Ekrem İmamoğlu'ndan Kanal İstanbul tepkisi: Bu ihanet projesini engelleyeceğiz

Ekrem İmamoğlu'ndan Kanal İstanbul tepkisi: Bu ihanet projesini engelleyeceğiz
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kanal İstanbul Projesi'yle ilgili olarak çarpıcı açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, "Bu ihanet projesini mutlaka engelleyeceğiz. Buna ömürleri yetmeyecek. Yargı mensuplarını da göreve davet ediyorum" dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kanal İstanbul projesiyle ilgili olarak çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kanal İstanbul'un kötülük projesi olduğunu ifade eden İmamoğlu, "Kanal manal, ulaşım mulaşım hikâye. İstanbul'un bütün doğal yapısını, kurgusunu bertaraf etmesiyle sonuçlanacak kötülüktür bu, kötülük. Altını çiziyorum. Bu ihanet projesini mutlaka engelleyeceğiz" dedi.

ANKA'nın haberine göre, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kurbağalıdere hattında incelemelerde bulundu. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan İmamoğlu, hem Kanal İstanbul hem de MOBESE görüntülerine dair sert açıklamalar yaptı.

ÇILDIRMIŞ PROJEYLE İLGİLİ MASAMIZ VAR

İmamoğlu, "İBB bünyesinde Kanal İstanbul ya da 'Beton Kanal' diye tariflediğimiz, az önce ifade ettiğim sıfatıyla, çıldırmış projeyle ilgili bir masamız var, bir platformumuz var. Burada, İBB’nin bütün kurum ve kuruluşlarıyla ilişkili hangi husus var ise orada değerlendirip, o müşterek değerlendirmeden sonra da hukuki süreçleri harekete geçirdiğimiz ve takip ettiğimiz bir zeminde süreci ele alıyoruz. Yani çok ciddi ele aldığımız, takip ettiğimiz, İstanbul'un en büyük tehdidi olarak gördüğümüz, geleceğini ne yazık ki ipotek altına alan, geri dönüşü olmayan, büyük tabiat zararları veren, insanlığa zarar veren unsurlarıyla sıkı bir takibimizde. Bunu bir kere ifade edelim" dedi. İmamoğlu açıklamalarının devamında şu ifadeleri kullandı:

BU BİR RANT PROJESİDİR

"Başından beri ifade ettiğimiz bir şey var. Bu bir rant projesidir. Bunun içinden geçecek tankerin, şilebin veya işte Boğaz’ı tehdit edecek unsurların bertaraf edilmesiyle, uzaktan, yakından ilgisi yoktur. Burada hesap kitap, birilerinin cebine girecek olan paralardır, kazanılacak paralardır. Oradaki zavallı köylülerimiz, oradaki yerlerinden edilen vatandaşlarımızı da ilgilendiren bir husus değildir. Bakın, o kadar çıkarcı davranılmıştır ki hatırlarsanız en üst perdeden, en üst ağızdan şu söylenmiştir. ‘Güzergahını bile paylaşmıyoruz. Çünkü, buradaki arsa rantına izin vermeyeceğiz’ denildi. Tam tersine bunun altından şu çıkıyor: Güzergahının paylaşılmadığı doğru. Ama kime? Topluma, vatandaşa. Ama birilerine paylaşıldığı da bugün ortaya çıktı. Ama Ürdün'deki emlakçı ama başka ülkelerdeki bu işten para kazanan kişiler. Ve bunların çoğu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı da değil.

