Anasayfa
RSSMOBİL
Sakarya Fırat Yeni Bölüm Fragmanı İzle: 147.Bölüm

Sakarya Fırat Yeni Bölüm Fragmanı İzle: 147.Bölüm

Sakarya Fırat

Sakarya Fırat’ın Son bölümünde yine izleyenleri ekrana kilitledi. Yeni bölümü (147. Bölüm) 16 Mayıs’ta ekrana gelecek dizinin özeti ve fragmanını bu sayfadan izleyebilirsiniz.

Sakarya Fırat’ın 16 Mayıs'ta TRT 1’de ekrana gelecek yeni bölüm (147. Bölüm) fragmanı yayınlanmıştır. Dizinin son bölümünü kaçıranlar veya yeniden izlemek isteyenler BURADAN izleyebilir.

8 Mayıs’ta yayınlanan son bölümünde Teo ile beraber Çeliktepe Karakolu’nu basan ve daha sonra ise Osman Kanat ve Poyraz Timi tarafından kıstırılan Jiyan TEO'nunda kendisini terk etmesi ile beraber tek başına kalıyor ve ne yapacağını şaşırmış bir durumda kalmıştı. Öte yandan jiyan ise çevrede bulunan bir köye sığınarak arkadaşlarından yardım bekler. Bu arada bu köye giden Sema ise Jiyan'ın tuzağına düşüyor ve tüm bu olup bitenlerin cevabını bu akşam yayınlanacak olan yeni bölümde bulabilirsiniz.

Yorumlar

Mahmut: Möherrem senin yüzün kösele gibi tabi... (Bu Mahmut çok fena ya, yangına körükle gitmese olmaz tabi...)

Durali: Herhangi bir kabahate de göz yummamız söz konusu değildur. Bunu açık seçik bilmenuz lazım. İşte baak! Böyle bir vukuata karışan askerin cezası, hapistir.

Muharrem: Anaa! Yandık.

Mahmut: Abooo!

Durali: Bu ceza nizami olarak infaz edilecek. O asker akşam içtimasına kadar hapiste kalacak. Akşam bulaşık yıkama faaliyetinde bulunacak, gece de bir üç nöbetini uçç mevzide tuttuktan sonra cezasını tamamlayacaktır. (Duyanda sosyal faaliyet listesi sıralıyor sanır, çekip vursaydın daha mı iyiydi ne be komutanım…)

Muharrem: Yaktınız lan beni, çıra gibi yaktınız be!

Durali: Herkes işinin başına. Marş marş…

Askerler: Emredersiniz komutanım.

Durali: Taner…

Taner: Emret komutanım.

Durali: Hazırluğunu yap. Her şey kitabına uygun aslanum, karişmam bak. (Ne kitabı bu ya?)

Taner: Emredersiniz komutanım.

Durali: Öyle nöbetçisi falan, her şey nizami…

Taner: Emredersiniz.

Durali: Şişşş, bağa bak. Habu Gülüm maymunu da bunun başina nöbetçi dik, akşama kadar kavga etsinler ula! (Yuhh yani…Çocuğu maymun etti…)

Taner:Emredersiniz komutanım

Çavuş: Vakit geldi çattı, hazır mısın Muharremcim...

Muharrem: Yaktınız ulan beni, yaktınız.

Mahmut: Sen kader mahkumusun gamlanma, sayılır gün çabuk geçer aldırma(Kaşınıyor bu Gülüm de ama ya...)

Muharrem:Sen sus ulan şişe mantarı...

Çavuş: Ya yapmayın, ayıp yaaa…

Muharrem: Lan hepsi senin yüzünden ya, iftiracı herif, boşboğaz, yalancı herif ya! Yazıklar olsun sana… (Muharrem'de şu sıfat türetme işini Gülüm'den hafiften kapmış gibi...)

Mahmut: Bana niye kızıyorsun ya gülüm, ben sadece komutanlık makamına kendi fikrimi söyledim.

