Ali Babacan'ın gündeminde gazetecilere baskı ve rant var

Partisinin Eskişehir 1. Olağan Kongresi’nde konuşan Deva Partisi Lideri Ali Babacan, Türkiye’nin basın özgürlüğü konusunda dünya sıralamasında sonlarda olduğunu belirterek, “Gazetecilerin konuşturulmadığı, sivil toplum kuruluşlarının, meslek örgütlerinin sürekli baskı altında tutulduğu bir ülkede sorunların konuşulması neredeyse yasaklanmış durumda” dedi.

DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, partisinin Eskişehir 1. Olağan Kongresine katıldı. Babacan burada yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Deva Partisi’nin kurulmasıyla yepyeni bir soluk kazandığını söyledi.

Babacan, Türkiye’nin birbirinden güzel renkleri partimizin çatısı altında bir araya gelmeye başladı. Türkiye’nin en genç, en yenilikçi siyasi partisini hep beraber kurduk. Kimsenin şüphesi olmasın bu sancılı günleri geride bırakıp ülkemizi her alanda en üst seviyeye taşıyacağız. Gerçek bir hukuk devletiyle, özgürlüklerin doyasıya yaşandığı, milletimizin refahının yükseleceği günler yakındır” dedi.

İfade ve basın özgürlüğüne vurgu yapan Babacan, “Ülkemiz şuandaki bu kötü yönetim yüzünden ifade ve basın özgürlüğü alanında vahim bir noktada. İfade özgürlüğü önemli çünkü hastalığın teşhisi oradan başlıyor. Önce hastalığı konuşacaksınız, kabul edeceksiniz ki tedaviye başlayabilelim. Gazetecilerin konuşturulmadığı, sivil toplum kuruluşlarının, meslek örgütlerinin sürekli baskı altında tutulduğu bir ülkede sorunların konuşulması neredeyse yasaklanmış durumda. Sorunları konuşulmayan bir ülke o sorunların çözüm aşamasına bir türlü geçemiyor. Hatta sorunlar yokmuş gibi sürekli anlatılıyor. Türkiye uçuyor, kaçıyor, ekonomide tavanda diye açıklamalar yapılıyor ham de en üst düzeyde yapılıyor bunlar. İfade özgürlüğü bunun için çok çok önemli. Şuanda onlarca gazetecimiz cezaevinde. Tam 715 basın kartı iptal edilmiş durumda. Bu 715 basın kartının iptali ne demek gazeteciler için? Artık emeklilik haklarından bile istifade edemiyorlar demek. Yıpranma payı da iptal oluyor basın kartı iptal edilince. Bakın nasıl bir cezalandırma. Bugün değil emeklilik dönemini bile karartan bir ceza bu. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün 2020 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre Türkiye, basın özgürlüğünde 180 ülke içerisinde tam 154’üncü sırada. Listenin sonlarındayız. En sonda Kuzey Kore var. Ülkenin içine düştüğü durum bu” diye konuştu.

“EN ÇOK İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ İHLALİ YAPAN ÜLKEYİZ”

İfade özgürlüğü vurgusu yapan Babacan, “Avrupa İnsan hakları Mahkemesi’nin kurulduğu günden bugüne kadar ifade özgürlüğü konusunda en çok ihlal kararı verdiği ülke Türkiye. Hakkımızda tam 355 defa ifada özgülüğü ihlali kararı vermiş Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi. Bu tablo Türkiye’ye yakışmıyor. Biz demokrasimizi ligin birinci sırasına taşımak zorundayız. Hem de süper ligin zirvesine çıkarmak zorundayız. İfade özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılmadıkça demokrasimiz ilerleyemez. Ekonomimiz de düzelmeyecek, işsizlik de azalmayacak. Bunlar o bağlantıyı hala kafalarında kuramıyorlar. Ne ilgisi var diyorlar. “Ben eleştirileri engellersem, basını susturursam rahat rahat çalışacağım, ülkede başarı elde edeceğim” diye düşünüyorlar. O kadar ucuz değil, öyle bir şey yok. Bu ülke ancak açık bir demokrasiyle, insan haklarıyla, özgürlüklerle, sağlam bir demokrasiyle ancak ekonomide yükselebilir. Başka bir alternatifi yok. Hiç çözümü başka yerlerde aramasınlar” dedi.

“GENÇLER ‘SİLİVRİ SOĞUKTUR’ DİYE ŞAKALAŞIYOR”

Gittiği şehirlerde gençlerle konuştuğunu, sohbet ettiğini kaydeden Babacan, gençlerden en çok aldığı şikayetleri anlattı. Babacan, “Liseli gençler, üniversiteli gençler en çok neden korkuyor biliyor musunuz? Gençler özgürce tweet atmaktan, sosyal medya paylaşımı yapmaktan korkuyoruz diyorlar. Bu işi öyle bir duruma getirdiler ki, gençlerimiz artık birbirleriyle ‘Silivri soğuktur’ diye şakalaşmaya başladılar. Genç tweet atacak sonra kendi kendine Silivri soğukmuş diyor. Bunu bu hale getirdiler. Ne kadar trajik bir hale geldiğimizin göstergesi bu. Şimdi ben bu düşüncelerimi yazarsam başıma iş alırım diye düşünüyor gençlerimiz. Eli klavyeye gitmiyor. Gece yarısı polis gelir kapımızı çalar. İleride yazdıklarımı işe girerken önüme koyabilirler diye düşünüyorlar. Bunlar taptaze gençler, lise, üniversite öğrencileri. Taa mezun olup işe gireceği zaman, bugün attıkları tweetlerin devlet tarafından izlenip o gün önlerine konulabileceğinden korkuyorlar. Düşünebiliyor musunuz? Ne kadar büyük bir baskı ortamı var. Ne kadar ağır bir baskı ortamıyla gençlerimiz karşı karşıya. 16-17 bilemediniz 20-21 yaşlarındaki gençlerimiz bunları bize söylüyor. Bırakın gençlerimiz biraz eleştirsinler, biraz mizah yapsınlar. Daha önce de söylemiştim. Bütün bu sorunların çözümü çok kolay arkadaşlar. Tek bir harekete bakar. Özgürlük eğer gelecekse bu ülkeye, şuandaki bu ağır baskı iklimi kalkacaksa bunun gerçekleşmesi inanın bir parmak şıklatmak kadar kolay. Bu kadar kolay. Bazen diyorlar öyle tek bir işaretle olur mu diye. İşarete bile gerek yok ki! Daha geçenlerde somut bir örnek yaşadık değil mi? Bir akraba bakan ortadan kayboldu gitti. O gün bugündür haber alan yok. O koltuk boş kaldı. Koltuğun boş kalması piyasaları rahatlattı. Dolar kuru yüzde 10 düştü. Borsa yükseldi. Demek ki ülkenin üzerinde ne kadar ağır bir iklim, ne kadar ağır bir gölge oluşturuyor ki bu iktidar. Düşünün ki topyekün bir iktidar değişikliğinde ülke nasıl bir nefes alacak, nasıl rahatlayacak. Devletin görevi gençleri korkutmak olamaz. Devletin görevi gençlerin haklarını korumaktır. Düşünen, düşüncesini ifade eden, konuşan, tartışan, eleştiren, birbirini dinleyen bir Türkiye için biz varız. Gençlerimiz için, gençlerimizle beraber yola çıktık. Ve biz gençlerle yan yana yürümüyoruz. Biz gençlerimizin arkasından yürüyoruz. Bizim politikamız bu” ifadelerini kullandı.    

 

HABERE YORUM KAT

1 Yorum
Siyaset