Anasayfa
RSSMOBİL
Şok İddia! Fethullah Gülen Ermeni mi?

Şok İddia! Fethullah Gülen Ermeni mi?

Güncel

MHP Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, Fetullah Gülen'in Ermeni olduğunu iddia etti.

Halaçoğlu, tutanaklarda Abdullah Öcalan'ın Said-i Nursi'nin Ermeni köyünden olduğunu söylemesini de ilginç bulduğunu ifade ederek, 'Madem ki bu yolu açtılar. Gelin hep birlikte araştıralım. Gülen'in köyü ne köyüydü, Öcalan'ın köyü ne köyüydü' diye beyanıyla Fetullah GÜLEN’in Ermeni kökenli olduğunu mu ima etti?

yusuf_halacoglu.jpg

Yusuf Halaçöoğlu’nun “gelin hep birlikte araştıralım” diyerek tartışmalara ayrı bir boyut kazandırması (Sayın Gülen’in Ermeni kökenli olması) sosyal paylaşım platformlarında günün en çok tartışılan konusuydu.
Gazeteci Yazar Murat ALPEREN de sosyal paylaşım platformlarında ki tartışmalara müdahil oldu. 
Gazeteci Yazar Murat ALPEREN’in sosyal paylaşım platformlarındaki beyanları ve konu ile ilgili makalesi;
“Halaçoğlu, tutanaklarda Abdullah Öcalan'ın Said-i Nursi'nin Ermeni köyünden olduğunu söylemesini de ilginç bulduğunu ifade ederek, 'Madem ki bu yolu açtılar. Gelin hep birlikte araştıralım. Gülen'in köyü ne köyüydü, Öcalan'ın köyü ne köyüydü' diyerek nihayet konuştu...
Fetullah GÜLEN ermeni kökenlidir ve bizzat büyük dedeleri Ezurum'da Türklere yapılan soykırımda aktif görev almıştır. Yalansa araştırın...”
“Yusuf Halaçoğlu'nun Fetullah Gülen'in köyünün Ermeni köyü olarak gündeme getirdiği dolaylı olarak Fetullah Gülen'in Ermeni kökenli olduğunu ima ettiği iddialara şaşıran Erzurumlu hemşehrilerim;
Erzurumun köylerinde yıllarca Ermeni papazlar imamlık yapmıştır, Erzurumlu arkasından namaz kıldıkları imamların 1915 yıllarında Ermeni çetelerin başında görünce ‘vışşş…’ dedikleri de aşikar gerçektir...
Erzurumun yaşlılarına sorun bu tür yaşanmışlıkların binlercesini anekdot olarak size anlatsın...”
FETULLAH BEY! 
ÇEK MÜNAFIK ELİNİ, ÜLKÜDAŞLARIMIN VE TÜRK ADLI KUTSALİYETİMİZİN ÜZERİNDEN 

