Çok Güzel Hareketler oyuncuları nasıl seçiliyor? Yılmaz Erdoğan açıkladı

Çok Güzel Hareketler oyuncuları nasıl seçiliyor? Yılmaz Erdoğan açıkladı
Televizyonda fenomen programlardan biri olma yolunda ilerleyen Çok Güzel Hareketler izleyicinin büyük beğenisini topluyor. Çok Güzel Hareketler hakkında konuşan yönetmen Yılmaz Erdoğan, program hakkında önemli bilgiler verdi. Erdoğan, Çok Güzel Hareketler programına oyuncuları nasıl seçtiklerini anlattı.

Türk sinemasının önemli isimlerinden yazar, yönetmen, oyuncu Yılmaz Erdoğan, Haber Global’de Candaş Tolga Işık’ın sunduğu Az Önce Konuştum programında sinemadan sanata birçok konu hakkında konuştu.

Türk televizyon tarihinde fenomen programlardan bir olma yolunda ilerleyen ve çok beğeni toplayan BKM Mutfak’ın Çok Güzel Hareketler programı hakkında konuşan Erdoğan, “BMK Mutfak bizim evimiz. Buranın şuna dönüşmüş olması benim büyük mutluluk. Fiziken benim varlığıma bağımlı bir şey olmamalı. Birinci kuşağı yetiştirdik, diğerlerine rehberlik yapacak duruma geldiler. Daha ne isterim. O yüzden ben canım ne zaman isterse ya da ekipte bir değişim, dönüşüm varsa gidiyorum” dedi.

ÇOK GÜZEL HAREKETLERE OYUNCULAR NASIL SEÇİLİYOR?

Candaş Tolga Işık’ın “BKM Mutfak için seçmelerde neye bakıyorsunuz? Çocuk geldi ilk ben buruya girmek istiyorum dedi. Neye bakıyorsunuz?’ sorusuna yanıt veren Erdoğan, “Güldürecek. Bu kadar. Kendisine bir süre veriliyor. 3 dakikada bir hazırlık yapacak. Bizim skeçlerden oynayabilirsin, kendin yazabilirsin ama 3 dakikada zeki ve komik biri olduğunu anlatmalı. Zor, zor ama talep arttıkça yapacak bir şey yok. Ben dünyanın en sağlıklı sınav sistemi bu demiyorum ama başka çaresi de yok” diye konuştu.

YILMAZ ERDOĞAN KONSERVATUARI NEDEN KAZANAMAMIŞ?

Kendisinin konservatuar sınavını kazanamadığını da anlatan Erdoğan, “Ben zaten kötüydüm yani ben de olsam beni almazdım. Bazen baskı altında yeteneğini ortaya koyamayan birey ne yapalım bir hafta onunla yaşayamıyoruz yani. Konservatuar sınavını hatırlıyorum yani karşımda Yıldız Kenter, Müjdat Gezen. Sert bir ekip vardı. Bir de onlar bir Şekspir’den bir parça bir de serbest demişlerdi. Serbest de hani klasik olmak zorunda değil anlamındaymış. Ben kendim yazdım, ben çok serbest yazdım nasıl bir küstahlıksa. Küstahlık diye yazmadım ama sonu şöyle bitiyordu; ‘bu sınavı kazanırsam ben de jüri olacağım’. Odadaki buzdan havayı hatırlıyorum. Kazanmama konusunda çok başarılıydım” ifadelerini kullandı.

Haberciniz.biz

HABERE YORUM KAT
Keşfet