BUNU ENGELLEYECEĞİZ SİYASİ ÖMÜRLERİ BUNA YETMEYECEK: İkincisi; bir de para kazanan aracılar var tabii. Bir de bunların tespit edilmesi lazım. Bu aracılar, bu komisyoncular, bu devlet görevlileri kim? Bu siyasiler kim? Bu işe aracılık eden, pazarlamacılık yapan kim? Başından beri tarifim; ‘Bu Beton Kanal işi, bir emlak projesi’ demişimdir. ‘Hazırlarız, yaparız, satarız, para kazanırız.’ Kimi satıyorsun? İstanbul'u satıyorsun. İstanbul'un en kıymetli, en hayati damarı dediğimiz, akan damarı, kanı dediğimiz o güzelim soluk aldığımız alanını peşkeş çekiyorsunuz. Kime? Bir avuç zengin olacak insana. Ne için? İstanbul'un geleceğini mahvetmek için. Yenişehir. Adı bile Yenişehir. Yani adı bile konmuş. Düşünebiliyor musunuz? Ben bu kepazeliği her zaman ifade ettim. Kanal manal, ulaşım mulaşım hikaye. Orada 2 milyon insanın, belki de 2,5-3 milyon insanın İstanbul'a ilave edilmesiyle, İstanbul'un bütün doğal yapısını, bütün kurgusunu bertaraf etmesiyle sonuçlanacak kötülüktür bu, kötülük. Altını çiziyorum. Bunu engelleyeceğiz, bunu öbürleri yetmeyecek. Siyasi ömürleri buna yetmeyecek.

BU İHANET PROJESİNE HASSASİYETLE EĞİLSİNLER

Türkiye Cumhuriyeti'nin dönüşüm hikayesinin en önemli göstergesi olacaktır Kanal İstanbul'a karşıtlık, Beton Kanal Projesi'ne karşıtlık. Hem de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan bir avuç insanı zengin etme projesine karşıtlık, simgesi olacaktır ve değişimin, dönüşümün merkez odağı olacaktır. Karşısındayız. Hukuki süreçlerimiz devam ediyor. Bilirkişilerin atandığı, hukuki süreçlerde yavaşlatılmış adımların sürdürüldüğünü gözetliyoruz. Yargı mensuplarını da bu anlamda göreve davet ediyorum. Bu ihanet projesine, hassasiyetle ve aciliyetle eğilsinler. Bir an önce kararları versinler. Tümden haklı olduğumuz, bir gecede 1/100.000’lik plan, bir gecede 1/5000’lik plan, bir gecede 1/1000’lik plan devreye sokup… Düşünsenize; Ankara'da birileri oturmuş masanın üstünde, vatandaşın haberi yok, ilçe belediyelerinin haberi yok, Büyükşehir Belediyesi’nin haberi hiç yok; kararlar alıyor.

İLERİDE SORUMLULARI BUNUN HESABINI VERECEK

Birileri de çıkıyor, ‘Benim adım Çevre ve Şehircilik Bakanlığı…’ Ne çevresi ne şehirciliği Allah aşkına? Çevre ve şehircilik değil. Onun için yani bu vahşi durumu takip ediyoruz, içindeyiz. Tek bir gün bile zihnimizden çıkarmadık. Başından beri bu konuya nasıl müdahil olduğumu, nasıl karşıt olduğumu ifade etmeye devam ediyoruz. Bu ihanet projesini mutlaka engelleyeceğiz. İleride sorumluları da bunun hesabını verecek. Artı, bu emlak projesini hayata geçirmek isteyenlere de buradan ilanımdır ki; tekrar o araziler, İstanbul'un çok sağlıklı tarım arazileri olmaya devam edecek. Aldıkları günkü fonksiyonuyla devam edecek. Yani o gün tarım arazisi olarak aldılar, ileride de tarım arazisi olacak. O gün rekreasyon alanıysa, rekreasyon alanı devam edecek. Yani fırsatçılık yapmalarına müsaade etmeyeceğiz. Ama kimsenin hakkıyla, hukukuyla da işimiz yok. O bakımdan, İstanbul'un kaderini etkileyecek bu sürece karşı dik duruşumuz ve kararlı duruşumuz zerre geri değildir, ileri seviyede devam etmektedir.

