AK Partili Nurettin Canikli: 7'li Masa kazanırsa Cumhuriyet ve Ulus Devlet tarihe karışır

AK Partili Nurettin Canikli: 7'li Masa kazanırsa Cumhuriyet ve Ulus Devlet tarihe karışır
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Altılı Masa'yı hedef göstererek, "7’li masanın mutabakat metninde yer alan taahhüt ve hedefler gerçekleşirse, Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, ‘Cumhuriyeti’ ve ‘Ulus Devleti’ tarihe karışır" dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda, Altılı Masa'yı hedef göstererek, ulus devletin tehlike altığında olduğunu iddia etti.

Uzun bir paylaşım serisi yapan Canikli, şu ifadeleri kullandı:

CUMHURİYET VE ULUS DEVLET TARİHE KARIŞIR

"7’li masanın mutabakat metninde, Türkiye Cumhuriyeti Ulus Devleti’nin hem ekonomik kurumları ve işleyiş mekanizması ve hem de siyasi ve idari yapılanmasının ortadan kaldırılması hedeflenmektedir.

7’li masanın mutabakat metninde yer alan taahhüt ve hedefler gerçekleşirse, Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, ‘Cumhuriyeti’ ve ‘Ulus Devleti’ tarihe karışır.

Önce 7’li masanın idari ve siyasi alanda ‘Cumhuriyet’ ve ‘Ulus Devlet’ kavramlarının içini boşaltacak karar ve taahhütlerine göz atalım.

Başta Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere 7’li masa etrafındaki genel başkanlar, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına Türkiye tarafından uygulanan şerhi kaldıracaklarını ve özerklik şartını uygulayacaklarını açıklamaktadırlar.

Şerhin kaldırılması, PKK’nın sözde yöneticileri ve HDP yöneticileri tarafından da uzun zamandan beri talep edilmektedir. Avrupa özerklik şartı, yerel yönetimlere İDARİ ve MALİ özerklik sağlamaktadır. İdari ve mali özerklik siyasi özerkliğin alt yapısını oluşturmaktadır.

Bir başka ifade ile siyasi özerklik, idari ve mali özerklik ile ete-kemiğe bürünmekte ve somutlaşmaktadır. Avrupa Özerklik Şartı ayrıca, yerel makamların, başka devletlerin yerel makamlarıyla iş birliği yapabileceklerini öngörmektedir.

Bu düzenleme de yerel yönetimlere uluslararası siyasi boyut kazandırmakta ve Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nin denetim yetkisi ile birlikte dış müdahalelere açık hale getirmektedir.

Avrupa özerklik şartının kabul edilmesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üniter (ulus devlet) yapısının ortadan kaldırılması ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yetkisinin yerel yönetimlerin bulunduğu topraklar için sınırlandırılması anlamına gelmektedir.

KAYYUM ATAMASI UYGULAMASININ KALDIRILACAĞI TAAHHÜT EDİLMEKTEDİR

7’li masanın mutabakat metninde, yerel yönetimlere (belediye başkanlarına) merkezi yönetim tarafından kayyum ataması uygulamasının kaldırılacağı taahhüt edilmektedir.

Kayyum atama yetkisi ortadan kaldırıldığında, terör bağlantısı nedeniyle görevden el çektirilen belediye başkanlıkları üzerindeki merkezi hükümetin vesayet (idari vesayet) yetkisi sonlandırılmış olacaktır.

Merkezi yönetimin, idari ve mali açıdan özerkleştirilmiş belediyelerin iç işlerine müdahale yetkileri tümüyle sonlanacaktır.

Diğer taraftan, 7’li masanın adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Terörle Mücadele Yasası’nı, Avrupa’nın isteği çerçevede yumuşatarak Avrupa ile vize sorununu çözeceğini beyan etmektedir.

Özellikle terörle mücadele Yasası’nın 6, 7 ve 8’inci maddelerinde Avrupa’nın istediği değişiklikler yapıldığı takdirde,
a) Terör örgütlerinin cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini meşru göstermek veya övmek b) Terör örgütünün cebir ve şiddet içeren yöntemlerini teşvik ederek propagandasını yapmak,
c) Terörle mücadelede görev almış kamu görevlilerini deşifre ederek hedef göstermek,
suç olmaktan çıkacaktır.

