Ali Babacan: "28 Şubat karanlığının destekçisini iktidara ortak ettiler"

Ali Babacan: "28 Şubat karanlığının destekçisini iktidara ortak ettiler"

Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan Kocaeli’de partisinin olağan il kongresinde konuşuyor. Konuşmasında ülke ekonomisini ve Koronavirüs ile ilgili alınan tedbirleri eleştiren Babacan, faizlerle ilgili konuştu ve hükümeti ülkeyi kötü yönetmekle suçladı. Babacan konuşmasında deprem gerçeğini ve Kanal İstanbul Projesini de değerlendirdi.

Ali Babacan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Türkiye uzun bir süredir karanlık bir tünelin içinde.

Babacan her alandaki politikanın topyekun çöküşte olduğunu vurguladı ve: "Türkiye uzun bir süredir karanlık bir tünelin içinde. Her alandaki politikalar nedeniyle şu anda ülkemiz topyekun bir çöküşte. Biliyorsunuz aylardır yaptığım konuşmada vaka sayısı açısından Türkiye'nin dünyada ilk 5'te olduğunu ben sizinle paylaşmıştım. Tahminlerimiz doğruymuş. Aylardır önlem alınsın diye çağrı yapıyoruz fakat hala dinleyen yok. Duyuyorlar belki ama işlerine gelmiyor.” Dedi.

Pandeminin en başından beri sayısız hata yapıldı. Maske krizini hatırlıyorsunuz değil mi? Bir öyle bir böyle... Sırf salgınla mücadele etmek için Bilim Kurulu oluşturuldu. Ama gerçek vaka sayıları bu kuruldan bile gizlendi. Dün Cumhurbaşkanı dedi ki, sorumluluk Bilim Kurulu'nda vatandaşlarımız da önlemlere uymuyor dedi. Tamam, suçlu bulundu. Vatandaşımız ölürken bile suçlu. Salgınla mücadelede gerçekleri gizleyen, yeterli önlem almayan kendileri değilmiş gibi önce Bilim Kurulunu, peşinden de vatandaşı suçluyorlar.

Kimin sorumlu olduğunu herkes biliyor

Salgının ilk zamanlarındaki krizi hatırlayın. Bir bakan “sokağa çıkma sınırlandırması var” dedi, diğeri “yok” dedi. Yine Cumhurbaşkanının talimatını beklediler. Koronavirüse karşı alınamayan tüm önlemlerden kimin sorumlu olduğunu herkes biliyor. Test istasyonları kurmuyorsunuz. Hastayla yakın temas edenlerde semptom yoksa test yapmıyorsunuz. 1 Haziran’dan sonra da önlemleri gevşettiniz. Bunların kararını Bilim Kurulu mu verdi, vatandaş mı verdi, yoksa siz mi verdiniz? Pandemiyle ilgili en önemli konulardan bir tanesi de aşı. Biliyorsunuz artık aşı bulunuyor, planlar yapılıyor, süreç başladı. Tüm dünya aşı sırasına girdi ama Türkiye önlemler konusunda olduğu gibi aşıda da geç kaldı bunun da sebebi Hazine'nin boşaltılması. 

Kara gün akçesini müteahhitlere 1 günde dağıttılar

Babacan Koronavirüs salgını döneminde halkın refahı için kullanılması gereken esnafa dağıtılması gereken paranın kara gün parası olduğunun ve bu paranın hükümet çıkarları için bir günde müteahhitlere dağıtıldığını iddia etti. Faiz sorununa ve dış borçlara da değinen Ali Babacan bir yılda ödenen dış borç faiz farkıyla Türkiye'de bulunan her öğrenciye 5'er tablet bilgisayar alınabileceğini hesapladıklarını açıkladı. 

Ali Babacan: "Şu andaki iktidardaki ortaklar ülkeyi öyle bir hale getirdiler ki artık ülkemizi yüzde 10 oy almış bir genel başkan yönetmeye başladı. Her gün milli irade diyenler milletin iradesini bir hiç yaptı. Yüzde 10'luk bir genel başkana hem devletin yönetimini hem de kendi partilerinin anahtarını bıraktılar. Bir üçüncü ortak daha var he o da çok konuşmaya başladı bu sıralar. Yüzde 1 bile oy alamayan, 28 Şubat karanlığının destekçisi bir şahıs da “Fikirlerim iktidarda“ diyor. Suç örgütü liderine methiyeler dizip hukuksuzluğa mahkum ettikleri ülkemizi uçurumdan yuvarlıyorlar. "

Deprem ülkemizin bir gerçeği.

Babacan Kocaeli'de yaptığı konuşmasında 99 depremini hatırlattı ve:

"Elbette deprem bir doğal afet, fakat ölüm yıkım tedbir alınırsa bir kader değil. Tedbir alındığı zaman kayıpların azaldığını göreceksiniz. 21 yıldır Kocaeli’de ağır ve orta hasarlı binalar hala yıkımı yapılmadan duruyor. Kocaeli’de ve İzmit’te de binaların hasar raporları sürekli değiştiriliyor, aynı bina için bir hasar tespitinde çok bir hasar tespitinde az hasarlı denebiliyor. Sarsıntı olmasa dahi yıkılabilecek bu binaların sorumluluğunu taşıyabilecekler mi sormak istiyorum? Dün yine Erdoğan açıkladı Kanal İstanbul diye… Sanki tüm ülkenin tarım sulama sistemi gelişmiş gibi sanki tüm sorunlar çözülmüş gibi bu projenin yapılmak istenmesinin sebebi ranttır. İstanbul’a ikinci bir boğazın yapılmasının getireceği kazançtır. Yeterli araştırma yapılamadan böyle bir projeyi aceleyle yapılmak isteniyor." dedi.

Devletin vazifesi afet günü acıyı paylaşmak değildir.

Ülkemizi depreme karşı sağlamlaştırmamız gerekiyor. Birinci sırada insanımızın hayatı gelir, sağlığı gelir. Peki günümüzde bu kötü yönetim ne yapıyor, rant sağlamaya çalışıyor. En azından Kocaeli’deki yapılara baksınlar bu binalar nasıl sağlamlaştırılır nasıl daha iyi hale getirilir baksınlar. İlgili bakan 2 yıl önce 6.7 milyon konutla ilgili işlem yapılması gerektiğini söyledi ancak İzmir depremi sonrası aynı açıklama tekrar yapıldı. Demek ki bu hükümet 2 yıldır depremle ilgili hiçbir çalışma yapmamış. Devletin vazifesi afet günü acıyı paylaşmak değildir. Acı yaşanmadan önce vatandaşını korumaktır. Kentsel dönüşüm projelerini ranta göre değil vatandaşın yararına göre sıralayacağız. Afete dayalı kentleşmeden taviz vermeyeceğiz.

Konuşmasında EYT mağduriyetine (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) de yer veren Babacan farklı tarihlerde emekli olan kişilerin maaşlarını ve haklarının farklı olduğunu bu konuda düzenlenme yapılması gerektiğini ve adaletin tesis edilmesi gerektiğini söyledi. Bu alanda yapılacak çalışmaların finansal sürdürülebilirlik ve adalet sütunlarına oturtulması gerektiğini ifade etti. Partisinin bu konularda çalışmalarının hazır olduğunu vurguladı.

HABERE YORUM KAT