Avrupa'da mevduat garanti fonu kurulmasının ya da kurulabilme olasılığının düşünüldüğüne dikkati çeken Altuğ, "Avrupa'da bir kuzey-güney farkı var. Kuzey üretken. Almanya ne olursa olsun iş gücü maliyetlerini düşürerek, iş gücü piyasasını esnekleterek çok rekabetçi mal üretiyor. Dünya çapında pazarladığı küresel markaları var. Bir Apple üretmedi ama Mercedes, Audi, Siemens, Adidas gibi markaları var. Hollanda da öyle, Fransa da Avrupa'nın yumuşak karnı olmasına rağmen rekabetçi ülkeler. Güney'deki ülkeler ise Yunanistan'dan başlayarak iş gücü piyasalarının esnek olmamaları, avro ile beraber iş gücü maliyetlerin artmasıyla rekabetçi olamadılar. Oysa Yunanistan'da ne üretiliyor-" dedi.

Altuğ, Türkiye için burada çok önemli derslerin olduğunu vurgulayarak Yunanistan hakkında şu değerlendirmelerde bulundu:

"Yunanistan avroya geçtikten sonra çok hızlı bir şekilde tarımdan çıkış yaptı. Bugün Yunanistan gıda maddelerinin yüzde 40'ını ithal ediyor ve bu çok fazla. Tarımdan çıktı fakat onun yerine hiç bir şey üretmiyor. Turizm vardı, armatörlük yapıyordu ama onu da artık Güneydoğu Asya ülkeleri ve Çin yapıyor. Gemiler artık Çin bandıralı ve Yunanistan'ın armatörlük üstünlüğü de kayboldu. Turizm avro ile birlikte pahalı hale geldi. Yunansitan'ın birinci problemi üretmemesi, ikinci problemi ise herşeyi millileştirmesi, katı emek piyasası ve sanayisini millileştirmesi. Üçüncüsü de yolsuzluk ve vergi ödememe sorunu. Türkiye bunlardan çok büyük dersler almalı."

-"İnşaat sektörü, büyümenin kaynağı, lokomotifi olmamalı"-

Altuğ öncelikle "Tarım ürünleri önümüzdeki 50 yılda stratejik ürün olacak, küresel ısınma olursa belki petrol kadar önemli hale gelecek. Türkiye tarım ürünleri üretimiden çıkmamalı, daha akıllıca davranıp katma değeri yüksek şekilde üretim yapmalı. Çünkü bu bir tuzak. Tarım ürünleri üretiminden çok hızlı çıkarak biz nasıl olsa ithal ederiz anlayışı hakim olursa bir şok olur ve çok zor durumda kalırsınız. Tarımdan sanayiye ya da tarımdan şehre geçişi Türkiye çok iyi yönetmeli. Bu bence Yunanistan'dan alınacak bir ders" diye konuşmasını sürdürdü.

İkinci olarak da İrlanda ve İspanya'nın inşaat sektörünü pompolayarak büyüdüğünü anlatan Altuğ, "Türkiye'de de inşaat sektöründe bir büyüme var ama balon bir büyüme değil. İnşaat sektörü, büyümenin kaynağı, lokomotifi olmamalı"dedi.

Yunanistan'da diğer bir sorun da yolsuzluk, vergi ödememe ve kayıtdışı sektörlerle iş gördürmek olduğunu hatırlatan Altuğ,"Bence Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bu konularda da çok yerinde kararlar alıyor. Yolsuzluk, vergi ödememe ve kayıt dışılıkla modern bir ekonomi döndürülemez. Mutlaka kayıt dışı kayıt altına alınmalıdır. Türkiye bu konuda süreci başlattı, doğru hamleler yapıyor" diye konuştu.

İspanya'da bölgesel bankaların inşaat sektörüne çok fazla kredi verdiğini ve kredilerin geri ödenmeme riski olduğunu, bu nedenle İspanya'da bankacılık sektörü sorununun varlığına dikkati çeken Altuğ, bankacılık sektörünün mutlaka güçlü tutulması gerektiğini vurguladı.

