CHP Sözcüsü Faik Öztrak fena bombaladı

CHP Sözcüsü Faik Öztrak fena bombaladı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 1939 yılında yaşanan Erzincan Depremi üzerinden “CHP sözcüsünün dedesi de o zaman İçişleri Bakanı’ydı” ifadelerine karşı CHP sözcüsü Faik Öztrak'ın tepkisi kıyamet koparacak cinsten.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, 1939 yılında yaşanan Erzincan Depremi üzerinden “CHP sözcüsünün dedesi de o zaman İçişleri Bakanı’ydı” ifadelerini kullanmasına karşı “Erzincan depremi kendisi doğmadan 15 yıl önce yaşandı. İyi ki Nuh tufanına kadar gitmedi. Cumhuriyeti kuran kadrolara fatura kesmeye kalkıyor. Her zamanki gibi Atatürk’e laf edemeyince, silah arkadaşlarına laf söylemeye kalkıyor. O insanlar cephede ülkesi ve milleti için savaştı. Hiçbirinin ailesi, 50 bin dolarlık çanta taşımadı. Buradan size ekmek çıkmaz Sayın Erdoğan. Hicap çıkar. Erzincan Depremi’nde neler yapıldığını siz bilmiyorsanız, bakan yaptığınız damadınıza bir sorun” dedi.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, CHP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi. 2005 yılında Ersin Arıoğlu ve ekibince hazırlanarak Deniz Baykal ile birlikte Başbakan iken Recep Tayyip Erdoğan’a sundukları deprem raporunu kamuoyuna açıklayacaklarını belirten Öztrak’ın gündeme bomba gibi düşen açıklamaları şöyle.

Her şeyden sorumlu olduğunu söyleyen kişi, koltuğa otururken ettiği tarafsızlık yeminini de bir kenara iterek, partisinin İl Kongrelerinde ne arıyor? Bebekler enkaz altındayken şarkılı türkülü sloganları neden susturmuyor da gülümseyerek seyrediyor?  Her şeyin başı olduğunu söylüyorsa, sarayında oturup, partisinin il başkanlarıyla sohbet toplantıları yapmak yerine, önce deprem bölgesinde her şeyin başı olacak. Hızını alamayıp 1939 Erzincan depremine kadar gidiyor. Erzincan depremi kendisi doğmadan 15 yıl önce yaşandı. İyi ki Nuh tufanına kadar gitmedi.

Cumhuriyeti kuran kadrolara fatura kesmeye kalkıyor. Ama asıl derdi başka. Her zamanki gibi Atatürk’e laf edemeyince, silah arkadaşlarına laf söylemeye kalkıyor. O insanlar cephede ülkesi ve milleti için savaştı. Hiçbirinin ailesi, 50 bin dolarlık çanta taşımadı. Buradan size ekmek çıkmaz Sayın Erdoğan. Hicap çıkar. Erzincan Depremi’nde neler yapıldığını siz bilmiyorsanız, bakan yaptığınız damadınıza bir sorun. Rahmetli büyük dedesi, Erzincan Depremi’nden sonra, imar faaliyetlerinde çalışan bir müteahhit. Belki ailesine rahmetli dedemin, depremde neler yaptığını anlatmıştır.

Dünyanın pek çok yerinde, gerçek üstü popülist siyasetin yükseldiği bir dönemi yaşadık. Yalanı doğruymuş gibi anlatarak, dini ve milli hassasiyetleri kaşıyarak, toplumları kutuplaştırarak ve iktidarı elinde tutmaya çalışan bu siyasetin milletin derdine derman olamadığı tüm dünyada anlaşılıyor. Bu siyaset anlayışının önde gelen temsilcilerinden biri de Bizde hükümet koltuğunda oturuyor. 2013’ten bu yana, ekonomiyi borçla şişiren model artık çalışmıyor. Ekonomi patinaj yapıyor. Paramız pul oldu. İnsanlarımız hızla işsizleşiyor, yoksullaşıyor. 2018’de hayata geçen tek adam vesayet rejimi, ülkeyi bir de devlet krizine soktu. Saray ve vesayeti altındaki hakimler, millet iradesinin tecelligahı olan Meclis’in hukukuna saldırıyor. Tek adamın atadığı bakanlar, milletin seçtiği vekillerin önünde oturuyor, vekilleri ayaklarına çağırıyorlar. Hukuk devleti demokrasi her gün yara alıyor. Ülke yönetilmiyor. Buhrandayız.

