Mithat Sancar muhalefet partilerine seslendi: Bu oyuna gelmeyin

Mithat Sancar muhalefet partilerine seslendi: Bu oyuna gelmeyin
HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, yeni başlatılan askeri harekata değinerek muhalefet partilerine seslendi. İktidarın savaş politikasıyla ayakta kaldığını söyleyen Sancar, "Her sınır ötesi operasyondan sonra iktidarın arkasına dizilme alışkanlığının bu ülkede bu düzeni kalıcı hale getirmekten başka bir sonuç yaratmayacağını bir kez daha hatırlatıyoruz. Bu oyuna gelmeyin" dedi.

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, iktidarın varlığını sürdürmek için savaş politikalarını kullandığını ifade ederek muhalefet partilerini uyardı. Savaş karşıtı olduklarını söyleyen Sancar, iktidara destek olan muhalif partilerin oyuna gelmemesi gerektiğini belirtti.

ANKA'nın haberine göre, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, TBMM’de, partisinin grup toplantısında konuştu. Sancar, özetle şunları söyledi:

KARARLILIKLA MÜCADELEMİZİ DEVAM ETTİRİRSEK İKTİDARI GÖNDERECEĞİZ

Bu iktidar çürümüştür ve çöküş içindedir. Korkusu da buradan gelmektedir. Saldırganlığı da bu korkunun ürünüdür. Korkuyorlar. Direnenlerden korkuyorlar. Topluma, gelecek umudu veren mücadele güçlerinden korkuyorlar. Bizlerden korkuyorlar. Büyümekte olan demokratik mücadelenin sonuç alacağını görüyorlar, o nedenle korkuyorlar. Ama korkunun ecele faydası olmayacaktır. Biz kararlılıkla mücadelemizi bu çizgide, bu çerçevede devam ettirirsek; inanın bu iktidarı da göndereceğiz. Bu düzeni de mutlaka değiştireceğiz.

HEP BİRLİKTE MÜCADELE ETMEK BİZİM BOYNUMUZUN BORCUDUR

Korku bacayı sardığı için her gün yeni operasyonlar yapıyorlar. Cizre il binamıza yönelik o talan operasyonunun fotoğraflarını kamuoyuyla paylaştık. Onunla da sınırlı kalmıyorlar. Başka yerlerde de tutuklamalar, gözaltılar, engellemeler, şiddet almış başını gidiyor. Sadece bize yönelik olmakla da sınırlı kalmıyor. Biliyorsunuz, başka partilerin de binalarına saldırılar oluyor arada. Mesela DEVA Partisinin Pütürge ilçe binasına da aynı şekilde bir saldırı gerçekleşti. Biz boşuna ‘bunlar sadece bizim meselemiz değildir’ demiyoruz. Bu politikalar bu ülkeyi faşizmin kurumsallaştığı bir yolda hızla ilerletme amacına yöneliktir. Ve eğer gerçekten bunu durdurmak istiyorsak hep birlikte mücadele etmek bizim boynumuzun borcudur. Bütün bu örnekler Kürt sorununda çözümsüzlük ve şiddet anlayışıyla sonuç alamayanların savaş, inkâr, imha ittifakının kaybetme korkusunun sonuçlarıdır.

BUNUN ADI SINIR ÖTESİ OPERASYON DEĞİL BUNUN ADI APAÇIK SAVAŞ POLİTİKALARIDIR

Bakın ‘bu iktidar daimî savaş politikalarıyla ayakta duruyor. Varlığını savaş politikalarına bağlamış’ deyip duruyoruz. Bunun da her gün yeni örnekleri çıkıyor karşımıza. İşte şimdi yine bir sınır ötesi operasyon başlatıldı. Bunun adı sınır ötesi operasyon değil bunun adı apaçık savaş politikalarıdır. Bölgeyi savaş düzeni içinde tutma arayışıdır.

SİYASETİ, SAVAŞ POLİTİKALARI ÜZERİNDEN DİZAYN ETMEYE ÇALIŞIYORLAR

Buradan çok yönlü hesapları var elbette, bu iktidarın. Bu hesapların içinde hiç şüpheniz olmasın ülkedeki siyaseti yeniden dizayn etme hedefi de yer alıyor. Bu ülkede siyaseti, savaş politikaları üzerinden dizayn etmeye çalışıyorlar. Diğer muhalefet partilerini; bu politikalar üzerinden hizaya getirmeyi amaçlıyorlar. Böylece bizim dışımızda demokrasi ve barış isteyen güçlerin dışındaki herkesi sessizce bu cephede yer almaya çekiyorlar. Belki de mecbur ediyorlar. Ama hiç kimse mecbur değil bu politikalara. Özellikle diğer muhalefet partilerinin tarihten, geçmişten ciddi dersler çıkarmalarını bekliyoruz. Bu politikaların hangi amaçlara hizmet ettiğini ve ne gibi sonuçlar ürettiğini iyi görmeleri gerekiyor.

BU OYUNA GELMEYİN

Her sınır ötesi operasyondan sonra iktidarın arkasına dizilme alışkanlığının bu ülkede bu düzeni kalıcı hale getirmekten başka bir sonuç yaratmayacağını bir kez daha hatırlatıyoruz. Bu oyuna gelmeyin. Savaş politikalarıyla çözümsüzlükle gidilecek yol sefalettir, yoksullaşmadır ve faşizmin daha da kurumsallaşmasıdır.

