Fatih Altaylı: Çözüm Süreci AK Parti'ye oy kaybettirmeseydi bugün böyle bir dava olmazdı

Fatih Altaylı: Çözüm Süreci AK Parti'ye oy kaybettirmeseydi bugün böyle bir dava olmazdı
Gazeteci Fatih Altaylı, Kobani davasının konjonktürel olduğunu belirterek, "2014'te yani Kobani Olayları'nın medyana geldiği sırada 'Açılım Süreci' ya da 'Çözüm Süreci' yürütülüyordu. O günlerde Kobani Davası diye bir dava açmak hiçbir babayiğit savcının haddi değildi. 'Yahu burada suç işleniyor' diyecek olan anında vatan haini ilan edilirdi. Çünkü Hilal Kaplan ve benzerlerinin sosyal medyalarında 'sarı kırmızı yeşil' diye bağırdığı günlerdi" diye yazdı.

Gazeteci Fatih Altaylı, bir yazı kaleme aldı. Yazısında, dün sonuçlanan Kobani Davası hakkında Çözüm Süreci AK Parti'ye oy kaybettirmese böyle bir dava olmayacaktı diye yazıd.

"AK PARTİ ÇÖZÜM SÜRECİNİN KENDİSİNE OY KAYBETTİRDİĞİNİ GÖRÜNCE BU DAVALAR PEYDAHLANDI"

Fatih Altaylı'nın kaleme aldığı yazı şu şekilde:

"Kamuoyunda Kobani Davası olarak bilinen dava sonuçlandı.

10 yıl önce meydana gelen olayların 3 yıl önce başlayan davası bitti.

Sonuç şaşırtıcı değil.

Hukukçu Prof. Adem Sözüer'in şahane tanımıyla "Tünel Bakışlı Davalar"ın iyi bir örneği olarak tarihe geçti.

Tünel Bakışlı Dava ne demek diyecek olursanız, hukukçular şöyle tanımlıyor:

"Sonucu kolektif irade ile önceden belirlenmiş ve tüm soruşturma süreçleri bu amaca yönelik olarak yürütülmüş siyasi dava türleri"

Bir anlamda "Konjonktürel hukuk".

Başta da söyledim.

Davaya konu ve neden olan olayların meydana gelme tarihi 2014.

İddianamenin sunulması 2020.

Davanın açılma tarihi 2021.

Arada koca bir 7 sene var.

Niye!

Yukarıda söylediğim nedenden.

Dava konjonktürel.

2014'te yani Kobani Olayları'nın medyana geldiği sırada "Açılım Süreci" ya da "Çözüm Süreci" yürütülüyordu.

"Terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine dair kanun" birkaç ay önce Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından Cumhurbaşkanlığına gönderilmiş ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanmıştı.

Aralarında Orhan Gencebay'ın, Hülya Koçyiğit'in, Mehmet Uçum'un, Hilal Kaplan'ın da olduğu Akil İnsanlar Heyeti neredeyse 1 yıldır çalışıyor, halkı "PKK'nin affına" hazırlıyorlardı.

HDP ile AK Parti temsilcilerinin Dolmabahçe'deki Başbakanlık ofisinde buluşup, Çözüm Süreci'nin şartlarını oluşturmasına ise henüz aylar vardı.

Çözüm Süreci 2015 seçimleri öncesi AK Parti'nin müthiş bir oy kaybı yaşadığının ortaya çıkmasına kadar sürdü.

O günlerde Kobani Davası diye bir dava açmak hiçbir babayiğit savcının haddi değildi. "Yahu burada suç işleniyor" diyecek olan anında vatan haini ilan edilirdi.

Çünkü Hilal Kaplan ve benzerlerinin sosyal medyalarında "sarı kırmızı yeşil" diye bağırdığı günlerdi.

O yüzden dava 2021'de açılabildi.

Hukukta bu tür adalete "Salıncak Adaleti" deniyor.

İktidarın ittirmesine göre sallanıyor eylemler iktidarın yaklaşımına göre bir gün yasal iken, salıncak diğer tarafa itilince suç haline geliyor.

O gün meşru olan, iktidarların değişmesi ya da fikir değiştirmesi ile birdenbire gayrı meşru hale getiriliyor.

Çözüm süresince iktidarca belirlenmiş kolektif meşruiyete sahip söz ve eylemler, süreç iktidarın istediği gibi gitmeyip bitirilince gayrı meşru hale getiriliyor.

Kobani Davası'nın özeti aslında budur.

Çözüm Süreci AK Parti'ye oy kaybettirmeyip devam etse idi, bugün ne böyle bir dava olurdu ne de böyle mahkumiyetler.

AK Parti çözüm sürecinin kendisine oy kaybettirdiğini görünce bu davalar peydahlandı.

Mesele bu kadar basittir.

Davada verilen cezalara gelince.

Konuştuğum hukukçular cezaların beklediklerinden az olduğunu söylüyorlar.

Muhtemelen bu cezaları müebbete çevirme onurunu Yargıtay'a bırakmak istemişlerdir.

Daha önceki bir örnekte 3. Ceza Dairesinde yapıldığı gibi."

HABERE YORUM KAT
Keşfet