Yeni kurulan DEVA ve Gelecek Partisi halkın beklentilerini karşılar mı?
Beğenirsiniz beğenmezsiniz Türk siyasetinin son 19 yılına dama vurmuş bir AK Parti var. İlk yıllarında tam bir reformist parti olarak görülen ve tabuları yıktığı söylenen AK Parti son 7-8 yıllık süreçte Türk siyasetinin klasik partilerinden biri haline geldi. Başka partilerin ayakta kalamayacağı en olumsuz dönemde dahi AK Parti siyaseten yeni bir yol bulmasını bildi. En sıkıntılı dönemleri bile kendi için fırsata çevirdi
Ali Babacan, "Bir gün cumhurbaşkanı bu sistemden dönebilir"
Son dönemde yaşanan gelişmeler, AK Parti’nin yeni bir siyaset ortaya koyamaması, ekonominin giderek kötüleşmesi, ilk kurulduğu dönemde özgürlüklerin partisi olarak gösterilen iktidar partisinin artık bu özelliğinin ortadan kalkması siyaseten yeni arayışların doğmasına neden oldu. Öyle ki siyaseten yeni arayışları başlatanlar AK Parti’nin bağrından çıkmış, çok önemli görevlerde bulunmuş isimler.
Liderlerini asla terk etmeyeceklerini sandığımız isimler şimdi liderlerinin karşısında seçimde onu iktidardan indirebilmek için çalışıyorlar. DEVA ve Gelecek Partisi’nden bahsediyoruz.
Zamanında AK Parti’nin en tepesine kadar gelmiş bu isimler şimdi AK Parti’nin alternatifi olmak için uğraşıyor. Peki Gelecek ve DEVA Partisi halkın beklentilerini karşılayabilir mi? 19 yıllık AK Parti iktidarına alternatif olabilir mi?
AK Parti başka ka bir mahalleye taşınmakla suçlayan, halktan uzaklaştığını söyleyen, önceden savundukları değerleri savunmadığını ileri süren bu yeni partiler ne kadar başarılı olur? Bu yeni partilere ana muhalefet partisi CHP’den çıkmak üzere olan Muharrem İnce’nin kuracağı yeni partiyi eklemiyoruz. Kurulduğu zaman onunla da ilgili değerlendirme yapılır.
Ahmet Davutoğlu'ndan büyük laflar: "Gelecek Partisi denklemleri bozdu!"
Bugünün Türkiye’sinin en büyük sorunu ekonomi, işsizlik, geçim derdi. Sokağa çıkıp yoldan geçen bir vatandaşı çevirseniz diyeceği şey ekonomidir, işsizliktir, geçim sıkıntısıdır. Kurulan bu iki yeni parti de ana gündem maddesi olarak ekonomiyi ön plana çıkarıyor.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da sık sık esnaf ziyareti yapıp, halkın arasına karışarak halkın gündemine dokunuyor. İşsizleri, yoksulları, geçim sıkıntısı çekenleri, vergi borcu altında ezilen esnafın sorunlarını dinliyor. AK Parti’nin halktan uzaklaştığını ileri süren bu iki parti de halkın içinde olmaya çalışıp, onların sorunları için buldukları çözüm yollarını anlatıyor.
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VURGUSU
Basın özgürlüğünün belki de en sıkıntılı günlerini geçirdiğimiz şu dönemde hem Ali Babacan hem Ahmet Davutoğlu basın özgürlüğüne vurgu yapıyor. İktidar basını olarak tabir edilen basın kuruluşlarında olumlu anlamda neredeyse hiç yer bulamayan bu iki lider, bir zamanlar kendilerine muhalif olan televizyonlarda, gazetelerde boy gösteriyor. Her iki lider de basının hiç olmadığı kadar baskı altında olduğunu, gazetecilerin cezaevine konduğunu ileri sürerken, kendi iktidarları döneminde basın özgürlüğünün olacağına vurgu yapıyorlar.
Mesela Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu, 2020 Mayıs’ında Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde yaptığı açıklamada, “Eleştiriden, özgür düşünceden korkan bir iktidar, kaybetmeye mahkûmdur. Gerçek bir demokrasi için, basının özgür olması gerekir. Gazeteciler, özgürce sorup, araştırıp gerçekleri yazabilmelidir” ifadelerini kullanmıştı.