Bizler kalemimizle iki satır yazı yazarken, Genel Başkanımızın-Genel Merkezimizin açıklamaları ve Genel Başkanımızın basın danışmanlarının yazılarındaki üslubu örnek alırız.
Genel Başkanımızın işaret etmediği veya gündeme getirmediği olayları veya kişileri yazmak gibi bir had aşma girişiminde bulunmayı dahi, teşkilatımıza ihanet olarak algılarız. 
Genel Başkanımız ve Genel Merkezimiz sertleşirse, bizde kalemimizle sertleşiriz.
Genel Başkanımızın basın açıklamalarını takip ederek, bir konuda hassas davranılması gerekiyorsa, bizlerde hassasiyetle konuya yaklaşır, kalemimizin hareket alanını belirleriz.
Sadece kalemimizin mi?
Hayır, 
Kalem tutan ülkücü yazılarının hareket alanını, kahvede oturan ülkücü sohbetinin hareket alanını, devlet kadrosu olan ülkücü sabır alanını, partide görev alan ülkücü görev ve söylev alanını, kısacası; yaşamımızı teşkilat-lider-doktrin üçleminde A’dan Z’ye dizayn ederiz, en azından etmeye çalışırız.
Bazen görürüz görmezlikten geliriz…
Korkumuzdan mı?
Sindiğimizden mi?
Asla…
Bazen duyarız duymazlıktan geliriz, biliriz ki; 
Liderimiz en iyisini bilir.
Gerekli yerde, uygun zamanda gerekli müdahaleyi yapacağından eminizdir.
Başbuğumuz Alpaslan Türkeş’le var olma sürecini başlatan ve o var olma sürecinde, döneklerin O dönekler ki: 12 EYLÜL’ün hemen sonrasında cezaevinden “Türklük için mücadele eden bedenlerimiz, bundan sonra İslam’i Cihat'ta canlı bomba olacaktır” sloganı ile başlayan manifestolar yayınlarken, Başbuğ’a “Türklük ve Cumhuriyet sevdanızdan vaz geçinle başlayan, tehdit mektupları yazıyorlardı.
Dün,Yeşil Kuşağın İslamcılarıyla işbirliği yapan bu güruh, bugünde CIA’nin kontrolündeki cemaatlerle,Türk düşmanlığı noktasında yine sahnedeler.
Bu her dönemin döneklerinin ihanetine rağmen büyüyen, kök salan Türk Milletçisi ruh, artık Devlet Bahçeli Bey ile kurumsallaşıp, iktidara yürümektedir. Aykırı bir davranış, iktidara yürüyen Türk Milletçisi ruhun, kurumsal beden haline geldiği MHP’ye gölge olmaktır.
Gölge olmak Türklüğe ihanetin ayrı bir motifidir.
MHP Parti İçi Yöneticilik Okulunda bulunduğumuz esnada, bir MHP Milletvekili ile sohbetimiz esnasında, Fetullah GÜLEN ve Cemaati ile ilgili düşüncelerini sormuştum.
Milletvekilimiz “hassas bir konu, ellerindeki medya dönem dönem ülkücülere saldırıyor ama hele sabredip izlemekte yarar var, Cemaatinin mensuplarının kendileri değilse de, birçoğu ülkücü ailelerin çocukları hele sabır…”diye bir tespitte bulunmuştu.
Evet haklıydı. 
Sohbet ettiğim Cemaat mensuplarında, bende bunu fark etmiştim.
Birçoğunun da beyinlerine sanki format atılmıştı, halisane niyetlerle kandırıldıkları bir gerçekti.
Keza bende çocukluk yıllarında, Erzurum’daki evimizde Babam Fetullah GÜLEN’in kasetlerini dinler, o ağladıkça hüzünlenir, bende Babamın bu hüzünlü haline ve kasetteki şahsın ağlamasına dayanamaz, bende ağlardım.
Bizim evimizde ve büyüdüğüm ocaklarda hiçbir zaman, bu şahıs hakkında kötü söz söylenmezdi.
Hatta Başbuğ Alpaslan Türkeş “benim cenaze namazımı Fetullah GÜLEN kıldırsın” diyebilecek kadar, ülkücü camianın da saygı duymasını sağlamıştı.
Ben ve benim gibi birçok ülkücü, sırf bu yüzden sevmesek de, saygı duyup Başbuğumuzun hatırına kötü söz söylememeye dikkat ettik.
Ama
Hooop Hoca Efendi!
Her şeyinde bir sınırı var.
Sabır dediysek, hatır dediysek, Baba - Başbuğ nasihati dediysek, çöl gülü taşı (Sabır Taşı)da değiliz. 
Senin ve CIA kontrollü şakirtlerinin her iftirasında, şükür çekip “yine gel” diyecek Mevlana'da değiliz.
Her yalan senaryolarla düzmeze operasyonlarda cezaevine atılsak da korkup sinecek hiç değiliz.
Babasını asan cellâda âşık olan, nağmeler dizen, Yahudi kızı hiç değiliz.
Genel secimler öncesi benim ve ülküdaşlarımın düzmece bir senaryoyla MHP’nin Diyarbakır Mitingi öncesi tutuklanışımız akabinde benim ve ülküdaşlarım hakkındaki iftira dolu masumiyet karinesini çiğnercesine nezdimizde, ülkücüleri karalama seferberliğinde şahsının ve şakirtlerinin şirki ölçü alman-almanız , ne derece Müslüman kılığına girmiş münafık olduğunun, dünyada bedenini bulmuş şeytanın ta kendisi olduğunun, taraftarlarının da Hizbulşeytanlar olduğunun göstergesidir.
Evet, sen bir şeytansın.
Yanlış anlama bunu ben idea etmiyorum ilk seni ve şakirtlerini şeytan diye ananda ben değilim.
Sayın Başbakanımız Recep Tayip Erdoğan her toplantısının da adın geçtiği zaman senden “Ağlayan Şeytan” diye bahsedermiş ben şahsen duymadım. Kaynak: Hasan Hüseyin MEMİŞ’in “CACIKİSTAN” adlı kitabı yalansa da bu kitap yayınlandıktan sonra tekzip edildiğini duymadım araştırmalarıma göre de bu noktada açılmış bir dava yok.
Evet, şakirtlerin de senin gibi bir şeytanın ideallerini, ideal edinen Hizbulşeytanlardır.
Ey Hoca Efendi!
Diyette bitti, saygıda…
Sanırmısın ki; 
Dedenin, Pasinlerli İbrahim Bey’in hizmetkârlığını yapan bir Asala zihniyetli Ermeni olduğunu bilmiyoruz…
Sanırmısın ki; 
Ağlama sebebinin, gerçekte gençlik yıllarında, bir Erzurumlu ailenin kızına sevdalanıp ta, istediğinde Erzurumlu ailenin de,Ermeni olmandan dolayı değil de Türk katliamında görev almış eli kanlı bir Asala zihniyetli Ermeni ailesinden gelme bir, ermeni soylu olmanı bilmesinden dolayı, kızı sana vermediklerini…
Ve 
Her ağlayışında, buna sebepten kin gözyaşlarını akıttığını, evlenmeme sebebinin de; 

Ekleme Tarihi: 02.03.2013 10:42, Son Güncelleme: 02.03.2013 10:46

Diğer Güncel Haberleri






EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
DİZİ - MAGAZİN
VİDEOLAR
FOTO GALERİLER
SON HABERLER
E-POSTA LİSTESİ
© Tüm Hakları Saklıdır. Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.