Dünyanın ilk sorununun Yunanistan'ın durumu ikincisinin ise Çin ekonomisindeki yavaşlama olduğunu söyleyen Altuğ şöyle konuştu:

"ABD ve Avrupa ekonomilerinin hala yavaş ve durağan seyrettiğini düşünürsek, Çin ekonomisi dünya ekonomisinin büyümesine katkı sağlıyor. Çin ekonomisi takip edilmeli. Çin hükümeti kriz sonrasında altyapı yatırımları ve diğer yatırımlar için 575 milyar dolarlık paket açıklayarak ekomominin yavaşlamasını önledi. Çin neredeyse taşralara kadar altyapısını, yatırımlarını tamamladı. Peki büyüme nereden gelecek- Tüketim de azalmaya başladı, konut sektörüde yavaşlamaya başladı. Çin'e bundan sonra ne olacak- Çin ne kadar daha yatırımla büyüyebilecek- Bu soruların cevap bulması gerekiyor. Küresel kriz ABD'den başlamış olsa dahi hala ABD ekonomisi dünyanın en büyük ekonomisi. ABD'nin varlıkları, şirketleri, sermaye stoğu, borsalarının değeri, çok güçlü inavasyonu ve üniversiteleri var."

-"Türkiye'de yabancı mallara karşı aşırı bir tüketim eğilimi mevcut"

Altuğ Türkiye ekonomisi hakkında şu değerlendirmelerde bulundu:

"Türkiye'nin genç bir nüfusu var ve bunlar tüketmek istiyor ki bu çok normal bir durum. Ama Türkiye'de yabancı mallara karşı aşırı bir tüketim eğilimi mevcut. Biz de kendi malımızı görmeme ve yabancı düşkünlüğü sorunu var. Harcama kendi başına kötü değil ama o harcama nasıl olmalı. Türkiye bunu yönlendirebilir. Tasarruf açığı olduğu için yatırım talebi de yüksek Türkiye'de. Altyapı yatırımları, metrolar, yollar yapılıyor. Bunlar için hükümeti takdir ediyorum. Ama bu yatırımların finansmanı var. Bu yatırım talebinin finansmanı nereden karşılanacak- Güneydoğu Asya ülkeleri yatırım talebini yerli veya yersiz büyük ölçüde içerden karşılıyor. Bu da bir nevi sigorta görevi görüyor. Dışarıda ne olursa olsun sizi etkilemiyor. Çin ekonomisinin iyi tarafı, devlet borcunun GSYH oranının düşük olması ve bankaların kötü borçlarının payının az olması. Eskiden borç krizi denildiği zaman Arjantin, Türkiye, Meksika hatırlanırken, şimdi borç krizi gelişmiş ülkelerde yaşanıyor. Gelişen ülkeler krizlerden ders aldılar, borçluluklarını azalttılar ve yatırımlarını kendi kaynaklarından sağladılar. Türkiye arada bir yerde. Borçluluğu az, bankacılık sistemini güçlendirdi sadece cari açığı var. Üreticilerimiz kendi markalarını üretmelidir. Fransızlar ve İtalyanlar asla kendi markalarının dışında marka kullanmazlar. Bu tür anlayışların bizde de olması gerekiyor. Türkiye tüketimini dışarıdan çok içeriye çevirmeli. Türkiye'de 10-100 liraya üretilen bazı lüks tüketim markaları 100-1.000 liraya satılıyor ve biz o markaları satın alıyoruz. Giyim ve dericilik sektöründe markalara ihtiyacımız var. Türkiye'nin cari açığını kapatması için küresel markalar oluşturması gerekiyor. Hükümet cari açığın azaltılması konusunda da iyi adımlar atıyor. Hükümet bunları yaparken, toplumu da yerli marka tüketmesi konusunda eğitmeliyiz. Biz kendi kültürümüzü unutup gitmişiz. Kendi kültürümüze önem vermeliyiz. Cari açık bunlar yapılırsa çözülür. Üretim zincirlerinde Türkiye yukarı çıkmakta zorlanıyor. Üretim zinciri sürekli yükseliyor. Sanayicilerimiz Ar-Ge'ye biraz daha para ayırmalı"

