Meyvelerin isimleri nereden geliyor? İşte meyveler hakkında çok şaşıracağınız bilgiler
Türkiye'de tüketilen onlarca meyvenin kökeni aslında başka dillere ve kültürlere dayanıyor. Türkiye'de üretildiği ve burada doğduğu sanılan portakal, mandalina bile başka dillere dayanıyor. Meyvelerin dayandığı dilleri ve nereden geldiklerini görünce siz de çok şaşıracaksınız. Hazırsanız başlayalım!
Şeftali, Farsça kökten gelir. Farsçada, "şeftālū şeft" semiz, yağlı” ve ālū “erik” sözcüklerinin birleşiminden ortaya çıkar. Şeftali, aynı zamanda eriğin büyüğü anlamına gelir. Kökeni Çin'dir.
Ekşi tadıyla seveni çok olduğu kadar sevmeyeni de çok olan kivi, net bir köke sahip olmasa da Yeni Zelanda'nın simgesi olan "kiwi" kuşundan geldiği düşünülüyor. Kivi kelimesinin Maori dilinden bizlere geçtiği düşünülüyor. Meyvenin kökeni de tıpkı şeftali gibi Çin.
Mandalina Çin kökenli bir meyve olsa da kökeni hep Türkiye gibi düşünülür. Kelimenin kökeni Portekizceye dayanır. "Mandarina" olarak telaffuz edilen mandalina, Çin yönetici sınıfı "mandarin"lerin safran rengi bir giysi giymesinden ötürü bu ismi aldığı düşünülür. Dilimize de mandalina olarak geçmiştir.
Portakal meyvesinin ismi, "Portekiz" anlamına geliyor. Uzakdoğu'dan Portekizli tüccarların dağıttığı bu meyve, dağıtım merkezinin adıyla anılmaya başlandı. Günümüzde de Portekiz isminden portakala döndü.
Türkiye'de bolca tüketilen meyveler arasında bulunan üzüm, çok enteresan bir kelime kökünden günümüze kadar ulaşır. Bu meyve, aslında "üzüntü" kelimesiyle aynı kökü taşır. Türkçede "üz-" kökü, "koparmak" anlamını taşır. Üzüm de bu kökten gelir.
Yaz aylarında soğuk soğuk, sulu sulu tüketilen kavun, çok tartışmalı bir meyve olarak yerini koruyor. Eski Türkçede kavun, "kağun" olarak geçiyor. Kelime Türkçede "koğ-" köküyle ilişkilendiriliyor. Koğ- "içi boşalmak, boş olmak" anlamına geliyor. Kimi kaynaklara göre de kavun kelimesinin Çinceden Moğolcaya geçtiği söylenir.
Kavunun abisi-ablası olarak bilinen karpuz, Farsçadan dilimize geçmiştir. Karpuz kelimesinin Farsçada bulunan "χarbūz" kelimesinden ya da Yunanca "karpós" olarak bilinen "her türlü meyve, mahsul" kelimesinden doğduğu düşünülür.
Türkiye'de en çok sevilen ve keyifle tüketilen meyvelerinden biri olan incir, hem kurusuyla hem de taze haliyle damakları çatlatmaya devam ediyor. Çok fazla tükettiğimiz incirin kökeni nereye dayanıyor diye bakarsak; Farsça olduğunu görebiliriz. Farsçada "ancīr" olarak bilinen "delik, oyuk, malum meyve" sözcüğünden dilimize gelmiştir.
Yaz meyvelerinin baş tacı çilek, Ortak Türkçeden dilimize evrilmiştir. Orta Türkçede "yilek" isimli "yabani yemiş, incir" kelimesi bugünün çileğini oluşturur. Başka kaynaklara göre de Türkçede "çiğelek" kelimesinden evrildiği düşünülüyor.
Adem ile Havva'dan bu yana en bilinen meyvelerden biri olan elma, Türkçe bir kelimedir. Kelimenin ana anlamı konusunda net bir bilgi bulunmuyor. Türkçedeki "almıla" al renkli mıla kelimesinden geçtiği görüşü hakim. Kelimenin "mıla" kısmı ise ne anlama geliyor kimse bilmiyor.
Türk kültüründe pek yeri olmasa da yavaş yavaş tüketilmeye başlanan avokado, Aztek dilindeki "ahuacatl" kelimesinden gelir. Kelimenin anlamı "testis, husye"dir.Aztekler, avokadonun çekirdeğinin şeklinden dolayı böyle bir isim takmıştır.
Tuzlaya tuzlaya tüketilmesi önerilen erik, Eski Türkçeye dayanır. "Erük" kelimesi "yemiş, çekirdekli meyve" anlamına gelir. Er- kökü de "olmak" anlamını taşır. Erik de bu kelimelerin birleşiminden ortaya çıkmıştır. Geçmişte erik kelimesi, şeftali, kayısı gibi çekirdekli meyvelerin geneline verilen bir admış.
Kış aylarında çok tüketilen, zaman zaman kuruluğundan dolayı boğulacak gibi hissettiren ayva, Farsça kelime "ābī, ābiyā" dan gelir. Bu kelimelerin anlamı "ulu şey, ayva" demektir. Kelimenin tam karşılığı ise net olarak bilinmiyor.
Ahududunun kökünün nereden geldiği çok net belli değildir. Ancak frambuaz Fransızca kelime "framboise"den dilimize gelmiştir. Kelimenin kökünde "çalı" yatar. Ahududu, dilimizde "dut" kelimesinden gelir. Ancak "ahu" kelimesinin nereden geldiği henüz tam olarak bilinmiyor.
Kış aylarında C vitamininin bolca bulunduğu, ama acısından ve ekşisinden dolayı portakal, mandalinaya göre daha az tercih edilen greyfurtun kökeni oldukça şaşırtıcı. Greyfurt, İngilizcede "üzüm, salkım" anlmına gelen "grape" kelimesinden gelir. Fransızcada "fruit" olarak söylenen meyve kelimesi de dilimize gelince grapefruit birleşimi ortaya çıkar. Bu kelime de bize greyfurt olarak geçti.
Küçücük boyuyla büyük lezzet patlamaları yaşatan böğürtlenin, birden çok kökene sahip olduğu düşünülüyor. İlk görüşe göre, böğürten kelimesinden yani "dikenleriyle insanları ve hayvanları bağırtan çalı" isminden geldiği yönünde bir rivayet bulunuyor. İkinci düşünceye göre Türkçede bük- "sık, çalılık" kökünü taşıyor. Böğürtlenin kökünün buradan geldiği düşünülüyor.
Ramazan aylarında büyük bir iştahla tükettiğimiz hurma, Farsça "χormak" kelimesinden gelir. Farsçada bu kelime "yemiş" sözcüğünden evrilerek dilimize gelmiştir. Orta Farsçada ise bu kelime "yemek" olarak bilinir. Hurma da bizim dilimize kök olarak Farsçadan geçer.