Geçen senenin market kataloğu üzerinden market fiyatları karşılaştırması, çok şaşıracaksınız!
Türkiye son yıllarda büyük sıkıntı içerisinde yüzüyor. Türk lirasındaki değer kaybı ülkemizde yaşayan birçok insanın hayatında da büyük zorluklara neden oldu. Çünkü para biriminin değer kaybetmedi o oranda daha az ürün alım gücüne sahip olmak anlamına geliyor. Dolar karşısında sürekli olarak eriyen bir Türk lirasını düşünürsek, sürekli olarak zamlara maruz kaldığımızı söylesek hiç de yanlış olmaz.
Geçtiğimiz senelerde birçok ekonomist Merkez Bankası'nın faiz artışına gitmesi gerektiği yönünde öneriler sunmuştu. Yapılması gereken artırımda geç kalınırsa sonuçlarının daha ağır olacağı söylenmişti ancak Merkez Bankası'ndan böyle bir hareket gelmedi. Nitekim dolar karşısında Türk lirası 8.45 seviyesine geldi. Bu olay sonrasında da Merkez Bankası Başkanı görevden alındı, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak da istifa etti.
Ağbal'ın gidişi olumsuz etkiledi
Yaşanan bu sürecin ardından da Naci Ağbal Merkez Bankası'nın başına getirilirken, Lütfi Elvan da Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine getirildi. Ağbal göreve geldiği anda yüksek faiz yoluna giderek doları biraz olsun frenledi. Ancak geçtiğimiz haftalarda Ağbal da görevden alındı. Dolar bir anda 8 liranın üzerine çıktı ve Türk lirası hızla değer kaybetti.
Türkiye, ithalatı bol olan bir ülke konumunda olduğundan dolayı doların her bir kuruş artması zam için geri sayımın başlaması anlamına geliyor. Nitekim öyle de oldu. Dolar artışları, harcama kalemlerinin çoğunda ithalat yapılması gibi durumlar sebebi market ve pazar fiyatlarına da yansıdı.
Dolar neden bu kadar önemli?
Şimdi 'dolarla yediğimiz gıdaların ne alakası var?' diyebilirsiniz. Çiftçi açısından düşündüğünüzde gübre, hayvan yemi ya da tohum gibi harcama kalemlerini ithalat yoluyla almak durumunda kaldığı için bunu dolar para birimiyle ödemek zorunda kalıyor. İşte böyle bir durumda da yüzde 15 değer kaybeden Türk lirasını düşünürsek, 100 lira harcama kalemi olan bir çiftçinin yüzde 15lik kayıp karşısında 115 lira para ödemesi gerekiyor. Böylece üretimdeki maliyetlerin artışı tüketim maliyetlerini de git gide katlıyor.
2020 yılında market fiyatları zaten büyük ölçüde zamlanmıştı. Hızla değişen etiketler, artan maliyetler üretici enflasyonundaki yükseklik ister istemez tüketici enflasyonunu da artırdı. Bunu daha iyi anlamanız için aynı markette 2020 Mart ayı ürünleri ile 2021 Nisan ayı ürünlerinin arasındaki fiyat farkını sizler için derledik.
Gıda fiyatları git gide artıyor
2021 yılında her ay başına sürekli olarak doğalgazda fiyat artışı yaşandı. Ama bu fiyat artışı sadece doğalgaza yansımadı. Market ve pazarlarda da gıda ürünlerine zam geldi. Görseldeki ürünlerde solda olanlar 2020 yılının ürün fiyatı olurken sağda olanlar da 2021 yılının fiyatları. 2020 yılında indirimsiz haliyle bir peynir 40,45 liradan satışa sunulurken, güncel olarak aynı peynir 51,75 liraya satışa sunuluyor. Yani 1 yıl içinde bu peynire gelen zam 11,3 lira oldu. Bu da vatandaşın cebinden 11,3 lira daha fazla çıkması anlamına geliyor.

Süt neredeyse kendisini ikiye katladı
Peynir gibi artış yaşayan bir başka ürün de süt ürünleri oldu. Süt üreticileri geçtiğimiz sene büyük sorunlar yaşamış ve zam yapmak zorunda kaldıklarını açıklamışlardı. Nitekim 2020 yılında aynı marka ve aynı markette satılan bir süt 5,75 lirayken bugün indirimsiz haliyle 8,45 liraya satılıyor. Süte 1 yıl içerisinde 2,7 lira zam gelmiş durumda. Tek tek bakıldığında bu zamlar bir şey ifade etmese de kasaya giderek toplu ödeme sırasındaki fahiş fiyatları görmek herkesin canını çok sıkacaktır.

Zamdan daha az etkilenen ürünlerden biri bu olabilir ancak yine de 1 yılda gelen zamlar vatandaşın canını sıkmaya devam ediyor. 2020 yılında görseldeki ürün 21,95 liradan satılıyorken, şu anda güncel olarak indirimsiz halini saymazsak 22,45 liradan satışa sunuluyor.

Vatandaş ete tamamen hasret artık
Türkiye'de en çok sevilen et türlerinden biri de pastırma. Ancak vatandaşlar temel ihtiyaçlarını asgari düzeyde sağlamak zorunda kaldığı için ete sadece bakabiliyor. Şarküteriye yanaşmak ise cesaret istiyor. Geçtiğimiz sene aynı markette satılan antrikot pastırmanın kilosu 149,90 lira iken, şu anda güncel olarak yine aynı markette satılan pastırmanın kilosu 180,75 liraya çıkmış durumda. Yani 1 yılda pastırmaya 30,85 lira zam geldi. Pastırma ise birçoğumuzun aklında artık hayaliyle kalır oldu.

Asgari ücretli için et artık hayal oldu
Bir diğer et ürünü de sucuk. Sucuk da aynı pastırma gibi büyük zamlara şahit oldu. Vatandaş zaten ne pastırma, ne kıyma, ne tavuk ne de balık alabilir halde. Aynı markanın aynı marketteki 2020 fiyatına bakıldığında sucuğun kilosunun 98,90 lira olduğu görülüyor. Tam 1 yıl sonra ise bu fiyat 118,95 liraya geldi. Sucuğa 1 yılda toplamda 20,05 lira zam gelmiş oldu.

Bakliyatlarda da durum aynı zam yine var
Ette, sütte ve daha birçok şeyde olduğu gibi bakliyatlarda da zam gelmeye devam ediyor. Marketlerde değişen fiyatlar arasında en uygunu almak için insanlar her marketin ürün fiyatlarına bakıyor. Bir alışveriş için vatandaş 3-4 market değiştire değiştire alışveriş yapıyor. Geçtiğimiz sene aynı markette aynı markadaki 1 kilogramlık nohudun fiyatı 6,75 lirayken, şu anda güncel olarak aynı ürün 7,45 liraya satılıyor.

Zam deyince akla gelen ürünlerden birisi
Zam denildiğinde akla gelen ürünlerden biri de zeytinyağı. Ayçiçek yağını da buraya eklemek isterdik ancak maalesef aynı marka ve aynı ürün bulunamadığı için zeytinyağı ekledik. Aynı markette aynı ürün 2020 yılında 78,90 liradan satılırken, 2021 yılında aynı ürün 104,50 liradan satışa sunuldu. Zeytinyağı bir yılda 25,6 lira zamlanmış oldu.

Ayrıca bakınız:
Ekonomik krizin en güzel kanıtı, 2019 yılında gıda fiyatları ne durumdaydı?
Şubat ayının cep yakan gıdası belli oldu, işte zam şampiyonu..
KAYNAK: Haberciniz