Faik Öztrak bakanları ve Merkez Bankası başkanını mevsimlik işçiye benzetti
CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Türkiye'deki bakanların ve başkanların artık mevsimlik işçiye döndüğünü ifade etti. Öztrak, "Ülkemizde bakanlar, Merkez Bankası başkanları, TÜİK başkanları artık mevsimlik işçiye döndü. 3 yıl 6 ay 20 günde, tam 7 bakan değişti. Yine son 3,5 yılda; 3 Hazine ve Maliye Bakanı, 4 Merkez Bankası Başkanı, 5 de TÜİK Başkanı gördük" dedi.
ANKA'nın haberine göre, CHP Sözcüsü Faik Öztrak, CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı sonrasında parti genel merkezinde basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu. Öztrak'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:
İKTİDAR 10 YAŞINDAKİ BİR ÇOCUĞUMUZU KULLANDI
"Üstatlarının, ‘Kininin, öcünün davacısı bir gençlik’ hülyasının değirmenine su taşıyan bu gözü dönmüş zihniyet, bu kibirli dil; bugüne kadar milleti bölüp, parçalayarak, kutuplaştırarak, karşısında yapay düşmanlar yaratarak, ömrünü uzatmak için her türlü nefret suçunu işledi. İşlemeye de devam ediyor. Kininin esiri bu zihniyet kimi zaman etnik kimlikler, kimi zaman inançlar, kimi zaman toplumsal cinsiyet üzerinden, milletimizi bölüp parçaladı. Bu amaç için yeri geldi Kabataş yalanlarını tedavüle soktu. Yeri geldi cami mihraplarında, sanatçıları dillerini kopartmakla tehdit etti. Yeri geldi kendisini eleştirenleri, vesayeti altındaki yargıya talimat verip hapse attırıyor. Ve dün, bu kin ve nefretin vücut bulmuş hali, çocuklarımıza da musallat oldu. 10 yıldır yattığı hapisten babasını kurtarmak için kendisinden yardım isteyen bir çocuğumuzu kullandı. Koltuğunu korumak için küçücük çocukları istismar edecek kadar gözünün döndüğünü gösterdi. Böylesi çirkin bir istismarı, siyasi tarihimizde görmedik, duymadık. Kin ve nefret şeytanidir, sevgi ve hoşgörü rahmanidir. Bu nedenle tertemiz çocuk kalplerine, kin ve nefret tohumlarının ekilmesini, asla ama asla kabul edemeyiz. Koltuğunu kaybetme korkusuyla, nefretten, kinden, hınçtan medet uman, siyaseten mefluç bir zihniyetin elinden, çocuklarımızın tertemiz beyinlerini, yüreklerini, mutlaka ama mutlaka kurtarmak zorundayız.
BU NEFRET DİLİNİ SANDIKTA KOPARACAĞIZ
Milletimizle birlikte bu nefret dilini sandıkta koparacağız. Ama sandık gelene kadar da ailelerimizden bir istirhamımız var. Bu kin ve nefretin, evlerinize, çocuklarınızın tertemiz dimağına ulaşmasına izin vermeyin. Kin ve nefret tohumlarının televizyonlardan, radyolardan sızarak, çocuklarımızın akıllarını karıştırmasına fırsat tanımayın. Ebeveyn kontrolünü elden bırakmayın. O kibirli ses televizyondan duyulduğunda, o kibirli yüz ekranda görüldüğünde kanalı değiştirin. Çocuklarımızı zehirlemesine izin vermeyin. Çocuklarımıza sevgi ve hoşgörüyü öğretin. Kin ve nefret söylemlerini, baskıyı artırmaya kararlı. Biliyor ki akıllar birleşirse, atanamadığı için yaşamına kıyan Şanlıurfalı Murat öğretmen konuşulur. Traktörüne zamlanan mazotu koyamayan, gübreyi tarlasına atamayan çiftçilerimizin perişan halleri konuşulur. Doğal gazı kısılan, elektriği kesilen sanayicinin uğradıkları zararlar tartışılır. Kalpler dağınık kalmaz, akıllar birleşirse; İstanbul Havalimanı karda kapanırken, tek adamın yetersiz diye kapattığı Atatürk Havalimanı’na bakanların neden inmek zorunda kaldığı tartışılır.
