Tarikat ve cemaat yurtlarını kapatmak çare mi?
Türkiye Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara’nın kaldığı cemaat evinde yaşadığı sıkıntılar nedeniyle hayatına son vermesiyle sarsıldı. Enes’in canına kıymasının ardından günlerdir tarikat ve cemaatler ile bunlara bağlı yurtlar gündeme geldi.
Toplumun bir kesimi cemaat ve tarikatların yurt ile evlerinin kapatılması gerektiğini savundu. Peki cemaat ve tarikatların yurtlarının kapatılması, bu tarz sorunlara çözüm olacak mı? Ya da soruyu bir başka açıdan sormak da gerekiyor. Kredi ve Yurtlar Kurumu’nda kalan bir öğrencinin intihar etmesi nedeniyle KYK yurtlarını da kapatmak mı gerekir? Cemaat ve tarikat yurtları kapatıldığı zaman durum daha da içinden çıkılmaz bir hal mi alacak?
Cemaat ve tarikatlar sevseniz de sevmeseniz de hem bu toplumun bir gerçeği hem de siyasi partilerin birer oy deposudur. Bu gerçeklik ortada iken cemaat ve tarikat yurtlarını kapatmak ne kadar gerçekçi olabilir. Sağ partilerin her dönem sıcak ilişkiler kurduğu cemaat ve tarikatlara, son dönemde taban tabana zıt olan CHP de göz kırpmaya başladı. Yani cemaat ve tarikatlar hangi siyasi görüşten olursa olsun siyasi partilerin oy deposudur.
‘Cemaat ve tarikat yurtlarını kapatalım’ demek soruna çözüm bulmak yerine, zaten bir kısmı yeraltında olan cemaat ve tarikatların tamamen yeraltına inmesine ve bu kurumlar üzerindeki kontrolün tamamen kaybedilmesine neden olur.
“KAPATIRSAN YERALTINA İNERLER”
Cemaat ve tarikatlarla ilgili devletin yapması gereken en temel görev, bu kurumların oy deposu olarak görülmeyip tamamen denetim altına alınmasıdır. Tarikat ve cemaatlerin devlete kafa tutan kurumlar olmasının önüne geçip, bu kurumların şeffaf ve hasep verebilir olmasını sağlamaktır. ‘Kapatalım gitsin’ basitliğinin yaratacağı sıkıntılara gazeteci Fatih Portakal da dikkat çekti. Portakal, “Tarikatlar ya da cemaatler kapansın veya yasaklansın demek ülke gerçekliğiyle uyuşmayan bir şey. Yeraltına mı indireceksiniz? Daha büyük tehlike! Bu iktidar değil, sonrasında gelecek olan da yapamaz. Sadece boş bir sözden ibaret. Önemli olan kurumlar olarak denetimlerini yapabilmek” ifadelerini kullanarak kapatmayla gelecek sıkıntıların altını çizdi.
Devlet yurdunda kalan bir öğrenci canına kıyınca bütün devlet yurtlarını kapatalım demek ne kadar mantıklı ise cemaat ve tarikat yurtlarını kapatalım demek de bir o kadar gerçeklik dışıdır. Devlet olarak önce gençlerinize iyi bir gelecek sağlamakla yükümlüsünüz. Devlet olarak öğrencilerin her türlü barınma ihtiyacını karşılamakla yükümlüsünüz! Devlet iş işten geçtikten sonra vah vah deme kurumu değildir. Bunun için hem öğrencilere, öğrencilik dönemlerinde güvenli alanlar sağlamak, hem de iyi bir gelecek sunmak devletin başlıca görevleri arasındadır.
ALİ BABACAN DA KAPATMAYA DİKKAT ÇEKTİ
Bu kapatalım çağrılarına DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da karşı çıktı. Kapatmanın çare olmayacağını anlatan Babacan, “Biri çıkıyor ‘Anayasa Mahkemesi’ni, TTB’yi kapatalım’ diyor. Öteki çıkıp, ‘Vakıfların, derneklerin yurtları kapatılsın’ diyor. Siz kapatmaktan başka bir şey bilmiyor musunuz? Kurumların doğru düzgün işlemesini sağlayamaz mısınız ya? Biz, bu iki taraf arasındaki sıkışmışlıktan bu ülkeyi kurtaracağız. Ortada bariz bir zihniyet sorunu var. Dünyada hiçbir fikir yasaklarla yok edilememiştir. Enes’in sözlerinden anlıyoruz ki Enes, ailesinden, okulundan, kaldığı yurttan şikayetçi. Bu ülke ona umut veremedi. Eğer ailesinde, yurdunda, ülkesinde onu dinleyecek birilerini bulsaydı bu durum önlenebilirdi. Biz, gençleri her zaman dinliyoruz. Gençleri arkaik kavgalarla umutsuzluğa mahkum edemeyiz. Bu kavgalar sorunu çözmüyor” ifadelerini kullandı.
Sonuç olarak bu tarz üzücü olayların bir daha yaşanmaması, gençlerin ülkeden umudunu kesmemesi için devleti yönetenlere büyük görevler düşüyor. Cemaat ve tarikat yurtlarını kapatamayacağınıza göre bu kurumları sıkın denetim altına alıp, şeffaf olmalarını sağlamak devletin görevidir. Ülkeyi yönetenler bu kurumları oy deposu olarak görür, bu kurumların olumsuzluklarına göz yumarsa bu ve buna benzer olaylar daha çok yaşanır. Devlet denetleyecek, tedbirini alacak, gerektiği zaman yaptırımını da uygulayacak. Gençler bize sahip çıkan bir devletimiz var dediği anda bazı şeyler de değişmeye başlar. Kısacası her olumsuzlukta bir yerleri kapatmaya başlarsak başta siyasi partiler olmak üzere ülkede hiçbir açık kurum kalmaz!
KAYNAK: Haberciniz