Avrupa Konseyi ihlal süreci başlatıyor

Avrupa Konseyi ihlal süreci başlatıyor
AİHM'in Osman Kavala kararına uyulmaması sonrası ihlal süreci resmen başlıyor. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından 32/15 olarak oy çokluguyla alınan karar sonrası yaşanılacak gelişmeler şimdiden merak konusu oldu.

Bakanlar Komitesi, AİHM kararına rağmen serbest bırakılmayan iş insanı Osman Kavala ile ilgili kararını son toplantıda açıklayarak, Kavala'nın serbest bırakılmaması halinde Türkiye hakkında yasal süreç başlatılacağı uyarısında bulunmuştu. Osman Kavala’nın tahliye edilmemesinin ardından Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, iş insanı Osman Kavala’yı tahliye etmeyen Türkiye için ihlal süreci başlatılmasını istedi.

Bakanlar Komitesi adına büyükelçiler seviyesinde toplanan ve AİHM kararlarının uygulanmasını denetlemekten sorumlu delegeler komitesinin üç gün boyunca yaptığı toplantılar sona erdi.

Komite yaptığı oylamayla Türkiye’ye yönelik ihlal sürecinin başlatılmasını talep etti. Oylamada ihlal sürecinin başlatılabilmesi için üye ülkelerin üçte ikisinin oyu gerekiyordu.

Euronews’ün aldığı bilgiye göre, 47 üyeli Avrupa Konseyi’nde bu sürecin başlatılması için gerekli 32’den fazla üye Ankara aleyhine el kaldırdı.

SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?

Resmi kararın yarın açıklanması bekleniyor. Türkiye ile ilgili ihlal süreci başlatılması kararıyla birlikte bununla ilgili resmi bir bildirim Türkiye’ye gönderilecek ve Ankara’dan belirli bir süre içinde yanıt vermesi talep edilecek.

İkinci aşamada ise Bakanlar Komitesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesinin kendisine verdiği yetki uyarınca Türkiye'yi toplu bir şekilde AİHM'ye şikayet etmek için ayrı bir karar alacak. Bu yönde alınacak kararda da üyelerin üçte ikisinin oyu gerekiyor.

AİHM'nin ihlal yapıldığı yönünde görüş bildirmesi durumunda da Komite, Türkiye'ye karşı alınacak önlemleri değerlendirerek. Bu önlemler arasında Türkiye'nin Konsey üyeliğinden çıkarılması veya oy hakkının askıya alınması da bulunuyor.

Türkiye, Turgut Özal’ın Başbakanlık döneminde 28 Ocak 1987 tarihinde Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komisyonu’na bireysel başvuru hakkını, 22 Ocak 1990’da ise Avrupa İnsan Hakları Divanı’nın zorunlu yargı yetkisini tanıdı.

1998 yılının kasım ayına kadar (11 No.lu Protokol’ün yürürlüğe girişi) Komisyon ve Divan olarak iki yargı organı vardı. Öncelikle Komisyon’a başvurulur, Divan da temyiz organı işlevi görürdü. 11. Protokol’ün yürürlüğe girmesinden sonra Komisyon ve Divan birleşti ve Mahkeme (AİHM) olarak tek bir organ halinde çalışmaya başladı.

AİHM’de son 30 yıldır Türkiye’nin başını ağrıtan konuların başında gelen, ihlal süreci başlatılması konusundaki son uyarı “Loizidou davasında” geldi. Kıbrıs Rum Kesimi’nden binlerce başvuruya emsal olmasıyla da gündeme gelen ve Ankara’nın sonunda rekor miktarda tazminat ödemek zorunda kaldığı Rum Titina Loizidou, ilk başvurusunu 19 Mart 1989’da yaptı. 28 Temmuz 1998 tarihinde alınan kararla ise Türkiye’nin Loizidou’ya 500 bin ABD doları ödenmesine hükmedildi.

Bu tarihten sonra uzun süre Bakanlar Komitesi’nden gelen uyarıların adından son olarak 19 Kasım 2003 tarihinde yasal ihlal süreci başlatılacağı yolundaki son ihtarın ardından Türkiye, 13 Kasım 2003 yılında gecikmiş faiziyle Loizidou’ya yaklaşık 900 bin dolar ödemeyi kabul etti.

