Hatipoğlu, "Sokakta 4 genç kızı bira içerken gördüm"

Hatipoğlu, "Sokakta 4 genç kızı bira içerken gördüm"

İlahiyatçı yazar Nihat Hatipoğlu, Sabah gazetesinde gençler üzerine yazdığı köşe yazısında gençlerin durumuna dikkat çekti. Bir ilde 4 genç kızı sokakta bira içerken gördüğünü söyleyen Hatipoğlu, gençleri kim zehirliyor diye sordu.

İlahiyatçı yazar Nihat Hatipoğlu, Sabah Gazetesindeki köşesinde gençlerin sorunlarını dile getirdi. Gençler ikim zehirliyor başlığını kullanan Hatipoğlu, ziyaret ettiği bir şehirde sokakta bira içen genç kızları gördüğünü anlatarak yaşanan olayı köşe yazısına taşıdı.

İşte Nihat Hatipoğlu'nun o yazısı:

Gençleri kim zehirliyor?

Gençlerimiz sosyal medya ve internet çağının başlamasıyla yaygın ve kapsamlı bir dejenerasyonla muhatap olmaya başladılar. Belli merkezler gençleri inancından, tarihinden ve ailesinden koparmak için projeler geliştirdiler. İnançsızlığa ve inkara sevk edebildikleri gençleri istismar etmek, kullanmak ve amaçlarına hizmet ettirmek çok daha kolay olacaktı zira.


Önce Anadolu irfanını oluşturan tasavvuf ve mezheplere yönelik karalamalara başladılar. Bu müesseseler içinde çıkan ahlaksızlıklar bu projeye harç oldu. Bu tür ne olduğu belli olmayan sefihleri makul veya hoş görmenin mümkün olmadığını söylemeye gerek var mı?
Sonra kademe kademe önce Kuran'ın yorumu ve uygulama alanı olan hadisleri karalamaya başladılar. Arkasından Hz. Peygamber'i (s.a.v.) itibarsızlaştırma noktasına geldiler. Bu kademe kademe uygulamaya konulan bir saptırma faaliyetidir. Yeri geldi Kuran'a çağırdılar, Kuran'a inanmıyor olmalarına rağmen. Zira gayeleri gençlerin aklında Kuran ve Hz. Peygamber'i (s.a.v.) iki farklı obje gibi sunmak hedefi vardı. Bunda da kısmen başarılı oldular. Bundan sonraki hamle belli. Zaten izlerini okumaya başladık. Kuran'ın tarihsel olduğunu, bazı ayetlerinden vazgeçmemiz gerektiğini söylemeye başladılar. Yani şimdi hedefte ilahi kitabımız var. Hz. Peygamberden (s.a.v.), hadislerden, sahabeden, uygulamadan ilk dönem hukukçularından -mezhep alimlerinden soyutlanmış bir vahiyle daha rahat uğraşacaklarına inanıyorlar.
Peki bu hamlenin daha sonraki aşaması nedir? Allah'ı, ahireti, imanı sorgulamak ve inkara sevk etmek. Her şey ayan-beyan ortada.
Bazı ilahiyatçılar bunu biliyordu. Bazıları da yeni yeni uyanmaya başladı. Gençlerin imansızlık anaforuna itilmesinin nasıl bir fatura çıkaracağını bir kısmı görmeye başladı. Bir kısmının, özellikle hadis inkarcılarının burada günahı çoktur.


Beyler! Hz. Muhammed'i (s.a.v.) doğru tanıtıp sevdirmedikçe; Yüce kitabımız Kuran-ı Kerim'i Hz. Muhammed'in (s.a.v.) anlayıp bize aktardığı gibi aktarmadıkça, sahih hadisleri hayatımıza uygulama dersleri gibi sunmadıkça, gerçek manadaki tasavvuf alimlerini ve mezhep ulemasını kendimize rehber edinmedikçe, batıl ve hurafeden ve aynı zamanda içi boşaltılmış felsefi cehaletin anaforundan kurtulmadıkça hiçbir sonuç alamayız.


Burada Milli Eğitim, Diyanet, İmam Hatipler, İlahiyatlar, iyi niyetli ve İslam'ı tebliğe odaklı sivil kuruluşlar bir araya gelip yeni bir yol haritası sunmadıkça sonuç alamayız. Öğrenci ve gençleri 50-60 saçma sapan sorularla avlamaya ve iblise kurban etmeye devam edecekler.
Ben gençleri çok seviyor ve onlara güveniyorum. Zira her gün sokaktayım. Ve kulağında küpesiyle, farklı giyim tarzıyla, kollarında dövmeleriyle görünen gençlerin yolumu kesip beraber fotoğraf çektirdiklerini, ellerindeki sigarayı edeben -saklamaya çalıştıklarını görüyorum. Biliyorum.


Bir ilimizdeki bir sokaktan hayretler içinde geçtim. Meğer o sokak genç kız ve erkeklerin daha yoğun geldikleri bir yermiş ve dışarıda, içeride doğrusu Avrupa'nın herhangi bir merkezindeki görüntüyü aksettiriyordu. Dışarıda dört genç kızımız bira içiyorlardı. Yüzümüzde maske vardı. Beni tanıdılar ve dördü birden biralarını sakladılar. Mahcup bir gülümseme ile "Hocamız geçiyor çocuklar" dediklerini işittim. Daha var. Edep, saygı elbet var. Ama oradakiler de bu ülkenin evlatları, çocukları. Onları yok saymak yerine var kabul edip, öyle hareket etmek lazım. Ve o gençlerimizi asli karakterine yönlendirecek bir yol takip etmeliyiz. Yoksa gelecekte köprü altlarında vücuduna zehir enjekte eden genç bedenlere şahit oluruz.
Son bir soru da bizim dindar geçinip de dini müesseselere, tasavvufa, sivil düzgün kuruluşlara saldırıp, her gün, her gece gençleri başka yerlere savurmaya çalışanlara olacak.

Nihat Hatipoğlu'nun yazısının tamamı için tıklayınız...

HABERE YORUM KAT

5 Yorum