BİRLİKTE DURMAYI BAŞARAMAZSAK BEDELLER AĞIR OLACAK

Bu iktidar ülkenin bekasını gerekçe gösteriyor. Böyle propaganda yapıyor. Asıl olan kendi bekasıdır. Kendi bekası için her yol başvurabilecek bir iktidar ile karşı karşıyayız. Şimdi yeniden sınır ötesi operasyonlar adı altında savaş politikalarını yükseltmeye yönelmiştir. Ve buradan varmak istediği yerde emin olun kendi varlığını sürdürecek şartları yaratmaktır. İşte o nedenle diyoruz ki bu operasyonlara, operasyon adı altında yürütülen savaş politikalarına karşı hep birlikte durmak zorundayız. Eğer bunu başaramazsak biz mücadelemize birlikte bütün diğer toplumsal muhalefet güçleriyle diğer siyasal muhalefet güçleriyle birlikte durmayı başaramazsak bedeller ağır olacak.

DEMOKRATİK ÇÖZÜM İÇİN BÜTÜN GÜCÜMÜZLE YOLUMUZDA YÜRÜMEYE DEVAM EDECEĞİZ

Biz mücadelemizi sürdüreceğiz. Demokratik çözüm için bütün gücümüzle yolumuzda yürümeye devam edeceğiz. Bundan asla taviz vermedik, vermeyeceğiz. Savaş politikalarına karşı çözümün tek yolunun diyalog, müzakere ve demokratik siyaset olduğunu söylemeye ve savunmaya devam edeceğiz. Topluma asıl kurtuluş yolunun buradan geçtiğini anlatmaya devam edeceğiz. Ama bu gerçeği göz ardı edenlerin bu iktidarın yaratacağı yıkım politikalarının sorumluluğuna ortak olacağını da açıklıkla söylemek zorundayız. O nedenle herkes şapkasını mı, kepini mi ne varsa önüne koysun bir kez daha düşünsün. Savaş politikalarıyla gidilecek yer, bu ülkede çöküşten başka bir şey değildir. Daha fazla acı, canlarımızın ve ekmeklerimizin daha fazla gaspından başka bir yer değildir. O nedenle en güçlü savaş karşıtı birlikteliği oluşturmak en acil görevimizdir.

FATURANIN BU ÜLKENİN İNSANLARINA ÇIKTIĞINI DA HER GÜN DAHA AÇIK GÖRMEK VE GÖSTERMEK ZORUNDAYIZ

Hep birlikte bu çizgiyi bu birlikteliği büyütmek zorundayız. Bunun dışındaki bütün yolların çöküşe, çözümsüzlüğe çıktığını anlatmak zorundayız. Ve faturanın bu ülkenin insanlarına çıktığını da her gün daha açık görmek ve göstermek zorundayız.

SAVAŞ POLİTİKALARI DEVAM ETTİKÇE YOKSULLAŞMA DA ARTACAKTIR

‘Ekonomik kriz’ dedikleri şeyin halkın yoksullaşması, açlığa mahkum edilmesi olduğunu hepimizin çok iyi görmesi gerekiyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri, hatta birinci nedeni Kürt sorununda çözümsüzlük ve bu savaş politikalarıdır. Savaş politikaları devam ettikçe yoksullaşma da artacaktır. Savaşa ayrılan her kaynak bir avuç çevreyi daha da zengin etmekte bu iktidarın kendini sürdürme heveslerini güçlendirmekte ama bu ülkeyi ve bu toplumu acılara, yokluklara sürüklemektedir. O nedenle ’savaş politikalarına dur’ demeliyiz. ‘Dur’ da diyeceğiz. Bu politikaları da durduracağız.

ÇÖZÜM DİYALOGDUR, MÜZAKEREDİR, DEMOKRATİK SİYASETTİR: Çözümün adresi, yolu, yöntemi bellidir. Neyin çözüm olmadığı ise çok açık ortadır. Çözüm olmayan şey, 40 yıldır tekrar eden bu politikalardır. Çözüm ise diyalogdur, müzakeredir, demokratik siyasettir. Biz bunun için varız ve bunun için mücadeleyi büyütmeye de devam edeceğiz.menler meselesini doğru bir şekilde tartışmanın imkânı yoktur.

TEMEL İLKEMİZ İNSAN ONURUNA SAYGIDIR

Bugün sığınmacıları nefret objesi haline getirenler savaş politikalarını her gün alkışlayanlardır. Suriye’de Kürtler hak kazanmasın bir hak elde etmesin diye iç savaşı harlayan, körükleyen güçler, bugün de o savaşın sonucu olarak bu topraklara gelenlere nefret kusuyorlar. Onlara saldırılar düzenliyorlar. Şimdi de pogrom planları devreye sokuyorlar. Eğer gerçekten bu sorunun çözümünü istiyorsak, tabi ki öncelikli ilkemiz insan onuruna saygıdır. Kim olursa olsun, nereden gelirse gelsin, hangi şartlar altında burada yaşamını sürdürüyor olursa olsun, temel ilkemiz; insan onuruna saygıdır."

KAYNAK: ANKA

HABERE YORUM KAT
Keşfet