Muharrem: Oğlum başlatma ya gülünden bülbülünden. Darbuka, zilli maşa, dangalaaak. (İkinci posta sıfatlar...)

Mahmut: Neeee ama, yeter yaaaa..;Olmaz, ayıp oluyor ama, burada nöbet başındaki görevci askere…Ihhh..Çavuşum müdahale edin ama…

Çavuş: Yahu hadi artık ama ooo…

Mahmut: Hadiii, yüz kızartıcı suçu olan mahkumlar önden lütfen...

Muharrem: Ya çavuşum ya, didiği lafa bak ya…

Çavuş: Yapacak bir şey yok…

Muharrem: Didiği lafa bak, sen var ya sen…

Mahmut: Oooo, herkeste bize kızıyor… 

Muharrem: Bismillah. Yattım sağıma, döndüm soluma, iki melek geldi yanıma, şahidim olsun dinime imanıma. Yattım beni kaldır Allah, rahmetine daldır Allah, cennetine aldır Allah! (Amiin...)

Mahmut: Allah Allah…Herifinki sanki dua değil, destan ha! (Muharrem sessizce okumaya devam ediyor) Möherreeem. Demin okumadın mı gülüm ya! Möherreem…

Muharrem: Ne vaar! Müfteri adam, çukur herif, ne vaar!

Mahmut: Aaa…Müfteri dedin, çukur dedin. Halbuki ben ne kadar dua okuyorsun, destan gibi diyecektim.

Muharrem: Ben senle konuşmuyom.

Mahmut: İnsan badisiyle konuşmaz mı gülüm, öyle saçma şey olur mu ya! (Badi ne ya…)

Muharrem: Ya ben artık senin badin falan olmak istemiyorum. Yarın söyleyecem Durali Başçavuşa, beni o zehirli yılanla badi falan yapma arkadaş diycem, değişelim diycem ya!

Mahmut: Eyi…Tamam…Söyle…Aynen böyle konuş…O da sana desin ki, Möherrem, şu dergiyi çıkar da birlikte bakalım, desin.

Muharrem: Yalnız Mahmut biliyon mu! Suçsuz yere iftira yiyen adamın ecri çok büyük olur çook! Ama sen, o alnındaki kara lekeyi nasıl sildirecen, bilemiyom artık.

Taner: Len, bi susun artık leen…Yahu arkadaş, siz günün 24 saati didişmeyi nasıl beceriyorsunuz ya!

Hasan: Uyuyun arkadaşlar uyuyun. Komandonun az konuşanı makbul...

Sayit: Mesela ben…(Burada öyle bir konuşuyordu ki, ne dediğini anlamak için decoder lazımdı...)

Hasan: Ah, Sayit’i örnek alın...

Muharrem: Ya Sarı Hoca, ya ben bu mapusta düşündüm de…

Hasan: Ya oğlum, ya Muharrem. Ya hapis dediğin topu topu dokuz saat ya! Allah Allah!

Muharrem: Hocam dokuz saat ama iftira duvarları arasında geçen azap dolu bir dokuz saat.

Hasan: Ha subhanallah…

Mahmut: Kafayı yedi bu orda kafayı yedi. Hihihihi….

Hasan: Ha, sen çok normalsin, Allah’ım ya Resulullah… ( Hay ağzına sağlık be Hocam...)

Taner: Tamam beyler hadi yatın, hadi gözünüzü seveyim hadi….

Ekleme Tarihi: 09.05.2013 21:35, Son Güncelleme: 16.05.2013 08:49

Etiketler
Sakarya Fırat Son Bölüm İzle
Sakarya Fırat İzle
Sakarya Fırat Fragman
Diğer Sakarya Fırat Haberleri
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
DİZİ - MAGAZİN
VİDEOLAR
FOTO GALERİLER
SON HABERLER
E-POSTA LİSTESİ
© Tüm Hakları Saklıdır. Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.