Özetlemek gerekirse, vize serbestisi için Avrupa’nın, Terörle Mücadele Yasası’nda yapılmasını istediği değişiklikler gerçekleştirilirse, PKK ve diğer terör örgütlerini övmek, propagandasını yapmak ve onlara taraftar kazandırmak yasal hale getirilmiş olacaktır.

Esasında bu düzenleme terör örgütlerinin toplum nezdinde meşrulaşması ve siyasi bir organizasyon olarak kabul edilmesinin önünü açacaktır. Aynı zamanda, terörle mücadelede ciddi ve Devlet’in güvenliğini tehdit edecek boyutta zafiyete sebebiyet verecektir.

PKK terör örgütü, ülkenin belirli bölgelerinde siyasi yapılanma için hiçbir engelle karşılaşmadan uygun bir çalışma ortamı sağlamış olacaktır.

7’li masanın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na desteklerini açıklayan HDP yetkililerinin ‘Cumhuriyeti’ ve ‘Ulus Devleti’ hedef alan açıklamaları, Kemal Kılıçdaroğlu ve 7’li masanın HDP ile kapalı kapılar ardındaki mutabakatlarının yansımalarını göstermektedir.

Bu çerçevede,

a) Sırrı Sakık’ın ‘100 yıllık cumhuriyeti değiştireceğiz’ şeklindeki açıklaması,

b) Sırrı Süreyya Önder’in İzmir İktisat Kongresi’nde, Batı’nın Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne 100 yıl avans verdiği şeklindeki (yani 100 yıllık avansın süresi dolmuştur ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel yapısının değişmesinin zamanı gelmiştir anlamında) açıklaması,

c) Etnik bir yapıyı tanımlamanın çok ötesinde, İslam coğrafyası ve medeniyeti ile aynı anlama gelen Türklüğün Anayasa’dan çıkartılacağına ilişkin olarak, 7’li masanın genel başkanlarından birisinin yaptığı ve diğer genel başkanlar tarafından karşı çıkılmayan açıklaması, örnek olarak verilebilir.

IMF ve benzeri kuruluşlardan yüklü miktarda kredi kullanılması önemli siyasi talepleri de beraberinde getirecektir. Esasında ABD ve AB’nin bu konudaki siyasi talepleri bilinmektedir. Bunu çok sık kamuoyu ile paylaşmakta ve ikili görüşmelerde dile getirmektedirler.

IMF ile kredi kolaylığını içeren bir stand-by düzenlemesi yapıldığında Türkiye aşağıdaki siyasi tavizleri vermek zorunda kalacaktır.
a) Sınır ötesi operasyonların durdurulması çerçevesinde Türk silahlı Kuvvetleri Kuzey Irak, Kuzey Suriye ve Libya’dan tamamen çekilecektir.

Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’den Türkiye’ye yönelik terör saldırıları, ABD ve Avrupa tarafından terör örgütüne sağlanan sofistike silah sistemleriyle (hava saldırı araçları dahil) daha yoğun bir şekilde tekrar başlayacaktır.

Türkiye Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ni bağımsız bir devlet olarak tanıyacak ve Doğu Akdeniz’deki tüm haklarından vazgeçmiş olacaktır. Bu taviz vize serbestisi için de AB tarafından talep edilmektedir.

Devlet tarafından yürütülen önemli ve kritik savunma sanayi projeleri ile savunma ürünlerinin yerlileştirilmesi çalışmaları sonlandırılacaktır. Muhteşem ve eşsiz hava savunma araçları üreten BAYKAR firması devletleştirilecek ve etkisiz hale getirilecektir.

Bu durum 7’li masanın genel başkanları ve milletvekilleri tarafından ‘erken dışa vurum’ olarak sık sık dile getirilmektedir.

Rusya ile ilişkilerde Türkiye, Batı’nın yanında ve Rusya’nın karşısında yer alacak; Rusya ile siyasi ve savunma alanındaki işbirliği tamamen sonlandırılacak, ekonomik ilişkiler ise en alt seviyeye çekilecektir.

Şimdi ekonomik bağımsızlığın nasıl yok edilmek istendiğine bakalım.
IMF ile yapılacak ve yüklü bir finansman (borç) paketini içerecek stand-by düzenlemesinden sonra,

Hazine ve Maliye Bakanlığı, bağımsız para ve maliye politikası izleyemeyeceği için fiilen devre dışında kalacaktır."

KAYNAK: Haberciniz

HABERE YORUM KAT
Keşfet