Danıştay, basın özgürlüğüne getirilen kısıtlamaya dur dedi!

Danıştay, basın özgürlüğüne getirilen kısıtlamaya dur dedi!
Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından, toplumsal olaylarda polisin ses ve görüntü kaydının alınması yasaklamıştı. Danıştay tarafından basın özgürlüğüne kısıtlama getiren Emniyet Genel Müdürlüğü’nün kararını durduruldu.

İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü’nün basın özgürlüğüne sınırlama getiren ‘ses ve görüntü kaydedilmesine’ başlıklı genelgesinin yürütmedi Danıştay tarafından durduruldu. Danıştay 10. Daire, kararını; “haberleşme ve basın hürriyetine sınırlamalar getirildiği” ve bu sınırlamanın anayasaya aykırı biçimde genelge ile yapılamayacağı gerekçesine dayandırdı.

ANKA’nın haberine göre, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü’nün, 27 Nisan 2021 tarihli “Ses ve Görüntü Kaydedilmesi” başlıklı genelgesi ile toplumsal olaylarda polislerin görüntülerinin kaydedilmesi yasaklanmıştı. Genelgede, “Tüm vatandaşlarımız açısından özel hayatın gizliliği ve kişisel veri ihlalinin söz konusu olduğu bu tarz durumlarla, genel kolluk personelimiz de sıklıkla karşılaşmaktadır. Bazen görevin yapılmasını engelleyecek boyuta ulaşan bu ihlaller, zaman zaman personelimizin veya vatandaşlarımızın kişilik haklarına veya güvenliğine zarar verir şekilde çeşitli dijital platformlarda yayımlanmaktadır” ifadeleri kullanılmıştı.

“DELİL TOPLAMA HAKKI…”

Antalya Barosu ve Baro Başkanı Polat Balkan, genelgenin yürütmesinin durdurulması talebiyle Danıştay’da dava açmıştı. Dava dilekçesinde, “Doğrudan mahkemenin takdir ve kanaat alanına yönelerek, ‘ilgililerin’ delil toplama hakkının özünü ortadan kaldırıldığı, hem yetki gaspı, hem usule aykırı olduğu; Herkes tarafından bilinebilecek durumdaki olayların ve olaylar esnasında yapılan konuşmaların ses kaydının alınmasının özel hayatın ihlali suçunu oluşturmadığı gibi bir suç durumunda başka surette delil elde etme ikanı yok iken veya kaybolma olasılığı bulunan kanıtların kaybolmalarının engellenmesi amacıyla ses kaydı alınması durumunda da suçun oluşmayacağının Yargıtay kararları ile sabit olduğu…” denmişti.

TOPLUMDA POLİS ALEYHİNE ALGI OLUŞTURULMAYA ÇALIŞILDIĞI…

İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü ise savunmasında, “Genelge ile haberleşme ve basın hakkının ihlal edildiği iddialarının asılsız olduğu, genelge ile basın ve haberleşme özgürlüğünü kısıtlayacak hiçbir hususun düzenlenmediği… Görevi gereği olaya müdahale eden bir polisin, müdahalesi orantılı olsa dahi yalnızca silah kullanırken bile görüntü alınmasının toplumsal infial yaratabilecek şekilde kitlelere ulaştırılabildiği, (…) bir kısım basın ve yayın organları ile birlikte kişilerin sosyal medya kurumları aracılığıyla da olayların tümünü yansıtmayacak şekilde yalnızca polisin zor kullandığı an kayıt altına alınarak toplumda polis aleyhine algı oluşturulmaya çalışıldığı…” ifadelerine yer vermişti.

OYBİRLİĞİ İLE DURDURULDU

Danıştay 10. Daire, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün genelgesinin yürütmesini, 15 Eylül 2021 tarihinde oybirliği ile verdiği kararla durdurdu. Karar, şu gerekçelere dayandırıldı: Anayasanın 22. Maddesi incelendiğinde; herkesin haberleşme hürriyetine sahip olduğu, haberleşmenin gizliliğinin ise esas olduğu; bu hakkın madde metninde belirtilen sınırlama sebeplerine bağlı olarak usulüne göre verilmiş hakim kararıyla veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri uyarınca sınırlandırılabileceği görülmektedir. Söz konusu hakkın belirli hallerde sınırlandırılabileceği, dolayısıyla mutlak bir nitelik taşımadığı açık ise de devletin bu sınırlandırma sebepleri haricinde söz konusu hakkın kullanılmasını sağlamak yükümlülüğünün bulunduğunun kabulü gerekmektedir.

… Anayasamızın ‘temel hak ve hürriyetler’ başlıklı ikinci kısmında düzenlenen haberleşme hürriyeti ile basın hürriyetinin, temel hak ve hürriyet kapsamında olduğundan, … getirilecek sınırlamaların kanunla yapılması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır.

Genelge ile getirilen düzenlemelerin temel hak ve hürriyetler içerisinde bulunan haberleşme hürriyeti ile basın hürriyetine yönelik kural ve sınırlamalar getirildiği anlaşılmış olup; bu haliyle yasama organının tasarrufu niteliğindeki kanun yerine yürütme organına dahil davalı idarece genelge niteliğinde bir düzenleyici işlem ile adı geçen temel hak ve hürriyetlere yönelik sınırlama getirilmesinde Anayasamızın 7. ve 13. maddelerine uyarlık bulunmadığı kanaatine verilmiştir.”

KAYNAK: ANKA

HABERE YORUM KAT
Keşfet