DEVA Partisi Lideri Ali Babacan da yine geçtiğimiz yıl Mayıs ayında Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde sosyal medyadan yaptığı paylaşımlarda basın özgürlüğüne vurgu yaptı. Özgür basının demokrasinin temel taşlarından ve güvencelerinden biri olduğunu söyleyen Babacan, “Basın özgürlüğünün doğrudan veya dolaylı olarak kısıtlanması, insan haklarına ve demokratik hukuk devleti ilkesine aykırıdır” dedi.
İki liderin de basın özgürlüğü konusundaki hassasiyetleri bunlar. Bu hassasiyetlerini ne kadar hayata geçirecekler? İktidar olurlarsa yaşayıp göreceğiz.
***
AK Parti’nin şuanda uyguladığı hemen hemen birçok politikayı ve uygulamayı eleştiren iki lider de ekonomi politikaların yanlışlığından, bir dönem ekonominin başında olan Berat Albayrak’ın görevde olmasının doğurduğu sıkıntılardan bahsedip yeni ekonomi politikaları oluşturmak gerektiğinin altını çiziyor. Ekonomi anlamında Batı’dan kopmuş, insan haklarını önemsemeyen bir Türkiye modelinin ekonomik anlamda da gelişemeyeceğine dem vurup, ülkeye gelecek yeni yatırımlar için adalet sisteminin daha güvenilir olması gerektiğinin altını çiziyorlar.
Özellikle Ali Babacan iktidar partisinde ekonominin başındayken uyguladığı politikalardan dem vuruyor. İki liderin de en büyük kozu Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu çıkmaz. İşsizlik, geçim sıkıntısı, alım gücünün düşmesi, kepenk kapatan esnaf, iyice fakirleşen halk. İki liderin de iktidarı ekonomi üzerinden vurmaya devam edeceği aşikar.
Siyaset sahnesine hızlı giren, bir dönem bünyesinde oldukları AK Parti’yi adeta yerden yere vuran iki lideri ana akım medyasında görmek zor. Onlar da kendilerinin, bir zamanlar onlara muhalif olan ekranlarda göstermeye çalışıyorlar. Halkın ne kadarına kendilerini gösterebiliyorlar sorusu ise tam bir muamma. Ana akım medyanın kapılarını kapattığı iki lider için bu durum hem avantaj hem de bir dezavantaj.
İki liderin en büyük dezavantajı ise AK Parti’den kopmuş olmaları. AK Parti bünyesinde uzun yıllar siyaset yapan, bakanlık başbakanlık yapan bu iki isme de yöneltilen en büyük eleştirilerden biri, “Madem AK Parti bu kadar kötüydü, madem AK Parti’nin birçok yanlış politikası vardı? Madem AK Parti ülkeyi uçuruma sürüklüyordu? Siz etkili görevlerde olduğunuz dönemde sesinizi yükseltip bu olumsuzlukları niye haykırmadınız sorusu?”
Ali Babacan için belki görevde olduğu dönemde bu kadar olumsuzluktan bahsedilmeyebilir. Ali Babacan’a AK Parti’deki görevinizden ayrıldıktan sonraki dönemde yaşanan olumsuzlukları niye dile getirmediniz sorusu yöneltilebilir. Ahmet Davutoğlu’nun ise AK Parti’den kopuşu çok da uzak bir tarih değil. Seçilmiş son başbakan olan Ahmet Davutoğlu, başbakanlıktan alınma sürecinde yapılan haksızlıkları haykırsaydı belki durum bambaşka olurdu.
Her iki lideri de öyle ya da böyle AK Parti geçmişleri vuruyor. Bakalım gelecek süreçte her iki lider ve partisi geçmişlerini unutturup halkın beklentilerine gerçek anlamda cevap verebilecek bir pozisyona gelebilecek mi?
İki liderde AK Parti’ye alternatif olup iktidar şansı yakalayabilecek kadar halkın gönlüne girebilecekler mi yaşayıp göreceğiz…