Erdoğan: Hayatımızın hiçbir safhasında kimsenin hayat tarzına karışmadık
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için bakanlık tarafından düzenlenen Türkiye'ye Güç Veren Kadınlar Programı'nda konuşma gerçekleştirdi.
"SADECE 8 MART DEĞİL YILIN 365 GÜNÜ DE ESASEN KADINLARIN GÜNÜDÜR ÖYLE OLMALIDIR"
Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:
"Saygıdeğer hanımefendiler sizleri hürmetle selamlıyorum. Bu güzel programa vesile olan bakanlık ekibine teşekkür ediyorum. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyor, dayanışmaya vesile olmasını diliyorum. Sadece 8 mart değil yılın 365 günü de esasen kadınların günüdür öyle olmalıdır.
Bizim inancımızda kültürümüzde aile toplumun temel değeridir. Hz. Adem ve Hz. Havva aynı zamanda ilk ailedir. Hz. Adem ile Havva ile başlayan aile kurumu tarih boyunca insanı insan yapan değerlerin korunmasına yeni nesillere aktarılmasına imkan sağlamıştır. Aile bireyleri ayakta tutmuş toplumu yozlaşmalara karşı korumuş iyi güzel ve doğru olanın yaşayarak öğretilmesini temin etmiştir. Şurası tartışmasız bir gerçektir ki aile ne kadar güçlüyse bireyler ve toplumlar da o derece güçlü muhkem ve diri olmuştur.
Aynı şekilde ailenin zayıfladığı aile kurumunun yara aldığı dönemlerde kadın erkek çocuk fark etmeksizin tüm bireyler de kötüye gitmiş toplum kan kaybetmiş zafiyet yaşamıştır. Bu bakımdan güçlü aile sadece millet ve devlet olarak bekamızın değil aynı zamanda geleceğimizin de garantisidir.
Güçlü ailenin ilk ve en önemli şartı ise hiç şüphesiz güçlü kadındır. Hal böyleyken aile ile kadını ayıran kadını ailenin karşısına yerleştiren kadın ve aile arasında duvarlar ören her türlü yaklaşımı reddediyoruz. Farklı ambalajlar içerisinde toplumumuza sunulan bu tür bakış açılarını sadece milletimizin değil tüm insanlığın istikbali adına tehlikeli buluyoruz.
"SORSANIZ KADIN HAKLARINI SAVUNUYORUZ DERLER"
Ülkemizde aile kavramına karşı alerjisi olan bir kesim eskiden beri var. Bunlar modernleşme ve batılılaşma iddiasıyla aileye karşı adeta savaş ilan etmiş durumdalar. Ülkemizde aile kavramına karşı alerjisi olan bir kesim eskiden beri var. Öyle bozuk bir bakış açısından bahsediyoruz ki bakanlığımızın adında yer alan aile kavramından bile rahatsız oluyorlar.
Bunların bir başka özelliği de lafa gelince özgürlüğü demokrasiyi insan hak ve hukukunu kimseye bırakmamaları. Ama kendi kalıplarına uymayan herkesi ötekileştirenler de yine bunlardır. Sorsanız kadın haklarını savunuyoruz derler fakat 28 Şubatvari vesayet dönemlerinde kadınların eğitim çalışma ve siyasi haklarının gasp edilmesine aleni destek verirler.
Kadın ve ailenin en büyük düşmanı olan cinsiyetsizleştirme politikalarına karşı tek bir cümle kurmazlar. Aynı şekilde kendileriyle ideolojik kabineye mensup bazı kibirli siyasetçilerin başımızın tacı olan ev hanımlarını aşağılaması ev kadınlarını hor hakir görmesi karşısında gıklarını dahi çıkarmazlar.
Kendi mahallelerinde kadına yönelik tacizleri şiddeti ayrımcılığı haksız uygulamaları asla gündeme getirmezler. Esasında bahsettiğim ikircikli tablo sadece ülkemiz için değil dünyadaki birçok kuruluş için de geçerlidir. Dünyada kadın hakları diye ortalığı ayağa kaldıranların 7 Ekimden beri Filistin'de katledilen çoğu kadın ve çocuk 32 bini aşkın masum için seslerini yükselttiklerini sizler hiç duydunuz mu.
Sürekli hak hukuk derslerini verenlerin İsrail'in soykırım politikaları karşısında harekete geçtiğini hiç gördünüz mü? Ülkelere basın özgürlüğü karnesi düzenleyenlerin İsrail'in katlettiği 100'ü aşkın gazeteciyle ilgili tepkilerine şahit oldunuz mu? Son raporunda Türkiye'yi eleştiren Avrupa Konseyinden ve diğer Avrupa Birliği kurumlarından bugüne kadar İsrail'e gizli veya açık destek dışında bir beyan işittiniz mi?
Filistin halkının soykırıma uğramasına ses çıkarmayanların tutarlı ve tarafsız olmaları mümkün mü? Elbette mümkün değil. Bir sürü asılsız itham ile saldırıyla da karşılaştık. Attığımız her adım itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor. Kadınlar arasındaki ayrımcılığa son veren reformlarımız bile hedef haline geldi. Bizi itham edenlerin aslında kendilerinin yasakçı ve baskıcı olduğunu geride bıraktığımız 21 yıllık dönemde defalarca tecrübe ettik. Kadınlar konusunda aleyhimizde yürütülen onca propagandaya rağmen siyasi hayatımızın hiçbir safhasında kimsenin hayat tarzına karışmadık."