Akşener, 'Bu iktidar, milletimiz için pandemi kadar tehlikeli'

Akşener, 'Bu iktidar, milletimiz için pandemi kadar tehlikeli'

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener,partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin yaptığı açıklamalarda iktidara yönelik eleştirilerde bulundu. Koronavirüs vaka sayılarının aylarca vatandaştan saklandığını söyleyen Akşener, "Herkesi kandırabileceklerini sandılar ancak sadece kendilerini kandırdılar" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hâlâ siyasi kavga peşinde olduğunu belirten Akşener, milletin canının derdinde olduğunu ve cumhurbaşkanının ülkenin birliğinin sembolü olması gerektiğini söyledi. Akşener, bu iktidarın millete artık hiçbir faydası olmadığını söyleyerek sözlerini şu şekilde sürdürdü"

"Bu iktidar, ömrünü tamamlamıştır.Bu iktidar, millet iradesine değil, sarayzadelerin keyfine teslim olmuştur. Bu iktidar, milletimiz için pandemi kadar tehlikeli bir hale gelmiştir" şeklinde konuştu.

"ZARARIN NERESİNDEN DÖNÜLÜRSE KARDIR"

İktidara acilen 14 günlük sokağa çıkma yasağının uygulanması için çağrıda bulunan Akşener, yasak uygulanırken vatandaşın mağduriyetinin de göz önüne alınması gerektiğinin altını çizdi. Vaka sayılarındaki artışlara rağmen iktidarın bunları dikkate almayarak tam gün yasak ilan etmemesine "Zararın neresinden  dönülürse kardır" ifadelerini kullanarak tepkisini gösterdi.

Yeni yıla yaklaşırken asgari ücret önerisini de gündemine alan Akşener, brüt asgari ücretin 3000 liraya çıkarılmasını, asgari ücretli çalışanların brüt kazancını tamamının ödenmesi gerekliliğini savundu.

Yaptıkları uyarılara rağmen iktidarın kendilerini dinlemediklerini ve pandemi için yeterli önlem almayarak vatandaşın hayatını riske attıklarını söyleyen Akşener, bu işin bedelinin ağır olacağını belirtti.

Akşener yaptığı açıklamalarını söyle sürdürdü:

"Aylarca vaka sayılarını saklayıp, sadece hasta sayılarını açıklayarak, herkesi kandırabileceklerini sandılar. O da olmadı. Sadece kendilerini kandırdılar. Memlekette pandemi başını alıp, dünyada üçüncü sıraya çıkınca, Bu sefer dönüp dünyayı işaret edip, dediler ki, 'Bakın her yerde tablo vahim.'

Sayın Erdoğan; aylardır, 'Çok iyi durumdayız. Zaten 'şehir hastanelerimiz var' diye caka satarken iyiydi de, dünyadaki duruma işaret etmek şimdi milletimiz virüsten kırılırken mi aklına geldi? Ayıptır, günahtır. 83 milyonun vebalini taşıyorsunuz. Ama daha bunun ağırlığını bile kavrayamıyorsunuz.

Evet, dünyada durumu kötü olan ülkeler var. Ama, ikinci dalgaya karşı, kendini koruyabilmiş ülkeler de var. Sizin işiniz, kötü olan ülkeleri göstermek değil, Türkiye’yi durumu iyi olan ülkeler arasına sokmaktı. Ama söz konusu olan vatandaşlarımızın canıyken bile; siyaset iletişimiyle, algı yönetimiyle, propagandayla sorumluluktan kaçabileceğinizi sandınız.

Canı yanan milletimizin, yaşadığı gerçek ortadayken, yalanların yatsıya kadar süreceğini, gerçeğin kapımızı çalacağını görmediniz. Artık yüzlerinizde, milletine yalan söylemiş bir iktidarın, kapkara lekesi var. İlk seçimde milletimizin karşısına bu lekeyle çıkmak zorunda kalacaksınız."

"İKTİDAR OLARAK GÖREVİN VATANDAŞLARI KORUMAKTI"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın görevinin vatandaşı korumak olduğunu söyleyen Akşener, "Dava arkadaşlarım; Peki sonunda ne oldu? Pandemi ülkemizi sardı. Onlarsa işi götürüp, varlıklarıyla gurur duyduğumuz, sağlık ordumuzun sırtına yıktılar. Sorumluluğu, önerilerine kulak asmadıkları Bilim Kurulu’nun üzerine yıktılar. Ardından da vatandaşlarımızı suçladılar. Sen mitingler yapıp, millete çay atmakta sakınca görmeyince, elbette her şeyin yolunda olduğunu düşünüp, kurallara uymayan vatandaşlarımız oldu. Ama iktidar olarak senin görevin, bütün vatandaşlarımızı koruyacak önlemleri almaktı.

