Levent Gültekin'den muhalefete tepki: Hangisi sizin gerçek yüzünüz?
İsmailağa Cemaati'nin şeyhi Mahmut Ustaosmanoğlu'nun cenaze törenine katılan siyasetçilere tepki gösteren Levent Gültekin, kaleme aldığı yazıda muhalefet siyasetçilerine ikiyüzlü oldukları gerekçesiyle eleştiri yağdırdı.
Ustaosmanoğlu'nun konuşmalarını dinlediğini söyleyen Levent Gültekin, muhalefetin vaat ettiği hayatın tam tersini kendisine ilke edinmiş bir kişiden bahsedildiğini ifade ederek, muhalefet siyasetçilerinin cenaze törenine katılmasını çelişkili bulduğunu söyleyerek şu yazıyı yazdı:
BU SİYASETÇİLERİN HEPSİ TARİKATIN YAPMAYA ÇALIŞTIKLARININ TERSİ BİR HAYAT VAAT EDİYOR
"Bu tarikatın lideri Mahmut Ustaosmanoğlu geçtiğimiz günlerde vefat edince kimi siyasetçilerden taziye mesajları geldi. Kimileri de cenaze törenine katılıp bağlılıklarını bildirdi. Üstelik bu siyasetçilerin neredeyse hepsi bize tam da bu tarikatın yapmaya çalıştıklarının tam tersi bir hayat vaat ediyor. Bu siyasetçiler konuşmalarında sıklıkla laiklik vurgusu yapıyor. Çocuklarımızın okumasının ne kadar kıymetli olduğunu anlatıyorlar. Kadının toplumsal hayattaki yerine vurgu yapıp duruyorlar. Bize, ülkemizi medeni dünyanın bir parçası yapacakları vaadinde bulunuyorlar. Konuşmalarında bilimi, sanatı, felsefeyi yüceltiyorlar. Evrensel insan haklarından bahsediyorlar. Ama gelin görün ki vaat ettiklerinin tam tersini yapan, hatta siyasetçilerin vaat ettiği o hayatı, o hayatın ışığını söndürmeyi kendine amaç edinmiş biri öldüğünde ona üzülmekten de geri kalmıyorlar.
İKİYÜZLÜ SİYASET ANLAYIŞIYLA NEREYE KADAR DEVAM EDECEKSİNİZ?
Sevgili Deva, Gelecek, Saadet, İYİ Parti, cenazeye katılan CHP’li ve diğer bütün siyasetçilere sesleniyorum: Bu ikiyüzlü siyaset anlayışıyla nereye kadar devam edeceksiniz? Bir taraftan 'Laiklik bu ülke için çok önemli' derken diğer taraftan laikliği yok etmeyi birinci amaç haline getirmiş birinin ölümüne üzülmekten geri durmuyorsunuz. Bir taraftan bize, ülkemizi medeni dünyanın bir parçası yapma vaadinde bulunuyor, diğer taraftan bu yaşam biçimine düşman birine iltifat etmekten çekinmiyorsunuz. Bir taraftan gençlere, kadınlara, özgür bir yaşam vaat ederken, diğer taraftan kadını toplumsal hayatın dışına atmaya, kocasının kölesi yapmaya çalışan bu tarikatlara saygı duymaktan vazgeçmiyorsunuz.
KÖTÜLÜK YAPAN BİRİ YÜCELTİLDİĞİNDE O KÖTÜLÜK YÜCELTİLMİŞ OLMUYOR MU
Kimse size bu insanların aleyhine konuşun, bir şekilde bu tarikatların girdabına yakalanmış insanları incitici sözler edin demiyor. İyi olan her şeye düşman, zihninde ilmin, bilimin zerresi bulunmayan bu tür tarikat liderlerini ‘ülkemizin önemli bir alimi‘ diyerek yüceltmenin, iltifat etmenin ne anlama geldiğini gerçekten bilmiyor musunuz? Sizin yücelttiğiniz bu insanların, bu ülkenin, toplumun, yaşamın, huzurumuzun düşmanı olduğunu topluma nasıl anlatacağız? Bunların din anlayışının sakat olduğunu, bunlardan uzak durulması gerektiğini, bu tarikatların hem insanların hayatını hem de ülkemizi cehenneme dönüştürmeye çalışan yapılar olduğuna insanları nasıl ikna edeceğiz? Kötülük yapan biri yüceltildiğinde esasında o kötülük yüceltilmiş olmuyor mu?
HANGİ SÖZÜNÜZE İNANACAĞIZ?
Mesela aleni hırsızlık yapan birine iltifat, hırsızlığa iltifat anlamına gelmez mi? Ya da çocuk tacizcisi birini yüceltmek, çocuk tacizini meşrulaştırmaz mı? Bu tarikatların ülkeye verdiği zarar, sahte din yorumuyla topluma akıttığı zehir, bu saydıklarımdan daha mı hafif kötülük? Diğer taraftan asıl soru şu: Hangisi sizin gerçek yüzünüz? Bize vaat ettikleriniz mi gerçek, yoksa bu tarikat liderlerinin cenazelerinde onlara yaptığınız iltifatlar mı? Hangi sözünüze inanacağız? Bütün bu tuhaf davranışları muhtemelen üç beş oy için yapıyorsunuz. Oy için her şeyi yaparım, herkese göz kırparım, en sorunlu insanları bile gerekirse yüceltirim gibi yüzeysel tavırlardan ne zaman vazgeçeceksiniz? Bu tür bir siyaset anlayışının toplumda artık bir karşılığının olmadığını gerçekten göremiyor musunuz? Kaldı ki tüm bunları oy için yapmanız bile akıl işi değil.