ABD’de yaşayan Türk bilim adamı kitap yazdı, Türklerden gizlenen korona virüs gerçeğini anlattı
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yaklaşık bir yıldır insanların kabusu haline gelen Kovid-19 salgını milyonlarca insanın canına mal oldu. Salgının ne zaman biteceği, nasıl biteceği hala bilinmiyor.
Koronavirüsten daha tehlikeli bir salgın yaklaşıyor olabilir!
Aşılama çalışmaları başladı ancak dünya genelinde hala günde binlerce insan bu virüs yüzünden hayatını kaybediyor. Virüs ortaya ilk ne zaman çıktı, açıklanan resmi rakamlar doğru mu, haltan saklanan gerçekler var mı? Bu soruları her gün her saat sorsak da net bir cevabını alamıyoruz.
Türkiye’de geçtiğimiz Mart ayında ortaya çıktığı söylenen ve o günden itibaren hayatımızı allak bullak eden korona virüs gerçekten Mart ayında mı görüldü?
İşte tüm bu sorulara bir nebze olsa da yanıt Amerika’da yaşayan bir Türk bili insanından geldi. Amerika’da Pittsburgh Üniversitesi McGowan Enstitüsü'nde Öğretim Görevlisi ve Enstitüsü Bilim Kurulu üyesi olan Doçent Doktor Ergin Koçyıldırım, korona virüs salgınıyla ilgili bir kitap yazdı.
Ergin Koçyıldırım yazdığı kitapta öyle bir iddiayı gündeme getirdi ki, bu iddia Türkiye’de çok ses getirir. Koçyıldırım, Türkiye’de ilk vakanın 22 Ocak’ta görüldüğünü ancak yetkililer tarafından bunun saklandığını iddia etti.
Amerikaninsesi.com’un geçtiği habere göre, Dünyada çocuk felci aşısını bulan Pittsburgh Üniversitesi McGowan Enstitüsü'nde Öğretim Görevlisi ve Enstitüsü Bilim Kurulu üyesi Doçent Doktor Ergin Koçyıldırım, Salgının Yüz Günü’nü isimli henüz yayına çıkmamış kitabında Türkiye ile ilgili gündeme bomba gibi düşecek iddialarda bulundu.
“TÜRKİYE’DE OCAK AYINDA GÖRÜLEN VAKA GİZLENDİ”
Türkiye’de ilk korona vakasının 22 Ocak’ta Çinli bir kadında tespit edildiğini, bunu bazı medya kuruluşlarına yansıdığını ancak bunun üzerine gidilmediğini kaydeden Koçyıldırım, “İlk vaka konusunda bazı iddialar dile getirildi ama bunun üzerine gidilmedi. Yaptığım araştırmada belgelere dayanarak bunun doğruluğunu kanıtladım. Türkiye’den Çin’e gönderilen hastanın bu ülkedeki medya kaynaklarından karantina altında İstanbul’dan gönderilişi ve Çin’de karantina giysileri içindeki sağlık görevlileri tarafından karşılanmasının görüntülerini buldum. Türkiye’de bu durum saklandı. Gizlendi, yetkiler biliyordu ama halkın bundan haberi yoktu. Halk hastalığın daha 2020’nin ilk ayında kendilerine bu kadar yakın olduğunu bilmiyordu” diye konuştu.
“BİLİM YOK SİYASİ KARARLAR VAR”
Salgının en başından itibaren Türkiye’de şeffaflık olmadığını ileri süren Koçyıldırım, “Türkiye’de, testlerle ilgili konularda olsun, Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımlamalarının aksine, vaka hasta sayılarının ayrılarak ve gerçek vaka sayısının aylarca saklanarak vatandaşların hastalık algısının değiştirilmesi gibi büyük hatalar yapıldı. Her şeye rağmen, Türkiye'de doğru giden tek şey, fedakarca çalışan sağlık çalışanlarının tüm bu olumsuzluklara rağmen cansiperane tutumları ve halkın sağlığını her şeyden ön planda tutmalarıydı. Bunun tersine Sağlık Bakanı ve Bilim Kurulu da hem itibarından hem de güvenilirliklerinden çok şey kaybetti. Herkes hata yapabilir. Hele bu boyutta bir pandemi esnasında. Ancak yapılan hatalardan ders almak yerine, siyasi, günübirlik ve bilimsel olmayan kararlar yüzünden yanlışlar devam etti” ifadelerini kullandı.
“DÜNYANIN BU PANDEMİYİ ATLATACAĞINDAN EMİNİM”
Koçyıldırım, salgın hastalıkla ilgilli son durumu da şöyle ifade etti: “Çok dinamik ve devamlı değişen bir hikayenin tam ortasındayız. Her geçen gün bilgilerimiz daha da arttıkça, dünyanın bu pandemiyi de atlatacağından eminim. Bilmemek kaygı yaratır. Kaygı ise hataya sebep olur. Kaygının virüsten daha hızlı yayıldığı günlerden geçmeye devam ediyoruz. Önce virüs ile ilgili kaygılar vardı. Şimdi yerini aşı ile ilgili kaygılara bıraktı. Her zaman doğru bilgi ve gerçeklere ihtiyacımız var. 4,5 milyar yaşındaki gezegenimizin tarihinde nice salgınlar, afetler, beklenmedik olaylar oldu. Nesli tükenen dinozorların 225 milyon yıl önce görülmeye başlandığını, dinozorların neslinin tükenmesinin üzerinden de sadece 65 milyon yıl geçtiğini düşünürsek, bize çok uzun gelen yüz günün, belki de bir yılın, aslında ne kadar da kısa süreler olduğunu görebiliriz. Bu sebeple her şeyin yeniden normale döneceğini düşünüyorum ve bu günlerin geldiğini görmek için sabırsızlanıyorum”