PİAR Başkanı Kadir Atalay, "6’lı masa bunu henüz yapamadı" diyerek seçim kazandıracak noktayı açıkladı
PİAR Araştırma Başkanı Kadir Atalay, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun siyaset gündeminden düşmek bilmeyen "başörtüsü" açıklamasını ve siyaset gündemini değerlendirdi. Altılı masanın seçimi kazanmak için üzerine düşeni henüz yapamadığını söyleyen Atalay, birlik olma görüntüsünün halka tam olarak geçemediğini belirtti.
Haberciniz.biz'e konuşan Kadir Atalay, Millet İttifakı'nın söylem üstünlüğünü neden ele geçiremediğini, başörtüsü açıklamasını değerlendirirken, altılı masaya yönelik eleştirilerini de dile getirdi.
"KEMAL KILIÇDAROĞLU HELALLEŞMEYİ YENİ BİR DÜZLEME TAŞIMALI"
Kemal Kılıçdaroğlu’nun 'başörtüsü' açıklaması seçmen tarafından nasıl karşılandı? Millet İttifakı söylem üstünlüğünü neden sağlayamıyor?
"Seçim kampanyası sürecinde söylem üstünlüğü kurmak için söylemlerinizde kademeli olarak seviye yükseltmeli ve konuyu farklı düzlemlerde ele almalısınız. Bu sayede hem konuyu çok yönlü değerlendirme fırsatınız olur hem de seçmen konuya hâkim olduğunuzu görür.
Kılıçdaroğlu geçen yıl 'helalleşme' açıklaması yaptığında başörtüsü konusu gündeme gelmiş ve konu kapanmıştı. Şimdi aynı konu üzerinden devam etmek yerine helalleşmeyi yeni bir düzleme taşıması gerekiyor.
Çünkü başörtüsü konusu, 'inanç ve ifade özgürlüğünün' siyasal olarak simgesel kısmını temsil ediyor. Bugün için fiili olarak ülkede başörtüsü sorunu zaten yok. Ve İslam’ı da yalnız başörtülüler yaşamıyor. Erkekler de var, başı açık kadınlar da. Bu insanların başörtüsü sorunu yok ama dinini özgürce yaşama konusunda sorunları var. Başörtüsü meselesi siyasi bir istismar alanı olarak gündemde tutuluyor.
"DİNİN SİMGESEL KISMINI İSTİSMAR ETME ALANINI AK PARTİ DOLDURMUŞ DURUMDA"
Dinin simgesel kısmını istismar etme alanını da AK Parti tamamen doldurmuş durumda. Başka bir partinin bu alana girerek oy almasına asla müsaade etmiyor. Simgesel alanda yapılan her tartışmayı AK Parti kazanacaktır. Erdoğan bunu bildiği için ‘gollük pas verdiler’ açıklaması yaptı. Şimdi CHP’nin söylemlerini simgesel alandan çıkarıp, inanç özgürlüğü konusunda bugün yaşanan sorunların çözümü seviyesine yükseltmesi gerekiyor.
'Biz artık, AK Parti’nin simgeleştirip her seçim dönemi gündeme getirerek istismar ettiği başörtüsü konusunu çözülmüş kabul ediyoruz. İktidara geldiğimizde fikir ve inanç özgürlüğü getirecek bir Anayasa çalışması yapıyoruz. Bu çalışma sadece kılık kıyafet gibi simgesel alanda değil, içerik bakımından da özgürlükçü olacak. Hiç kimse, dininden ya da fikirlerinden dolayı ötekileştirilmeyecek. Herkes ibadetini özgürce yapacak ve fikirlerini özgürce dile getirebilecek. Gerçek bir demokrasi ve özgürlükler anayasası olacaktır.' gibi bir açıklama, helalleşme söylemini yeni bir düzleme taşırken, söylem üstünlüğü kurulmasını da sağlardı.
"ALTI LİDERİN TEMSİL ETTİĞİ PARTİLER BİRLİK OLMALI"
Peki, 6’lı masa seçmen karşısında ortak hareket ediyoruz algısını nasıl oluşturabilir?