Hayatı paradan puldan, yönetmeyi de, eşi dostu zengin etmekten ibaret sanan bir zihniyetin ülkemize faturası ağır oluyor. Bakıyorsunuz, yine ellerini yıkamışlar, yine hiçbir suçları yok…

Yok öyle yağma sayın Erdoğan! Ekonomiyi damadının, pandemiyi de vatandaşın üzerine yıkıp bu işten elini yıkayıp çıkamazsın.

Madem tek adam düzenini kurdun, o zaman tek sorumlu var, o da sensin. Madem siyasi rantın, kırıntısını görünce üzerine atlıyorsun, başarısızlıkları da bir zahmet üstleneceksin" dedi.

ERDOĞAN AŞI ÜCRETSİZ DEDİ GÜLER MİSİN, AĞLAR MISIN?

Pandeminin ikinci dalgasının Türkiye’ye pahalıya mal olduğunu bildiren Akşener, bu süreçte laf kalabalıkları yerine acilen somut adımlar atılması gerektiğinin altını çizdi. Akşener milletvekillerinin sürekli süreci yakından takip ettiklerine değinerek, "Milletvekillerimiz soru önergeleri verdiler, kanun teklifleri verdiler. Milletin sesi olmaya, milletin gerçeklerini iktidara anlatmaya çalıştılar.

Mesela dediler ki; “Türkiye’ye getirilecek aşılar, tüm vatandaşlarımıza ücretsiz yapılsın.” Hepimizin sağlığı için yaptığımız bu öneri, Cumhur İttifakı'nın oylarıyla reddedildi. İktidarın vekilleri reddetti ama sayın Erdoğan dün akşam çıkıp, “Aşılar ücretsiz yapılacak” dedi. Güler misin, ağlar mısın?

Mesela milletvekillerimiz dedi ki; “Pandemi nedeniyle işyerini kapatmak zorunda kalan işletmelere, 2021 yılı bütçesinde ödenek konulmadı. Esnafımıza 6 ay süreyle, aylık 2 bin lira destek ödemesi yapılsın.” Esnafımızı ferahlatmak için yaptığımız bu öneri, Cumhur İttifakı'nın oylarıyla reddedildi.

Peki dün akşam bu konularda tek bir söz duyan oldu mu? Yok. Siyasi ranta gelince topa giren sayın Erdoğan, esnafa gelince ıslık çalmayı tercih etti" ifadelerini kullandı.

"İKTİDARIN TEK DERDİ KOLTUKLARI"

Akşener, tüm isteklerinin iktidar tarafından reddedildiğini söyleyerek şöyle devam etti: "Dava arkadaşlarım; Milletimiz için istedik, Cumhur İttifakı reddetti. Esnafımız için önerdik, Cumhur İttifakı reddetti.

Oysa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, milletine ücretsiz aşı yapabilecek bir devlettir. Oysa, Türkiye Cumhuriyeti zordaki esnafına, aylık 2 bin lira destek verebilecek bir ülkedir. Ama maalesef Türkiye’yi yöneten bu iktidar, milletimizi önemsemiyor, Esnafımızı önemsemiyor. Millet namına iyi olan ne varsa, küçük ortağıyla birlikte parmak kaldırıp engel oluyorlar. Tek dertleri var, o da koltukları…

Bunun son örneğine Sayın Erdoğan’ın dün akşamki konuşmasında hep beraber şahit olduk. Milletimiz dün akşam Cumhurbaşkanı’nın konuşmasını bekledi. Ne diyecek, nasıl önlemler açıklayacak, merak etti. Çünkü bütün bilgiler onda. Yetki onda. İmkan onda. Ama o gitti, yine yarım yamalak önlemler açıkladı. Siyasi hesaplarla, ürkek adımlar atıp, milletin sağlığını, canını riske atmaya devam ediyorlar. Bilim insanlarının tamamı en az 14 günlük kapanma diye ısrar ediyor. Sayın Erdoğan’ın umurunda değil.

Millet canının derdinde, ülkenin birliğinin sembolü olması gereken Cumhurbaşkanı, hâlâ siyasi kavga peşinde. Bıkmadın mı sayın Erdoğan? Millet canının derdinde, canının. Önce birlik diyorsun, sonra o birliği sen parçalıyorsun. Böyle bir dönemde, en son ihtiyacımız olan kamplaşmak, kavga etmek. Ama sen hala ötekileştirme, kamplaştırma peşindesin.

