Uzaktan eğitim döneminde çocuklarda artan kaygıya nasıl engel olunur

Uzaktan eğitim döneminde çocuklarda artan kaygıya nasıl engel olunur
Kaygının kısaca tanımının yapılması gerekirse kişinin korku verici veya tehdit edici bir durumla karşı karşıya kaldığı zaman vermiş olduğu ruhsal ve bedensel tepkidir. Bu durumu kendini bazen çıkmazda hisseden her insan yaşayabilir. Uzaktan eğitim döneminde çocuklarda kaygı problemlerinin oluştuğunu söyleyen Barış Sezgin, çocukları bu dönemde kaygıdan uzak tutmanın en iyi yolunun motivasyon olduğunu söyledi.

Koronavirüs vaka sayılarının artış göstermesi ile birlikte okullarda ve kurslarda uzaktan eğitim dönemi başladı. Dersler bu yeni dönemde okuldan evlere taşınırken, Uğur Okulları PDR ve Ar-Ge'den Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Barış Sezgin, bu sürecin kayıpsız bir şekilde yeni beceri ve kazanımlarla tamamlanması gerektiği noktasına dikkat çekti.

Çocukların bu dönemde kaygıdan uzak tutmanın en iyi yolunun motivasyon olduğunu bildiren Sezgin, bu konuda ailelerin oldukça dikkatli davranmasını söyledi.

Kaygının kısaca tanımının yapılması gerekirse kişinin korku verici veya tehdit edici bir durumla karşı karşıya kaldığı zaman vermiş olduğu ruhsal ve bedensel tepkidir. Bu durumu kendini bazen çıkmazda hisseden her insan yaşayabilir. Kaygı bazen, bir kaz atlatıldığında, sınav öncesinde veya topluluk önünde bir konuşma yaparken ortaya çıkabilir. Eğer bu durum hayatı olumsuz bir şekilde sürekli ve belirgin olarak etkiliyorsa ve hayatınızın aksaması haline neden oluyorsa bu durumun bir rahatsılık haline geldiğini gösterir.

HANGİ DURUMDA KAYGI BOZUKLUĞUNU ANLARIZ?

  • Korkularınız bir durumun normal olarak yaratacağı korkulara göre orantısız ve aşırı ise,
  • Korktuğunuz bu durumlardan kaçınmaya başladıysanız,
  • Bu durum iş ve sosyal hayatınızda büyük bir etki yaratıyorsa
  • Son olarak sık sık yaşadığını bir sorun haline geldiyse 

KAYGIDAN UZAK DURMANIN YOLU NEDİR?

Sezgin, yaşanan bu uzun süreçte en çok sınav gruplarının kaygıya kapıldığını belirterek, disiplinli olmanın planlı çalışmanın önemine değindi.  Burada kişi kaygıdan uzak tutacak en önemli unsurun ise motivasyon olduğunu söyledi. Peki bunun için öğrenciler ne yapmalı? Sezgin'e göre, "Öncelikli olarak öğrenciler kendilerine bir hedef koymalıdırlar. Bu hedeflere ulaştıkları zaman içsel motivasyonları da giderek artacaktır. Şunu asla unutmayalım ki motivasyon daima kaygıyı yener.

HAZIRLANAN RUTİNLER GÜVENDE HİSSETTİRİR

Ailelerin evlerde yaşam düzenine uygun olarak  bir rutin oluşturması gerektiğini söyleyen Sezgin, kriz durumlarından rutinlerin güvende hissettirdiğini söyledi. Aileler günlük rutinini nasıl oluşturmalı?

  • Kahvaltı saati
  • Ders saati
  • Film Saati
  • Ders saati

Aileler bu şekilde düzenli bir plan oluşturduklarında öğrenci hem kendi güvende hisseder, hem de akademik verimliliği artar. Öğrenci için oluşturulan ortamın çok önemli olduğuna dikkat çeken Sezgin, ortamın sade ve dış etkenlerde arınmış bir şekilde olması gerektiğini de vurguladı.

Sezgin, öğrencilere verimli bir çalışma ortamı için şu önerilerde bulundu:

  1. Öğrencilerin ders sırasında gerekli tüm kitap defter tablet vb araç gereçleri yeterli düzeyde yanlarında olmalı
  2. Ev özel yaşam merkezi, okul ya da iş yeri ise kamusal yaşam merkezidir. Bu iki alan birbirine karıştırılmamalı.
  3. Çocukların ruhsal sağlığını desteklemek adına ev kıyafetleriyle de online derse katılmamalı

Ebeveynin ev ortamında öğretmene dönüşmemesi gerektiğinin altını çizen Sezgin, anne ve babanın yönlendirici, teşvik edici ve motive edici olma gerektiğini söyledi. Ebeveynlerin öğretmene dönüştükleri taktirde aile ile çocuk arasındaki ilişkiye zarar  vereceğini belirtti. Ayrıca küçük yaş grubundakilere sorumluluk verilmesi gerektiğini söyleyen Sezgin, gençlere ise özgürlük verilmesi gerektiğini ifade etti.

"BOL BOL ANLATMAYIN, BOL BOL SORU SORUN"

Bu süreçte çocukların sorumlulukları alınmamalıdır. Aksi halde çocuklarda her istediğini ağlayarak yaptırabilme  veya kendi problemlerini ebeveynine yaptırma gibi bir davranış ortaya çıkar. Bu tip durumlarda anne ve baba kontrolü eline almalıdır.Küçük çocuklara odasını toplama, birlikte yemek hazırlama, tamirat gibi sorumluluklar verilmelidir. Ergenlik dönemindeki gruplara ise özgürlük alanı sağlanmalıdır.

Bu süreçte öğretmenlere düşen rolü de anlatan Sezgin, " Öğretmenler bir konuyu uzun uzun anlatmak yerine çocuklara sorular sorarak onların merak duygularını ortaya çıkarmalıdırlar. Bu nedenle bizlerde öğretmenlerimize sık sık  bol bol anlatmayın, bol bol soru sorun önerisinde bulunuyoruz. Uzaktan eğitim döneminde küçük yaş gruplarının sosyalleşme konusunda desteklenmesi gereklidir çünkü en çok gelişim yönünden eksik kalıyorlar.  Öğretmenlerimiz ders aralarında çocukların arkadaşlarıyla sohbet etmesi için konular oluşturabilir, ya da birlikte oyunlar oynanabilir" ifadelerini kullandı.

HABERE YORUM KAT

Sağlık