UYARI ALAN YUNANİSTAN GERİ ADIM ATTI

Yunanistan’da, Cunta döneminde Atina aleyhindeki devlet davasında Cunta yönetiminden istenenin yerine getirilmemesi dışında, bu tarihe kadar uygulamaya konmayan bir Divan kararı mevcut değildi.

Yunanistan Avrupa Konseyi’nden ihraç edilmemek için “Albaylar Cuntası” döneminde 1967 yılında kendi isteğiyle üyeliğini sona erdirdi. Atina, demokrasiye geçiş sonrasında 1974’de Avrupa Konseyi’ne tekrar katıldı.

RUSYA'NIN OY HAKKI ASKIYA ALINDI

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), Kırım'ı ilhakının ardından Rus parlamenterlerin AKPM’deki oy hakkını 2014’de askıya aldı. Rusya bu yaptırıma tepki olarak, 2016'dan itibaren AKPM’ye ulusal heyet göndermeme kararı alırken, yıllık 33 milyon euro olan Avrupa Konseyi bütçesine katkı payını ödemeyi reddetti.

2017'den beri bütçe katkı payını ödemeyen Rusya'nın, Avrupa Konseyi kuralları gereği, Konseyin yürütme organı olan Bakanlar Komitesi tarafından da üyelikten çıkarılması ihtimali vardı. Bunun üzerine 2019 yılında Rus parlamenterlerin AKPM’ye dönüşünün yolu açıldı.

Ukrayna, bu karara tepki gösterirken diplomatik kaynaklar Avrupa Konseyi’nin içinde yaşadığı ekonomik kriz de dikkate alındığında bütçeye önemli katkı sağlayan Rusya’ya yönelik Kırım’ı işgaline rağmen taviz verildiği görüşünü dile getiriyor.

TÜRKİYE KATKI PAYINI ÖNCE ARTIRDI SONRA DÜŞÜRDÜ

Türkiye’nin Avrupa değerlerine verdiği önemi vurgulayarak 2016 yılında, Avrupa Konseyi’nin bütçesine her yıl verdiği 14 milyon euro tutarındaki katkı payını, 20 milyon euro daha artırarak 33 milyon Euro’ya çıkardı.

Türkiye, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya ve Rusya’nın ardından Avrupa Konseyi’nin bütçesine en fazla katkı yapan 6’ncı devlet konumuna yükseldi.

Türkiye’nin bütçeye katkı payını yükseltmesi, Avrupa genelindeki ekonomik kriz nedeniyle “sıfır büyüme” politikası ile yönetilen Avrupa Konseyi’nde memnuniyetle karşılandı.

Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Konseyi Vaclav Havel ödülünün tutuklu bulunan eski Yarsav Başkanı Murat Aslan’a verilmesi ve AİHM’de Türkiye aleyhine veriler kararlar yüzünden bu katkıyı iki yıl sonra kesti. Bu kararla birlikte Türkiye’nin AKPM’de 18’e çıkan milletvekili temsil sayısı yeniden 12’ye düştü ve Türkçe, konseyin resmi dillerinden çıkarıldı.

15 Temmuz darbe girişimi sonrası Avrupa Konseyi’nin Avrupa İnsan Hakları Komiseri ve AKPM gibi bazı organlarının eleştirileri, Türk hükümeti ve AKP içinde rahatsızlık yaratmaya başladı.

AKPM, “demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti konusunda Avrupa Konseyi üyeliğinden kaynaklanan yükümlülükler yerine getirilmediği” gerekçesiyle Türkiye'yi 2004 öncesinde olduğu gibi tekrar siyasi denetime alması Ankara-Strasbourg ilişkilerini derinden sarstı.

AZERBAYCAN GERİ ADIM ATTI

AİHM kararlarını uygulamadığı için bir Konsey üyesine karşı ilk dava 2017 yılında Azeri muhalif Ilgar Mammadov'un tutukluluğu nedeniyle Azerbaycan'a karşı açılmıştı. Mammadov, Ağustos 2018'de ise serbest bırakıldı.

HABERE YORUM KAT
Keşfet