Elbette depremler yalnızca Türkiye'de olmuyor.  Sadece 2020 yılında, dünyada şiddeti 6,5’tan fazla 22 deprem olmuş. Bunun sadece 5’inde can kaybı yaşanmış. Bu yıl depremlerde 202 kişi hayatını kaybetmiş. Bunun 156’sı Türkiye’de. Sarayın safsatalarını, yalanlarını başıboş bırakmak da olmuyor. Yalanlar üst üste gelince de bir sıraya sokmak gerekiyor…

Yalan bir: Saray, Genel Başkanımızın İzmir’e depremin üzerinden beş gün geçtikten sonra gittiğini söyledi. Buna görmeyen gözün parmağına denir. Genel Başkanımız, depremin ertesi günü İzmir’deydi. Gider gitmez, arama kurtarma çalışmamalarını aksatmamaya azami dikkat göstererek sahada incelemelerde bulundu. Hastanelerdeki yaralıları ziyaret etti. Vatandaşlarımızın dertlerini dinledi. Yapılması gerekenler hakkında talimatlarını verdi.

Yalan iki: Saray’a göre Genel Başkanımız ‘Kızılay’a vermiş veriştirmiş’ Bu kadarına pes bile denmez… Genel Başkanımızın son grup toplantısında yaptığı konuşma partimizin internet sitesinde de duruyor. İfadesi açık, net… Sadece Kızılay’a da değil, AFAD’a, Jandarma Arama Kurtarma ekiplerine, İzmir Valiliği’ne, Belediyelerimizin kurtarma ekiplerine tek tek teşekkür ediyor.

Yalan üç: Saray Genel Başkanımızın, ‘enkaz beş gündür kaldırılamadı’ dediğini ve eleştirdiğini iddia ediyor. Genel Başkanımız her fırsatta sahada canını dişine takarak çalışan arama kurtarma ekiplerine teşekkür etti. Burada bir eleştiri söz konusu değil. İşlerin devam ettiği anlamında söylenen bu sözlerden eleştiri çıkartmak, buna enkaz altından çıkarılan minik yavruları dahil etmek olsa olsa siyasi ahlak noksanlığıdır.

Saray neden yalanları üst üste sıralıyor? Neden bugün İzmir’de yaşananları bir yana bırakıp tarihten kendini aklayacak safsatalar çıkarmaya çalışıyor? Sadece 2020 yılında depremlerde 202 kişi hayatını kaybetmiş. Bunun 156’sı Türkiye’de. Şimdi soruyoruz; ‘19 yıldır iktidardayım’ diyorsunuz, Bunun önlemini neden almadınız? Paranız mı yoktu? Vardı.  Bu yılın şubat ayı itibariyle, imar affından topladıkları para 25 milyar TL. Bugüne kadar deprem vergisi olarak çıkarılan, Özel İletişim Vergisi’nden toplanan para ise 35 milyar dolar. Nereye gitti bu paralar? Cevap veremeyince ‘eyy Kılıçdaroğlu’, ‘eyy CHP’ diye atarlanıyor. İzmir’de kim ne kadar kaldı hesabına giriyor.

Bu hafta ekim ayına ait enflasyon rakamları açıklandı. TÜİK yine Damat Bey’in harikalar diyarından rakamlarını, kamuoyuyla paylaştı. Fakat makyajlı rakamlar bile durumun vahametini gizleyemiyor. Geçen yılın ekim ayında, yüzde 7,54 olan yıllık gıda enflasyonu, 2020’nin ekim ayında yüzde 16,87’ye çıktı. Bu son 14 ayın en yüksek seviyesi. Vatandaşın yaşadığı gerçek enflasyon ise çok daha yüksek. Devletin resmi rakamlarına kimsenin güveni kalmadı. Erdoğan iki yıl önce; ‘24 Haziran’da siz bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra bu faizle, şunla, bunla nasıl uğraşılır göreceksiniz diyerek geldiğinde 1 dolar, 4 lira 60 kuruştu. Şimdi 8 lira 50 kuruşun üzerinde. Bu yılın başından beri, parası dolar karşısında en çok değer kaybeden ülkeyiz. Paramızın değer kaybı yüzde 30’a dayandı.

TORBANIN GEÇMEMESİ İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ: Bu yasa ile ilgili olarak üç büyük konfederasyon buna karşı. Üç büyük işçi konfederasyon karşı ise biz de karşıyız. Bize ilginç gelen husus, AKP'li milletvekillerinin de hakların ihlali var gibi birtakım soruları sorması. Bu yasanın Meclis'ten geçmemesi herkesin yararınadır. Meclis'ten geçmemesi için elimizden geleni yapacağız.

HABERE YORUM KAT