Böyle olmaz Sayın Erdoğan! Böyle devlet yönetilmez. Yapma! Gün, siyaset yapma günü değil. Gün, topyekûn mücadele günü.

Felaket geldi kapımıza dayandı. Yaraları sarmak yerine, kafa göz yarmak, devlet insanlığına sığmaz. Sana düşen, millete örnek olmak, rehber olmak, bu cendereden en az hasarla çıkmamızı sağlamak. Sana düşen, nasıl ölmeyeceğiz, onu anlatmak.

Sana düşen, esnafımıza, çalışanlarımıza hangi destekleri vereceksin, onu anlatmak. Sana düşen, vatandaşlarımızdan ne bekliyorsun, sen onlara ne vereceksin, bunları anlatmaktır."

 SİYASİ RANT KOVALAMA ZAMANI DEĞİL

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın pandemi sürecini kötü yönettiğinden yakınan Akşener, herkesin durumun farkında olduğunu söyledi. Erdoğanın artık rant peşinde değil de halkın peşinde koşması gerektiğini vurgulayarak, "Bu millet tarihini de, değerlerini de, senden önce olduğu gibi, senden sonra da korumasını bilir. Şimdi bütün mesele, milletin canını, birliğini, dirliğini, sağlığını korumak. Bunları nasıl yapacaksın sen asıl onu anlat!

Sayın Erdoğan; salgın sürecini kötü yönettiğinizi, tedbirlerde geç kaldığınızı, artık herkes biliyor. Gerçeklerle yüzleşme vakti, artık geldi de geçiyor. Derhal 14 günlük sokağa çıkma yasağını uygulayın.

Zaman, Türk Milleti’nin sağlığını, canını koruma zamanı, siyasi rant kovalama zamanı değil.

DEVLET, 'TİCARİ SIR MASKESİNİN ARDINA SAKLANAMAZ'

Akşener konuşmalarında geçtiğimiz gün Katar'a satılan Borsa İstanbul'un yüzde 10 hissesi hakkında da tepkisini dile getirdi.

Değerli milletvekilleri; "Dünyanın alışveriş çılgınlığına sahne olduğu sırada, Türkiye’de bir başka alışveriş çılgınlığı oldu. Sadece mağazalarda değil, sayın Erdoğan ve Katar Emiri’nin huzurunda, çok daha büyük satışlar oldu.

İstanbul’daki önemli bir alışveriş merkeziyle, Varlık Fonu’na devredilmiş Borsa İstanbul’un yüzde 10 hissesi Katar Devleti’nin fonu tarafından satın alındı.

Bu satışların yanında, içeriği henüz açıklanmayan bir dizi anlaşma yapıldı. Bu anlaşmaların konuları arasında limanlar, Haliç, su kaynaklarımız, hatta aile ve kadınlarla ilgili bir mutabakat bile var.

Altını önemle çizmek istiyorum: Birçok devlet ya da şirket, yabancı borsalara ortak oluyor, yatırımlar yapıyor. Biz yabancı sermayeye ya da yatırımlara karşı değiliz. Ancak, gelişmiş ülkelerde, bu tür satışlar ya da yatırımlarla ilgili olarak kamuoyuna bilgi verilir.

Şu nedenle, şu şartlarda, şöyle bir anlaşma yaptık denir. Devlet, “Ticari sır” maskesinin ardına saklanmaz. O yüzden, gizli saklı, yangından mal kaçırır gibi yapılan bu anlaşmaların akıbetini, dikkatle takip edeceğiz.

İŞVEREN SGK PRİMİNİ DEVLETE DEĞİL ÇALIŞANINA VERSİN

Son olarak asgari ücret hakkında değerlendirmelerde bulunan Akşener şunları kaydetti:

"Yani, işverenimiz, çalıştırdığı asgari ücretli vatandaşımızın, gelir vergisini ve SGK primini, devlete değil çalışanına versin.

Devletimiz de çalışanımızın gelir vergisini ve SGK primini üstlensin.Böylece, asgari ücretle çalışan vatandaşımızın eline net 3000 lira geçerken, işverene olan maliyeti ise 3458 lira olmaya devam etsin. Yani; çalışanımızın eline geçen asgari ücreti, 2325 liradan 3000 liraya çıkaralım ama işverene olan maliyetini de arttırmayalım.

Ayrıca, bu düzenleme sadece asgari ücretliyi kapsamasın.Asgari ücretin üzerinde maaş alan çalışanların da asgari ücretten doğan SGK primini ve gelir vergisini devlet üstlensin. Bir başka deyişle, devletimiz bütün çalışanlarının cebine, aylık 675 lira koysun ama bu parayı işverenden almasın.Bizim önerimiz budur."

HABERE YORUM KAT