SİYASİ ARSIZLIĞIN BU KADARINA DA PES
Bu müflis bezirgân siyasetinin, kalp gözü millete kapanmış. Utancı gidenin kalbi de ölürmüş. Bunların hali işte tam da bu. İmralı’nın sözcülüğüne soyunacaksın. Terörist başına hâkim cüppesi giydirmeye kalkacaksın. Fetullah Gülen’le yan yana fotoğrafı olan şahsı, Hazine ve Maliye Bakanı yapacaksın. Ömrü Fetullah Gülen’e övgü düzmekle geçmiş bir kişiyi, daha iki gün önce, Adalet Bakanlığı’na hem de üçüncü kez atayacaksın. Sonra da çıkıp Kuvayı Milliye ve Müdafaa-i Hukuktan neşet eden, Cumhuriyet Halk Partisi’ni terör örgütleriyle yan yana anmaya cüret edeceksin. Siyasi arsızlığın bu kadarına da pes. Buna psikoloji de yansıtma rahatsızlığı diyorlar. Ciddi bir hastalık. Kişi kendindeki kusurları, karşısındakine mal ederek, karşısındakine yansıtarak, rahatlamaya çalışıyor. İşte karşısındakini kendisi gibi zanneden bu kibir abidesi, sıkılmadan bizlere ‘çoluklarının, çocuklarının yüzüne bakabilmeleri için kendilerine çeki düzen vermeleri gerekir’ diyor. Allah’a çok şükür. Bizlerin arasından evladına, ‘evlerdeki paraları sıfırla’ talimatı veren çıkmadı. Evlatlarımızın evlerinden boy boy kasalar çıkmadı. O kasalardan dolarlar, avrolar fışkırmadı.
BAKANLAR VE BAŞKANLAR MEVSİMLİK İŞÇİYE DÖNDÜ
Ülkemizde bakanlar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası başkanları, TÜİK başkanları tek adam parti devleti rejiminde artık mevsimlik işçiye döndü. Ülkeye ‘istikrar getirecek’ diye pazarlanan ucube şahsım rejimine ne bakan ne de bürokrat dayanıyor. Bu ucube rejim, 3 yıl 6 ay 20 gündür fiilen yürürlükte. 3 yıl 6 ay 20 günde, tam 7 bakan değişti. Yine son 3,5 yılda; 3 Hazine ve Maliye Bakanı, 4 Merkez Bankası Başkanı, 5 de TÜİK Başkanı gördük. Son TÜİK Başkanı da daha yılını tamamlayamadan hem de ‘kul hakkı yemem’ dedikten hemen sonra, ‘vay sen kimsin de kul hakkı yemem diyorsun’ denerek, ocak ayı enflasyonunu açıklamaya bile vakit bulamadan görevinden alındı. Kuralları belli teknik bir iş yapan TÜİK ’e, acaba neden Başkan dayanmaz? Tabii ki, ‘Tayyib’i Üzmeyen İstatistik Kurumu’ haline getirmek için.
OTEL HİLTON HARBİYE TROLLER HEMEN DEVREYE
O kadar akıl yok ki Genel Başkanımızın videosunun gecesinde aynı sisteme başvuruyorlar. Otel Hilton Harbiye. Troller hemen devreye. Yandaş gazeteciler… Bomboş işler… Bu mekanizmayla insanları hapse attırıyorlar, işte sarayın meşgalesi bu. Genel Başkanımızın anlattığı tam da bu. Hepsi aynı tweeti atmış. Akıl fukarası olmak lazım. Hamza Dağ'a da şunu söyleyeyim. Kişi karşısındakini kendi gibi bilirmiş. Önce pudra şekeri çeken danışmanının fotoğraflarını kimler verdi onu araştırsın. AK Partilinin kontrolündeki troll ordusunun İBB'yi ağızlarına pelesenk etmesini de iyi anlıyoruz. Her şey ortaya çıkıyor. İstanbul’un kaynakları AK Parti’nin siyasetçisine, siyasetine aktarılmış. AK Parti'de siyaset yapanların eğitim masrafları bile karşılanmış. Bu hortumlar kesilince feryat ediyorlar. Hiç merak etmesinler. İBB’ye döşedikleri hortumları nasıl kestiysek, sandık geldikten sonra devletin bütçesinden yandaşların kasasına döşenen hortumları da keseceğiz. Milletin parası millet için harcanacak."