Engin Altay'dan Erdoğan'a tepki: Senden önce biz milletçe mağaralarda yaşıyorduk
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “İktidara geldiğimiz zaman paletli ambulansı bırakın, normal ambulans yoktu” açıklamasına tepki gösterdi.
ANKA'nın haberine göre, TBMM'de basın toplantısı düzenleyen Engin Altay, Erdoğan'ın açıklamalarını tiye alırken, Erdoğan'dan önce yalan olmadığını da belirterek şunları söyledi:
VERİM ALMAK İSTİYORSAN YAPMAN GEREKEN BELLİ
Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği yayınlandı. Biz de kahraman polisimizle, polis teşkilatımızın üst yöneticileri ile görüştük. Teşkilat mustarip, şikayetçi. Bir polis memurumuzun beş yaşındaki evladı liseyi bitirene kadar dört ayrı vilayette okumak zorunda. Hangi mantıkla? Gerekçesi bile inandırıcı değil. Daha çok verim almak istiyorsan, Sayın İçişleri Bakanı; yapman gerekenler belli. Bu Meclis’te söyledim. Türk polisi şehit olmaktan korkmuyor, Türk polisi emekli olmaktan korkuyor. Biliyor ki emekli olursa geçinemeyecek, kuru ekmeğe muhtaç olacak. Onun kadrosu, bunun kadrosu fitnesiyle yüce teşkilatımız buhranlı günler geçiriyor. 3600 de derhal hayata geçirilmeli. Polis teşkilatımız artık şehit olmaktan korkmadıkları gibi emekli olmaktan da korkmamalıdır.
O İÇİŞLERİ BAKANI İFTİRA VE FİTNE MERKEZİ OLMUŞTUR
Bir polis memuru haftada kaç saat çalışıyor? 84 saat çalışıyor. Normal, 40-45 saat herkes çalışırken, bizim kahraman polisimiz 84 saat çalışıyor. Kemal Kılıçdaroğlu’na laf yetiştireceğine, gel bunu düzelt. Beyefendi ne zaman unutulsa, itibar ve irtifa kaybetse; Kemal Kılıçdaroğlu’na laf yetiştirmekle uğraşıyor. Tweet atmış. Bir İçişleri Bakanı bir belediyede ‘557 terörist var’ diyorsa, bir kişiyi bile kulağından tutup hakimin önüne yatırmamışsa; o İçişleri Bakanı iftira ve fitne merkezi olmuştur. Elindeki bilgi belgeyi yargıya taşımıyorsa o koltukta suç işliyordur ve müfteridir. Böyle bir şey olamaz. ‘İçişleri Bakanıyım’ diye her akla eseni, geleni söyleyemezsin. Ülkede huzurunun tesisinden sorumlu İçişleri Bakanı huzursuzluğun kaynağı olmak için adeta, her şeyi yapar hale gelmiştir. Kabul etmemiz mümkün değil.
SEN BUZ GİBİ DİKTATÖRSÜN
Özellikle ekonomi ile ilgili gelişmeler trajikomedi. Nureddin Nebati, yabancılara ‘bürokrasiyi alaşağı ederiz, tek adam rejimi var, merak etmeyin’ dedi. Tabi Sayın Erdoğan durur mu? Dün milletvekillerine kahvaltı vermiş, tam olarak şöyle demiş: ‘Biz yıka yıka geldik, siz de yıkın.’ Neyi yıka yıka geldin sen? Hiçbir şeyi yıkamazsın, örselersin. Ama devletin geleneklerini yıkmak senin boyunu aşar. Yıkma yap. Kurum ve kuralları yok saydın, ne oldu? Ekonomiyi batırdın, adaleti bitirdin, huzuru bozdun. 5 milyon sığınmacıyı Türkiye’nin mahallelerine, sokaklarına doldurdun; huzur kalmadı. Her parkta, her bahçede, anneler babalar uyuşturucu ile mücadele ediyor. Yıka yıka geldiğin, bugünden dolayı. Yıka yıka geldin, milleti kuru ekmeğe mahkum ettin. Senin Türkiye’yi getirdiğin nokta bu. Kurum, kural tanımamak, hukuku hiçe saymak diktatörlere özgü bir tutum ve davranış şeklidir. Sana diktatör deyince kızıyorsun. Sen buz gibi, bal gibi diktatörsün. Neyi yıkacaksın? Yıkmak yok. Yarın ağlayıp sızlamayın. Devleti zarar ettirecek işlere, milletin kör kuruşuna göz koyacak işlere imza atmayın. Keser döner sap döner. Erdoğan şikayet edecekse, kendi etrafını çeviren dalkavuklardan, üç beş maaş alan ehliyetsiz, liyakatsiz ekipten şikayet etsin.
ERDOĞAN’DAN ÖNCE BU KADAR YALAN YOKTU
Bir ambulans tartışması var. ‘Bizden önce doğru düzgün ambulans yoktu’ demeyi becermiş. Pes ettim, dedim ki pes. Şaşırmadım çünkü, ‘bizden önce buzdolabı yoktu, havalimanı yoktu, üniversite yoktu’ diyebildi. Baktırdım. Türkiye 69-70 milyon iken Türkiye’nin 3 bin 700 ambulansı varmış. Şimdi 85 milyon, şu anda da 6 bin 700 ambulansı var. Bir artış var olağan. Mesele şu. ‘Bizden önce ambulans yoktu.’ Doğru Erdoğan. ‘Senden önce biz milletçe mağaralarda yaşıyorduk.’ Bunu söylememizi bekliyor herhalde; ‘Erdoğan bizi çıkardı, giydirdi, ceketimizi, pantolonumuzu, kravatımızı; evler yaptı, binalar yaptı, üniversiteler yaptı, hastaneler yaptı, bizi Erdoğan şehirlileştirdi’ desek, bunu gidip biri söylese, Erdoğan da ‘evet aynen öyle oldu’ der. Kafa bu kafa. Bu nasıl bir kafa? Kendisinden 20 yıl önce yapılmış bir üniversiteyi, havalimanını ‘ben yaptım’ diyebiliyor. Adnan Menderes Havalimanı’nı ben yaptım, dedi. Donduk kaldık. ‘Adnan Menderes Havalimanını ben yaptım’ diyen devlet başkanının hangi söylediğine inanalım? Erdoğan’dan önce bir şeyler yoktu. Ne yoktu? Erdoğan’dan önce şehide ‘kelle’ diyen siyasetçimiz yoktu. Erdoğan’dan önce ‘papaz elbisesi giyerim’ diyen bir başbakanımız yoktu. Erdoğan’dan önce üç dört maaş alınmıyordu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde. Devlet mafya iç içeliği yoktu Erdoğan’dan önce. Millet pazarda çürük domates patates toplamıyordu Erdoğan’dan önce. ‘Çocuğuma pantolan alamadım’ diye babalar intihar etmiyordu, atanmadım diye öğretmenlerimiz canına kıymıyordu Erdoğan’dan önce. 23 milyon icra dosyası yoktu. Çiftçinin traktörü, ahırdaki öküzü haciz edilmiyordu. Erdoğan’dan önce kimse bayat ekmek kuyruğuna girmiyordu. Bu listeyi saysam sabaha kadar sayarım. Ama Erdoğan’dan önce bir şey daha yoktu, siyasette bu kadar yalan yoktu."