Siyasette güçlü bir birliktelik görüntüsü vermek için bu birlikteliği tabana yaymak gerekir. 6’lı masa bunu henüz yapamadı. Bu yüzden de ittifak şimdilik altı kişi ile sınırlı kalmış durumda. Öncelikle altı liderin temsil ettiği partiler birlik olmalı. Ortak mitingler ve ortak esnaf ziyareti, ev ziyareti yapılmalı. Parti teşkilatları birbiriyle kaynaşmalı. Kılıçdaroğlu bir ile gittiğinde, diğer parti teşkilatlarının il ve ilçe başkanları yanında olmalı. Meral Akşener’in konvoyunda CHP ilçe başkanını gören CHP seçmeni 'bunlar kazanmak için kenetlenmişler' diye düşünür. Ayrıca bu mitinglere her parti kendi bayrağı ile katılmalı ve orada olduğunu göstermeli. Rengârenk bir görüntü verilmeli. Böylece seçmen motivasyonu sağlanabilir.
Ancak seçmen bunun yerine, '6’lı masada sorun mu var? Masa dağılıyor mu?' gibi haberler görüyor medyada. O zaman da, 'bunlar kendi aralarında kavga ediyorlar, demek ki henüz tam olarak anlaşamamışlar' diye düşünüyor.
"MİLLET İTTİFAKI TAM TERSİNİ YAPIYOR"
Millet ittifakı seçim sürecinde ittifakların güçlü ve zayıf yönlerinin analizini doğru yapabiliyor mu?
Önce bu analiz ne amaçla yapılır buna değinelim. İttifaklar hem kendisinin hem de rakibinin güçlü ve zayıf yönlerini belirler. Kendi güçlü yanlarını ön plana çıkarırken zayıf yönlerini de güçlendirmek için çalışır. Ve size zarar veren konulara da hiç girmez, ölü taklidi yaparsınız. Bu durumda Millet İttifakı, AK Parti ve MHP’nin zayıf yönleri gündemde tutulurken güçlü oldukları alana da hiç girmemelidir. Ancak bunun tam tersi bir durum söz konusu.
Zayıf oldukları aday konusu sürekli gündeme gelirken, iktidarın zayıf yönleri de seçmene anlaşılır biçimde ulaştırılamıyor.
Burada da 'Bizim derdimiz kimin aday olacağı değil, derdimiz millet. Aday ha Kılıçdaroğlu olmuş ha Davutoğlu. Önemli olan milletimizle beraber üzerimize çöken bu kara bulutları dağıtıp, barış ve refah içinde bir ülkeye kavuşmak.' gibi bir açıklama ile seçmenin dikkatini iktidarın başarısızlıklarına odaklamak gerekir. Vatandaşın yaşadığı sorunlar ve bunların çözüm yolları üzerinden söylemde bulunmak, aday kim olacak tartışmasından çok daha faydalı olacaktır. Halk yaşadığı sorunların farkında. Ancak muhalefetin bu sorunları anlayabildiğinden emin değil. Aday tartışması mesela, seçmenin gündeminde böyle bir konu yok.
"ERDOĞAN AK PARTİ SİSTEMİNİ AYAKTA TUTAN KİLİT TAŞIDIR"
Altılı masa hangi konulara ağırlık vererek seçmenin oyunu kazanabilir?
Ekonomi ve ülkedeki yabancılar konusu halkta büyük bir endişe yaratıyor. Muhalefet halkın bu sorunlarını güçlü bir biçimde gündeme getiremediği için seçmenlerde, 'muhalefet benim sorunlarımı kavrayamadı' algısı oluşuyor.
Özellikle kararsız seçmenler 'benim sorunumu algıladınız mı?' ve 'benim sorunlarımı kim çözer' sorularına cevap arıyor. Çünkü halkın ekonomi sorunlarının çözümüne dair beklentisi %50 zam değil. Eğer sorunu böyle görüyorsan verirsin %50 zam ve herkes mutlu olur. Eğer vatandaşa ekonomik sorunları bu şekilde aktarırsanız, o zaman AK Parti verir %50 zammı ve başarılı olur.
Halkın yaşadığı sorunları çok yönlü değerlendirerek bu sorunları çözebileceklerine halkı inandırmaları gerekiyor. İnsanlara refah içinde, barış içinde, huzurlu bir ülke hayali kurdurmaları gerekiyor. Birlikte hayal kuramazsanız, seçmene ulaşamazsınız. Burada muhalefetin isimler üzerinden değil ilkeler üzerinden hareket etmesi lazım. Mesela AK Parti ilkeler üzerine değil, Erdoğan üzerine inşa edildi.
Erdoğan orada bütün o AK Parti sistemini ayakta tutan kilit taşıdır. Eğer bu yapıdan Erdoğan’ı çekerseniz geriye ne ilke kalır ne de parti kalır. Bu yüzden muhalefet isimler üzerinden değil, ilkeler üzerinden bir sistem inşa etmeli. İsimler değiştikçe sistem değişmeyecek, aynı kalacak."
KAYNAK: Haberciniz