Kemal Kılıçdaroğlu'ndan, Bahçeli'ye: Yanındakileri teslim edeceksin!
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır ve İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın dokunulmazlık dosyasının yarın görüşüleceğine değinirken, MHP lideri Devlet Bahçeli'ye de "Sinan Ateş cinayeti" konusunda çok sert tepki gösterdi.
Kılıçdaroğlu'nun açıklamasının satır başları şöyle oldu:
HDP'YE AÇILAN KAPATILMA DAVASI VE HAZİNE YARDIMLARINA BLOKE KONULMASI
"Biz öteden beri demokrasiyi savunduk. Herkesin inancına, kimliğine, yaşam tarzına saygı gösterdik. Çünkü biz CHP'yiz. Biz CHP olarak demokrasiye inanıyoruz. Geçmiş yüzyılın acıları var. Demokrasiye yapılan darbeler var. Temel sloganımız Cumhuriyeti ikinci yüzyılında demokrasi ile taçlandırmaktır. Dolayısıyla önümüzdeki seçimler bu bağlamda önemli. Demokrasiye inanıyorsak düşünce özgürlüğüne de inanacağız. Siyasal partilerin kapatılması askeri dönemlere ait bir gelenektir. Hangi partinin iktidar olacağına egemen güçler değil 85 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı karar verecektir. Hazine yardımını kesmek, parti yardımını kesmek gibi uygulamaları asla doğru bulmuyoruz. Yaşasın demokrasi, yaşasın Türkiye cumhuriyeti.
CHP'Lİ ALİ MAHİR BAŞARIR VE İYİ PARTİLİ LÜTFÜ TÜRKKAN HAKKINDA DOKUNULMAZLIKLARIN KALDIRILMASI İÇİN FEZLEKE
Öyle bir noktaya geldik ki tehdit ediyorlar. Gücü elinde tutan tehdit etmeye başlıyor. ‘Dokunulmazlığınızı kaldırırız’ diyorlar. Ali Mahir Başarır ve Lütfü Türkkan. Açık ve net söylüyorum bizim, CHP’lilerin, milletvekillerinin ben dahi dokunulmazlıklarını kaldırmazsanız namertsiniz. Biz kul hakkı yemedik ki korkalım. Düşüncelerimizden ötürü mü yargılamak istiyorsanız, yargılayın. Yolsuzluk yapmadık ki korkalım, sizler gibi değiliz. Sizlere de benzemek istemiyoruz. Hesap verilecekse korkmayız. Parlamentonun geleneklerini ayaklar altına alıyorlar. Korkmuyoruz, korkmayacağız. İnandığımız yolda kararlılıkla yürüyeceğiz, yürüyeceğiz, yürüyeceğiz.
Namuslu bütün gazetecilere hepimizin şükran borcu var. Onurlu bir gazeteci asla kalemini kiralamaz, satmaz. Ocak ayının gazeteciliğimiz için büyük acılar barındırdığını bilmenizi isterim. Basın özgürlüğünün olmadığını biliyoruz, doğru haberlere yasak getirildiğini biliyoruz. Kalemini satan gazetecileri de biliyoruz.
Televizyonlara çıkıp AK Parti adına konuşan, kalemini satan, düşüncesini satan, aklını saraya kiralayan sözde gazetecileri de biliyoruz. Bu ülkeye demokrasi geldiğinde onlar televizyona çıkamayacaktır. Kalemini satmayan gazetecilerin günü kutlu olsun. Evrensel gazetesine ilan vermiyorlar. Bunları da yeniden düzenleyeceğiz. Ahlakı, adaleti egemen kılacağız. Evrensel'e, Yeni Asya gazetesine ilan verilmiyor. Akıl var mantık var. Bunların tamamını değiştireceğiz. Hiç kimse endişe etmesin, bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi ya getireceğiz ya getireceğiz.
"SİYASET ASKERİN İŞİ DEĞİLDİR, HERKES HADDİNİ BİLECEK"
Beyefendi Tank-Palet fabrikasına gitti bir sürü laf etti. Erdoğan bildiğimiz Erdoğan, sürekli küfür, iftira... Çünkü cumhurbaşkanlığının ne olduğunu bilmiyor. Mahalle kabadayısı gibi o makama oturulmaz. Maalesef, Erdoğan bildiğimiz Erdoğan. Öyle bir noktaya geldi ki zavallı kendi troll oldu. Devleti ne kadar çürüttüğünün göstergesi de dün yaşandı. Yalan, dolan, iftiralarını alkışlayan kurmay askerler. Biz CHP olarak bize düşeni cesurca yaptık, kan kusup kızılcık şerbeti içtik ama değişmeyi bildik ve başardık. Her değişim önce içeriden başlar sonra dışarıya taşar. İç reformlarımızı yapmaya başladık. Kolay olmadı bu dostlar, her taraftan şikayetler geldi. İnanın, hiç kolay olmadı ama önemli olan zoru başarmaktı, başardık. Şimdi CHP gerçek anlamda halkın partisidir. Biz böyle yaptık. Peki Erdoğan ne yaptı? Eleştirdiği her şeye şimdi bizzat kendisi dönüştü. Korkunç bir tiran oldu. Militarizmin savunucu oldu. Değişimin önüne büyük bir engel olarak çıktı.
Dün beni siyasal olarak eleştirirken askerlere alkışlatır oldu. Askerlerin alkışlaması şahsen hiç umurumda değil ama devlet açısında büyük bir çürümenin göstergesidir bu. Etrafınıza siyaset koridorlarında kariyer devşiren askerler koyarsınız elinizde bol yıldızlı, apoletli Orta Doğu üniformaları kalır. Onun için komuta kademesi haddini bilsin, siyaset askerin işi değildir. Herkes haddini bilecek, bulunduğu makamın ne olduğunu anlayacak. Siyaset mi yapmak istiyorlar? Çıkarsınlar o üniformayı, hizalansınlar Erdoğan'ın yanına, Perinçek'e de takılsınlar beraber olsunlar. Biz değiştik, biz halkın partisiyiz. Biz hangi yanlışları terk ettiysek, artık saray tam odur. Kenan Evren kafasına geldi tamamı.
SİNAN ATEŞ SUİKASTI
Sinan Ateş bizim de evladımız. CHP'de Ülkücü arkadaşlarımız da var. CHP şehidin, kardeşimizin hakkını savunacaktır. Bu benim CHP'li ülkücü kardeşlerime karşı sorumluluğumdur. Bu sorumluluğumu yerine getirmek zorundayım. Madem bu kadar bağırıyor çağırıyor... O zaman açık ve net konuşuyorum: Yanında cinayete azmettiricileri barındırıyorsun, teslim edeceksin. Mafyayla fotoğraf vere vere yanındaki gençlere yanlış mesaj verdiler. Onlar da mafyacılık oynadı. Her şeyi berbat ettiler. Bilmiyor muyuz sanıyorsun. Bir şehit var ortada bu kan yerde kalmayacak. Kapısına gelen polislere hakaret eden azmettiricileri teslim edeceksin. Şimdi çık istediğin kadar bağır. CHP'de ciddi bir ülkücü varlığı var. Bu ülkücülerle beraber hareket ediyor. Ülkücülük vatanseverliktir biz de ülkemizi seviyoruz. Biz Sinan'ın kızlarına adaleti mutlaka ama mutlaka getireceğiz. "
KAYNAK: Haberciniz