Taha Akyol: Erdoğan faiz indirtirken, yurtdışından yüzde 12 faizle borçlanmasına ne diyeceğiz?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz aylarda "Nas" vurgusu yaparak faize karşı olduklarını, faiz indirimine devam edeceklerini açıkladı. Karar yazarı Taha Akyol da Erdoğan'ın bu sözlerini hatırlatarak, yurtdışından yüzde 10-12 oranında dolar faiziyle borçlanıldığını belirtti.
Karar yazarı Taha Akyol, bugünkü yazısında faiz konusuna değinerek, Erdoğan'ın açıklamalarına değindi. Akyol şunlara yer verdi:
YURTDIŞINDAN YÜZDE 10-12 GİBİ YÜKSEK DOLAR FAİZİYLE BORÇLANMASINA NE DİYECEĞİZ?
"Faiz tartışması tamamen teknik bir konudur. Hiçbir modern iktisat doktrininde faiz övülmez, sadece enflasyona karşı 'acı ilaç' olarak görülür. Ama Sayın Erdoğan’a göre 'yüksek faiz de vatanı satmaktır.' (27 Şubat 2015)
Peki bugün Erdoğan hükümetinin, içeride Merkez Bankası’na emirle faiz indirtirken, yurt dışından yüzde 10-12 gibi çok yüksek dolar faiziyle borçlanmasına ne diyeceğiz? Duyunu Umumiye faizinden yüksektir bu!
Hayır, ihanet değil, fakat teknik olarak yanlış politikaların maliyetidir bu! İktisat diliyle konuşulması gereken bir kriz tablosudur. Dahası, bir ara Erdoğan da 'yüksek faiz acı ilaçtır' dememiş miydi?! (21 Kasım 2020) Yine Sayın Erdoğan’a göre, 'birileri hâlâ ‘IMF ile anlaşın' diye bas bas bağırıyor, vatana ihanet ediyorlar.' (10 Aralık 2016)
Peki, Demirel hükümetinde Turgut Özal 24 Ocak 1980 programıyla, Ecevit hükümetinde Kemal Derviş 14 Nisan 2001 programıyla hazırladıkları yapısal reformları IMF’nin çok düşük faizli kredileriyle hayata geçirerek Türkiye’yi kısa sürede krizden çıkardıklarında 'vatana ihanet' mi etmişlerdi?!
O DÖNEMDE ERDOĞAN 'FAİZ HAYATIN GERÇEĞİ' DİYORDU
Başbakan Erdoğan’ın kendisi, 2002’de Kemal Derviş’ten reforme edilmiş ve büyümeye geçmiş bir ekonomi devraldı, 2006 yılına kadar Derviş’in İMF ile hazırladığı programı aynen uyguladı; çok da doğru yaptı. O dönemde Erdoğan 'faiz hayatın gerçeği' diyordu. (15 Nisan 2004)
AK Parti’nin kuruluş programında da AB, IMF ve Dünya Bankası ile ilişkilerin 'ekonomimizin ihtiyaçları ve ulusal çıkarlarımız doğrultusunda sürdürülmesi gerektiği' yazıyordu. Bugün de ilişkilerimizi 'ekonomimizin ihtiyaçları ve ulusal çıkarlarımız doğrultusunda sürdürülmesi' gerekmiyor mu?
Yüzde 10 civarında dolar faiziyle borçlanmak mı, yüzde 1 gibi faizle finansman sağlamak mı? Ama şartlar koşacaklardır; 2001’de olduğu gibi: 'Merkez Bankası bağımsız olacak, Kamu İhale Yasası şeffaf ve rekabetçi olacak, kamu bankaları iktidarın emrinden çıkacak…' şeklinde yapısal reformlar. 2001’de Türkiye bu şekilde 15 kanun çıkarmıştı, çok da iyi etmişti. Bu reformları bugün bizim en saygın iktisatçılarımız da savunuyor…
Türkiye’ye 450 milyar dolar kredi vermiş olan ‘dış güçler’ bu paralarını batırmak için ekonomimize saldırıyor, olabilir mi?! Nebati dürüstçe 'dış saldırı yok' dedi zaten. (13 Aralık 2021)
Politikacılar konjonktüre ve oy hesaplarına göre şuna buna ‘ihanet’ diyebilir… İhanet kavramı bu kadar değişken, bu kadar kaygan olabilir mi?
Doğrusu; siyasi tartışmaları rasyonel kavramlarla yürütmektir. Vatana en büyük hizmet siyasetimizin normalleşmesi, rasyonelleşmesi olacaktır."