Meral Akşener ilk kez anlattı: İmzalamıyorsa imzalamasın denildi
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, seçimlerin sonrasında ilk kez açıklamalarda bulunarak, 6'lı Masa'da yaşananları anlatarak, aday belirleme gününde neler olduğunu açık açık paylaştı.
Gazeteci Fatih Altaylı'nın YouTube kanalına konuk olan İYİ Parti lideri Meral Akşener, kalktığı masaya dönüş sürecine değindi.
Akşener ve Altaylı arasında şöyle konuşmalar gerçekleşti:
- Bugün sansüre gerek kalmadı. Niye 10 ay masada aday konuşulmadı.
Gerçekten konuşulmadı. Ben, iki yıl evvel 3 Kasım'da bütün siyasi -daha masa da yok orta yerde - o zaman yeni kurulmuştu Fatih Erbakan'ın partisi dahil, partileri dolaştım. Fakat Sayın Davutoğlu'na, Sayın Gültekin Uysal Bey'e, Sayın Babacan'a, Sayın Karamollaoğlu'na bir soru sordum. 'Sayın Kılıçdaroğlu adayım derse ne yapacaksınız?' diye. Oradan cevaplar aldım. Sayın Kılıçdaroğlu ile beraber de Sayın Kuşoğlu, Sayın Böke gibi arkadaşlar var. Karşılıklı oturduk. Ben bir genel giriş yaptıktan sonra şunu söyledim; dedim ki 'Bu iki belediye başkanımız ita amiri sizsiniz bizler de destekledik. Bu iki arkadaşımız gerçekten morali bozuk seçmenin yanında yer aldığı ve taraftar olduğu bir durum haline geldik. İkisini birden aday göstermeyeceksiniz ikisini de geri çekin. Bu şahitli. Ben zannettim ki böyle olacak. Sayın İmamoğlu Türkiye'yi gezdi. Mansur Bey'e müthiş bir sempati vardı. 20 Ocak 2020'de, masa kurulmak üzere. Ben ilçe ilçe, il il gezmeye başladım. Daha iki yıl var seçime. Bu iki arkadaşı Antalya'da da söylüyorlar, Trabzon'da da söylüyorlar, Niğde'de de söylüyorlar. Nasıl bir şey... Ya Hakkari'de söylüyorlar. Hakkari'de Mansur Yavaş da söylendi. Birden bire masa kuruldu. Masayı tetikleyen Sayın Davutoğlu'dur, ama kuran Sayın Kılıçdaroğlu'dur. Sonra birden o masada parlamenter sisteme dönüşle ilgili karar alındı. Çok güzel bir çalışma yapıldı. Bu masanın siyasi politikalar metni hazırlandı. Sorun tespit edilip cevapları bulundu. Binlerce maddelik bir şey. İş geldi diğer mevzunun nasıl olacağına. Benim 3 Mart'ta masaya giderken...
- Siz o pazartesi Kemal Bey'le bir araya geldiğinizde ne konuştunuz?
Böyle şeyler konuşulmadı. Saadet Partisi geldi, adaylıkla ilgili düşündüklerini sordu. Ben gittim DEVA Partisi'ne gittim kendim sordum. Gültekin Bey'e gittim. Bir resim çıktı ortaya. Ben de bizim GİK'ten bir yetki aldım. Ben bekliyorum ki yöntemi konuşacağız. Bir iki arkadaş çok önde olduğu için ben bunların isimlerini söyleyeceğim, diğerleri de aklındakileri söyleyecek. Her partinin güvendiği bir şirketin araştırma yapması ve oradan çıkan isim de aday olsun. Enteresan bir şey oldu. Birden konuşma 'kim aday olsun'a evrildi. İlk sözü Gültekin Bey'e verdiler. 'Kemal Bey' dedi. Ali Bey'e söz verildi, 'Kemal Bey' dedi. Davutoğlu'na söz verildi, şimdi Allah var ben düzgün anlatayım. 'Sayın Akşener aday olmadığına göre Kemal Bey' dedi. Bana geldi sıra, 'Ben böyle böyle aldım geldim yetkiyi, bunu doğru bulmuyorum. Siz 'Kemal Bey' dediniz, benim ona saygım sevgim sonsuz. Ama bu iki arkadaş var. Bunlar benim babamın oğlu değil. Bunları meşhur eden de ben değilim. Ama böyle oldu. Benim yetkim şu, 'siz de adaylarınızı söyleyin.' Bir yöntem önerdim. Sonra bu yöntemle böyle bir gökyüzüne bakma oldu. Sonra Sayın Kılıçdaroğlu dedi ki; Meral Hanım imzalamıyorsa imzalamasın. Biz beşimiz imzalayalım çıkalım' dedi. Ben de aldım dosyamı, 'o zaman size başarılar diliyorum' dedim. Denildi ki; madem bu yetkiyi aldınız. O zaman partinize Kemal Bey'i götürün. Öyle bir duygu ki çok dürüst söylüyorum... Bir tarafta yani içi titreyerek bize bakan sizin kızınız yaşında çocuklar, bir tarafta içimizden geçen bambaşka bir şey. Sonuç itibariyle 'peki' dedim. Meşhur kağıdı imzaladık... Derhal arkadaşları topladım. Olanı anlattığımda arkadaşlarımız çok sert bir tavır koydular.