İstanbul’un 3 ay, Ankara’nın 5 aylık suyu var yurdun diğer bölgelerinde de manzara farklı değil

İstanbul’un 3 ay, Ankara’nın 5 aylık suyu var yurdun diğer bölgelerinde de manzara farklı değil

Ankara ve İstanbul'da durum böyleyken ülkenin genelinde yağışların az gitmesinden kaynaklı olarak su seviyeleri barajlarda, göllerde ve yılın neredeyse her günü dolu dolu akan karadeniz derelerinde dahi ciddi seviyelerde azaldı.

Sakarya'nın içme suyu ihtiyacının yüzde 90'ını, Kocaeli'nin ise yüzde 15'ini karşılayan Sapanca Gölü, yetersiz yağışlar nedeniyle alarm vermeye başladı. Sakarya ve Kocaeli'nin içme suyu ihtiyacını karşılayan Sapanca Gölü'nde su seviyesi kritik seviye olan 30 metreye inmesine sadece 0,62 metre kaldı. Uzmanlar gerekirse planlı kesintiler yapılarak seviyenin daha da düşmesinin önüne geçilmesini tavsiye ediyor.

İç Anadolunun en büyük göllerinden olan Eğirdir ve Beyşehir'de de durum farksız değil. Yağış olmaması nedeniyle de birçok yerde gölün dip kısmının görünür hale geldiğini belirtlen uzmanlar dipteki kirlilikle birlikte, sağlık bakımından tehlikeli su yosunlarının göl yüzeyinde suyu yeşile boyayan koloniler oluşturduğu ifade ediyor.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli geçen hafta, İstanbul'a su sağlayan barajların doluluk oranı ortalamasının yüzde 27, Ankara'nın ise yüzde 13 olduğunu belirterek, hiç yağış olmaması durumunda İstanbul'un yaklaşık 3 ay, Ankara'nın da 5 aylık suyunun bulunduğunu açıklamıştı.

Bakan Pakdemirli yaptığı açıklamada, İstanbul'un günlük içme ve kullanma suyu ihtiyacının ortalama 3 milyon 200 bin metreküp olduğunu belirterek, "Bu ihtiyacın önemli bir miktarı Devlet Su İşleri'nin (DSİ) daha önce inşa ettiği Ömerli, Alibeyköy, Büyükçekmece ve diğer barajlar ile Yeşilçay ve Melen Sistemi'nden karşılanıyor. Dünya'nın en büyük şehirlerinden biri olan, ülkemizin göz bebeği İstanbul'a su sağlayan barajların bir kısmı Anadolu yakasında bir kısmı ise Avrupa yakasında bulunuyor. Bu barajlar birbiri ile entegredir ve tüm barajlardan İstanbul'un her tarafına arıtma tesislerinden su aktarılabiliyor. Bugün itibariyle İstanbul'umuza su sağlayan barajların doluluk oranı ortalaması yüzde 27'dir. Şu anda hiç su gelmese dahi İstanbul'un yaklaşık 3 aylık ihtiyacını karşılayacak su rezervuarlarda mevcuttur. Ayrıca her yıl olduğu gibi önümüzdeki kış aylarındaki yağışlarla birlikte baraj giriş akımlarındaki artışla birlikte İstanbul'da herhangi bir su problemi yaşanmasını beklemiyoruz" dedi.

Ankara'daki barajların son durumu hakkında ise "Şu an itibariyle Ankara'daki barajlarda doluluk oranı yüzde 13 seviyesinde. Geçen yıl aynı tarihte bu oran yüzde 12,7 seviyesinde idi. Ankara'da günlük 1,2 milyon metreküp su kullanılıyor. Ankara'nın su yeterlilik durumunu barajlardaki doluluk oranları üzerinden kıyaslayarak belirtmek doğru bir yaklaşım değildir. Zira 1 milyar 500 milyon metreküp depolama hacmine sahip Ankara'daki barajlarda şu an itibariyle 185 milyon metreküp su bulunuyor ve hiç yağış olmaması durumunda bile barajlardaki su, şehrin 5 aylık ihtiyacını karşılayabilecek miktardadır" dedi.

Ülkemizin en çok yağış alan Karadeniz Bölgesi'nde bile yarı yarıya düşen yağış miktarları kuraklık tehlikesinin ne derecede kapımızı çaldığının en büyük göstergesi.

Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Mehmet Özalp, Doğu Karadeniz'de son yıllarda mevsimsel yağışlarda düzensizlik yaşandığını söyleyerek, "Bu konuda ciddi çalışmalar yapılıyor. Özellikle son bir kaç aydır Meteoroloji'nin sunduğu raporlarda bir önceki yıla ve önceki uzun dönemli ortalamalara göre yağışların düştüğü ortaya çıktı. Bundan dolayı akarsuların debilerinde düşüş yaşandığı bir gerçek. Bunu iklim değişikliğine de bağlayabiliriz. Aslında son 40 yıldır bunun etkilerini ciddi biçimde görüyoruz, yaşamaya başladık. İklim değişikliğinin burada en büyük etmeni yağış mevsimlerinin değişmesidir. Normalde Doğu Karadeniz düzenli bir yağışa ve dolayısıyla akarsu akışına sahip deriz. Artık görüyoruz ki her yıl bir anomali yaşıyoruz, sürekli rekorlar kırıyoruz. Akarsu yatağının geniş olacağı bu dönemlerde ne yazık ki oldukça az su aktığını görebiliyoruz. Bunu da iklim değişikliğine bağlayabiliriz" diye konuştu.

Doğu Karadeniz'de Eylül ayı döneminin pastırma yazı olarak bilindiğini ve daha az yağışlı geçtiğini ifade eden Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu'da "Akarsu rejiminde ve derelerin debisinde bir miktar düşmeler olur. Fakat son yıllarda tekerrürler arttı. Bu yıl sıra dışı bir kuraklık var. Yağan yağmurlar küçük lokasyonlarda görülüyor ve şiddetli yağıyor. Bu da küresel iklim değişiminin oluşturduğu bir durum. Doğu Karadeniz'de süre içerisinde bir miktar belki artacak ama kar yağışı azalacak. Ama düşen yağışlar birim zamanda çok daha yüksek miktarlarda olacak. Normalde 1 hafta veya 10 günde düşen yağmurlar hatta 1 ayda düşecek yağmur miktarı 1 veya 2 günde düşmeye başlıyor. İşte bu ekstrem durum büyük bir problem olarak karşımıza çıkıyor. Hopa'da, Çayeli'nde, Rize'de bir kaç kere olduğu gibi çok büyük seller ve taşkınlar yaşanıyor" dedi.

KAYNAK: DHA

HABERE YORUM KAT