"Yunanistan emeklilere aylık 3 bin avro veriyor. Bizde de emekli maaşlarının artması isteniyor. Hesapsız bir şekilde biz de emekli maaşlarını artırırsak Yunanistan gibi oluruz. Hesapsız bir şekilde harcamaları artırırsak devlet açığımız büyür ve cari açıkla birlikte çift (ikiz) açığımız olur. Bu durum daha tehlikeli olur. Enerji fiyatlarının kısa vadede düşeceğini sanmıyorum. Türkiye hep çetrefilli bir bölgede yaşamış. Türkiye çevresel risklerden korunmak için yenilebilir enerjiye yönelmelidir. Hatta nükleerin en modern ve güvenilir olanı bile düşünülebilir. Türkiye'de belli bir jenerasyon geçmişini, yaşadığı yeri görmüyor ve algılamaz hale geldi. Tabiatımızı dahi unutmuşuz. Kare beton apartmanlarda oturup modern olduk zannetmişiz. Modernlik o değil. İngiltere, Avrupa en ufak çöpünü bile korumaya çalışmış. Modernlik bence Türkiye'de biraz yanlış anlaşılmış. Hükümeti camileri, vakıfları tadilattan geçirdiği için takdir ediyorum. Anadolu'da da çok güzel yerlerimiz var, tabiatımızı korumalıyız. Türkiye bunları yaparsa modern bir ülke olur ve Avrupa Birliği'ne girmesine de gerek olmaz. Türkiye dış ilişkilerde de ağırlığını koruyor ve kendi çıkarlarını savunmak durumunda. İran'la bir savaş Türkiye'nin lehine olmaz. Türkiye orta yolu bulmaya çalışıyor. Savaş ne zaman kimin lehine olabilir ki. En azından bizim lehimize değil"

"Merkez Bankası kriz döneminde durumu iyi idare etti. Krizden çıktık. Bundan sonra cari açığı düşürme yönünde tedbir almayı sadece Merkez Bankası yapamaz. Cari açığı bireysel emeklilik sistemleri (BES), girdi tedarik sistemleri (GİTES) ve markalar çözecek."

-"Türkiye'de orta gelir tuzağı var"

Altuğ, Türkiye ekonomisinin geleceği hakkında ise şunları ifade etti:

"Türkiye için şöyle bir tehlike var, orta gelir tuzağı. Belli bir gelire geliyorsunuz, belli bir tüketim ve gelir seviyesine geliyorsunuz, fakat ondan sonra gerekenleri yapmadığınız için orada tıkanp kalıyorsunuz. Meksika ve Türkiye gibi ülkeler için 'orta gelir tuzağı' var. Buradan çıkmak için çok çalışmak gerekiyor. Türkiye için hükümetin yaptıklarını destekliyorum"

"Türkiye'de kısa vadede kriz beklemiyorum. Türkiye küresel krizden çıkışı oldukça başarı bir şekilde gerçekleştirdi. Bundan sonra dünyada çok büyük belirsizlik olsa da Türkiye kendisi için gerekli olan politika seçeneklerini yürürlüğe koyuyor. Hükümet orta vadeli politikaları Türkiye'nin ihtiyaçları doğrultusunda yürürlüğe koymaya çalışıyor. Bu da beklentileri yüksek tutuyor Türkiye hakkında. Dünya'daki beklentiler de çok önemli. Doğru hamleler atarsanız beklentiler yükselir. Beklentiler yükseldikçe ekonomi iyiye gider. Sizin yaptığınız doğru hamleler daha çok meyve verir. Avrupa'da beklenti sorunu var. Türkiye'de ise beklentiler olumlu ve hükümetin attığı politika adımları beklentileri besleyecek şeyler. Kredi değerlendirme kuruluşları demokrasi üstü, toplumların hegomenya üstü birer unsuru haline geldi. Bunlar devletleri yönetiyor peki bunları kim yönetiyor, kim denetliyor- Hiçbir demokratik kısıta tabi değiller. Kredi derecelendirme kuruluşları çok hata yaptılar. Zamanında bir sürü Avrupa ülkesine yüksek notlar verdiler. Hatalı olmalarına rağmen denetim dışındalar. Toplumların geleceği, toplumun içerisinden çıkan demokratik tartışmalar sonucu belirlenmeli. Kredi derecelendirme kuruluşlarının söylediği ile olmamalı. Türkiye'nin geleceği yatırımcıların, toplumun içindeki demokratik tartışma zemini ile belirlenmeli. Bunlar demokrasi dışı ve denetim dışı kuruluş haline geldiler. BRİC ülkeleri ya da gelişen ülkeler bir araya gelerek derecelendirme kuruluşları kurabilirler. Zaten dünyadaki gelişmiş ve gelişen ülkeler arasındaki ekonomik ayrışma mutlaka uluslararası kuruluşlara da yansıyacak. Kredi derecelendirme kuruluşları bunlardan biri."

Yayıncı: Affan Kulunyar

Kaynak: AA

Ekleme Tarihi: 11.06.2012 12:17

Diğer Yerel Haberleri






EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
DİZİ - MAGAZİN
VİDEOLAR
FOTO GALERİLER
SON HABERLER
E-POSTA LİSTESİ
© Tüm Hakları Saklıdır. Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.