Selahattin Demirtaş: Solcular sağcılardan, sağcılar solculardan korkuyor
HDP Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Türkiye'de kesimlerin birbirinden korktuğunu ifade ederek, Atatürkçülerin İslamcılardan, Alevilerin Sünnilerden, Kürtlerin hepsinden, herkesin de Kürtlerden korktuğunu belirtti. Bu algının düzeltilmesi için muhalefete büyük iş düştüğünü söyleyen Demirtaş, tüm mahallenin temizlenmesi gerektiğini belirtti.
Halk TV'den İpek Özbey'in sorularını yanıtlayan Selahattin Demirtaş, dikkat çeken ifadeler kullanarak şunları söyledi:
SİYASİ ÇÖZÜMLER ÜRETİLEMEZ
"Hiçbir siyasetçi açıkça ifade etmese de örneğin halen Atatürkçüler İslamcılardan, İslamcılar Atatürkçülerden, Aleviler Sünnilerden, Kürtler hepsinden, hepsi de Kürtlerden korkuyor. Solcular sağcılardan, sağcılar solculardan korkuyor. Bu korkular yersiz ve temelsiz değil, ancak aşılmaz da değil. Bu kesimlerden biri veya birkaçının iktidara gelince geri kalanlara haksızlık ve zulüm yapacağı korkusu ne yazık ki halen var ve bu durum görmezden gelinerek siyasi çözümler üretilemez.
MÜZAKERE YÜRÜTEBİLECEĞİ BİR ZEMİN GEREKİYOR
Hakkını yememek gerek, bu konuda muhalefetin önemli çabaları, değerli girişimleri var. Ancak Cumhuriyet’i, ikinci yüz yılında gerçek bir demokrasiyle taçlandırmak istiyorsak daha fazlasına ihtiyaç var. Tüm partilerin ve toplumsal kesimlerin birbirleriyle konuşabileceği, müzakere yürütebileceği bir zemin yaratılması gerekiyor.
TÜM MAHALLEYİ TEMİZLEMELİDİR
Bu korkuları yaratanlar, muhalefet partilerinin mevcut yönetimleri ve liderleri olmasalar bile korkuların giderilmesi için sorumluluk almaları, cesur davranmaları gerekir. Bunun için herkes, tabiri caizse önce kendi kapısının önünü süpürmeli, sonra el ele vererek beraberce tüm mahalleyi temizlemelidir.
BUNDAN DAHA DOĞAL NE OLABİLİR Kİ?
Her birimiz, bizden korkanların kaygılarını gidermekle sorumluyuz. Bunu yapmadan sağlıklı bir tartışma zemini bulamayacağız. Yani benim çağrım tek bir siyasi ittifak veya ille de tek bir cumhurbaşkanı adayı etrafında buluşmak değildir. Elbette bunlar da olabilir ancak bundan önce, topluma beraberce güven ve güvence verebilmek için samimi bir yüzleşme, özeleştiri ve cesur siyasi çıkışlara ihtiyaç var. Sonrasında tabii ki tüm partiler birbirleriyle oturup konuşmalı, müzakere etmelidir. Bundan daha doğal ne olabilir ki?"