AK Parti, CHP ile mücadelesine din süsü vermek istiyor

AK Parti, CHP ile mücadelesine din süsü vermek istiyor
Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşanan olaylar çığırından çıkmak üzere. Rektör atamasına gelen tepkiler, üniversite kapısına vurulan kelepçe, Kabe örtüsü derken olay çok farklı bir boyuta taşındı.

Türkiye’nin gerçek gündemi ekonomi, işsizlik, açlık, yoksulluk…. Ve arka arkaya gelen zamlar. İnsanlar evine ekmek götürmekte sıkıntı çekerken, gündem her an her saat değişiyor.

İnsanların temel sorunlarına çare bulunamazken, günlük kutuplaşmalar, ötekileştirmelerle gündem değiştirilmeye çalışılıyor.

Halk açken bizi yönetenler ve muhalefet gündemi hep başka yerlere çekiyor. Şimdi ise en önemli gündem Boğaziçi Üniversitesi!

Atanan rektör, protestolar, kelepçeler, gözaltılar…

İktidar bu durumu kendi siyaseti için kullanırken, muhalefet de kendi çıkarı için bu işi kullanıyor.

En son ‘Kabe’ye saygısızlık’ olayı ile yeniden alevlenen bu gündem farklı yerlere doğru gidiyor.

İşte bu noktada Karar yazarı Akif Beki olayın farklı bir boyutunu gündeme getirdi.

Beki, “Mesele iktidarı mı dini mi korumak?” başlıklı yazısında neler oluyor diye sordu.

Akif Beki’nin yazısının ilgili bölümü;  

“Son örneği, Boğaziçi Üniversitesindeki protesto eylemleri. Kimin yolladığı bilinmeyen bir resimden din kavgası çıkarıldı. Kabe’ye saygısızlık yapılması, ‘din elden gidiyor’ diye ortalığı ayağa kaldırmalarına yetti.

Boğaziçi Rektörü, YÖK ve Diyanet başkanları, Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Cumhurbaşkanlığı ve AK Parti sözcüleri ile İçişleri ve Adalet bakanları orantısız bir güçle üstüne gitti. Öğrencileri, rektöre değil de dine karşılarmış gibi gösteren açıklamalar yapıldı. Oysa...

Gözaltına alınan ve ikisi tutuklanan ögrencilerden bu resmi onaylayan bir ifade duyulmadı. Öğrenci Dayanışması da arkadaşlarına sahip çıktı, Kabe’ye saygısızlığa değil.

CHP dahil muhalefet partileri, öğrencilere destek verirken kutsala saygısızlığı kınadılar. Yine de Kabe ve dini değerler büyük saldırıyla tehdit altındaymış, iktidardan başka da koruyanı yokmuş havası estirildi. Sanki bu provokasyon sonucu toplum barışı ve güvenliği bozulmuş, tahrike kapılanlar ve galeyana gelenler olmuş, tahrik suçunun TCK 216’da sayılan ‘kamu güvenliğine açık ve yakın tehlike’ şartları oluşmuş gibi... Öğrenciler, dini değerleri aşağılayarak halkı kin ve düşmanlığa tahrikle suçlandı. İzmir’deki Çav Bella provokasyonunda da aynısı yaşanmıştı. Minarelerden marş okutulma görüntülerini Twitter’da yorumsuz paylaşan bir CHP’li, halkı kin ve düşmanlığa tahrikten tutuklanmıştı. Hem de mahkemenin sorması üzerine Emniyet, bu paylaşım sonucu kamu düzenini tehlikeye atan hiçbir taşkınlık tespit edilmediğini bildirdiği halde... Mahkeme, sosyal medyada koparılan yaygarayı, kamu güvenliğine açık ve yakın tehdit kabul etmişti. İktidar sözcüleri ve medyasının, CHP’yi ezan düşmanı gibi göstermeye dönük siyasi tepkileri de bunda etkili olmuştu herhalde. O CHP’li sonra beraat etti ama provokatör hala yakalanabilmiş değil. Boğaziçi olayında da provokasyonu yapan ve öğrencilerin eylemini sabote eden ortada yok. Fakat iki öğrenci tutuklu. Dini değerleri aşağıladıkları kanıtlansa bile 2 yıldan az ceza gerektiren, bir gün bile yatırmayacak bir suç için. Hani bu cezalarda tutuklamak yasaktı! Adalet Bakanı Gül, geçenlerde İçişleri Bakanı Soylu’ya tutuklama yasağını hatırlatmıştı hani! Delinmesine itiraz nerede peki? İktidar, var gücüyle bastırmasa yine tutuklanırlar mıydı, soru bu. AK Parti, CHP’yle siyasi çekişmesine din mücadelesi süsü vermek, muhalefeti marjinalleştirmek istiyor. Buna uğraşmasa yine habbeyi kubbe, pireyi deve yapar mıydı? Boğaziçi kampüsünde kalacak bir olayı yine de Türkiye’ye mal eder, memleketin en mühim meselesi gibi büyütür müydü?”

HABERE YORUM KAT
1 Yorum
Keşfet