MOBESE KONUSUNDA AÇIKLAMALAR

MOBESE’nin nasıl kullanıldığı belli hukukta. Suçlu tespiti. Bir suçun tespiti. Onun dışında hiçbir şekilde kullanılamaz, servis edilemez. 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası var bunun. O kameranın başında kim oturuyordu? Ona bu talimatı kim verdi? Hangi amiri? Onu o talimata hangi müdürü verdi? İstanbul Emniyet Müdürü bunun için bu işin içinde mi? İstanbul Valisi bu işin içinde mi? Haberdar değillerse, cevabını versinler. Bu konu geçtiğinde, gözlerimin içinde çakan şimşekleri herkes görsün. Benim kişisel alanıma, benim kişisel sürecime müdahale etme densizliğini, ahlaksızlığını gösteren, devletin hangi kademesinde kim varsa, hesabını verecek. Ama bugün ama yarın… Dolayısıyla, yediğimiz yemeğin hala konuşulması, boş işleri olan insanların işi. Ekrem İmamoğlu aşağı, Ekrem İmamoğlu yukarı. Başka dertleri yok. Çünkü İstanbul canlarını çok yaktı. Onun acısı nasıl bir acıymış ki, bu kadar basit bir meseleye bile günlerce konuşmayı göze alabiliyorlar.

KILIÇDAROĞLU'NA "HAİN" DİYEN KÜÇÜK ÇOCUK KONUSU

Siyasette ahlak sorunu yaşanıyor. Bir çocuğun niçin bu şekilde konuşturulduğu dile gelmiyor. Yani biz siyasette ahlakı unutmuşuz. Çocuğu siyasete alet etmişiz. Ben, bir tane kanalda konuşulduğunu görmedim. Hala yemek! Utanmazlığa bakar mısınız ya? Kimse bundan bahsetmiyor. Çocuk. Yani şu kadar bir çocuk. Trabzon'da, çocukluğumda en kötü şey, kötü kelime kullanmadır. Öyle büyüdüm. Kötü kelime kullanmadım. Ahlaklı bir ortamda büyüdüm. Köyümde de öyleydim, ilkokulumda da öyleydim, ortaokulumda da öyleydim, lisede de öyleydim. Bu çocuğu, böyle bir sürece nasıl alet ederler? Ahlaktan nasıl uzaklaşırız? Kibirli, tehdit eden, kötü dil kullanan bir sürece nasıl geldik biz Allah aşkına? İstanbul'da İstanbul.

Şu anda memleketin konuşacak önemli 3 hususu var. Siyasette ahlak sorunu. O küçücük çocuğumuzdan yola çıkarak bunu söylüyorum. Ve bunun Trabzon'da, benim memleketimde yapılmasını da ayrıca kınıyorum. Hiçbir 81 ilimizde yapılamaz. Ayrıca oranın bir çocuğu olarak bunu söylüyorum. Büyük, çok kötü bir şov yapılarak orada, o insanları da zan altında bırakılmıştır. Kınıyorum buradan. Ahlak sorunu konuşulmalıdır. İkincisi; kişisel hayatlara müdahale üzerinden yarın başımıza gelebilecek büyük tehditlerin şimdiden bertaraf edilmesi üzerine, bu hukuki sorun, bu FETÖ taktiği -adına ne derseniz deyin- başka taktikler… Ben anlamıyorum onlardan. Bu süreçler konuşulmalıdır. Üçüncüsü de eğer İstanbul'daysak, İstanbul'un engellenmeme, işine destek olunma süreci tartışılmalı, konuşulmalıdır. Ondan sonra gidin, ne yapıyorsanız yapın. Muhalefetinizi yapın. Nedir bu? Kibirli bir dil, tavır vesaire… Bunları konuşun. Bırakın yemeği. Evet yendi, bitti. Bir de diplomatik bir kriz içeriyor. Yani takip ettiğiniz sürecin içinde bir de Türkiye'nin en yoğun ilişkilerinin olduğu bir ülkenin büyükelçisi var. Bizi takip eden o kamerada, kayıt alınan o kamerada bu görüntüler de vardı. Yani biraz daha pervasız davransalar, belki de onu da göstereceklerdi."

HABERE YORUM KAT
Keşfet