Yılmaz Özdil'den kahin profesör yazısı. Yeni deprem hangi şehirde olacak

Yılmaz Özdil'den kahin profesör yazısı. Yeni deprem hangi şehirde olacak

Sözcü Gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, bilimselliğine çok güvendiği ve şimdiye kadar tahmin ettiği depremlerin hepsinin gerçekleştiğini söylediği Prof. Dr. Şener Üşümezsoy'un yeni deprem olacak dediği yeri yazdı. Sıradaki deprem Aydın'da mı olacak?

İzmir depremi acısını ve güncelliğini korurken Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğini hala kabullenemiyoruz. Her depremin ardından tedbirlerin alınacağı söylense de yaşanan depremden bir hafta sonra her şey unutuluyor. 

Bilim insanlarının ne söylediği ise çok da dikkate alınmıyor. Her depremde ortaya çıkan uzmanlar çeşitli açıklamalar yapsa da bazı uzmanların depremle ilgili öngörü ve tahminleri sürekli gerçekleşiyor. 

Sözcü yazarı Yılmaz Özdil de deprem konusunda sonuna kadar güvendiği ve şimdiye kadar meydana gelen Van, Elazığ, Akhisar depremlerini önceden bilen ve son olarak da Seferihisar'da deprem olacak diyen Prof. Şener Üşümezsoy'u köşesine taşıdı. Üşümezsoy'un şimdi deprem konusunda Aydın'ı işaret ettiğini belirten Özdil, önlem alınması için de yetkilileri uyarıdı.

Geçmişte ekranlarda boy gösteren bazı profesörlerin insanları yanlış yönlendirdiğini hatta müteahhitlerin reklamını yaptığını kaydeden Özdil'in yazısından bazı bölümler;

"17 Ağustos 1999.

Görülmemiş şekilde yıkılmıştık.

Deprem bölgesinde taş üstünde taş kalmamıştı.

Bilgi sahibi olmak ve okura aktarmak için uzman aramaya başladık.

Her ulaştığımız profesör "sıra İstanbul'da" diyordu.

Haritaları açıyorlar, İstanbul'u yıkacak fayları gösteriyorlardı.

"8 büyüklüğünde olacak" diyorlardı.

"9 büyüklüğünde olacak" diyen bile vardı.

Profesör Şener Üşümezsoy'un adını ilk o gün öğrendim.

Bir tanıdığımın önerisiyle kendisini aradık, gazeteye davet ettik.

Sağolsun geldi.

Uzun saçları, atletik yapısıyla, profesörden çok kızılderili şefi gibiydi.

Her gelen profesör takım elbiseliyken, o kovboy şapkasıyla geldi.

Aykırıydı.

Profesör algımızı yerle bir etmişti.

Sohbete başladık.

Çok süratli konuşuyordu, dinlerken kelimeleri kaçırıyorduk.

"Sıra İstanbul'da değil" dedi.

Dedim ya, süratli konuşuyordu, yanlış duydum herhalde diye düşündüm, tekrar ettirdim, "sıra İstanbul'da değil" dedi.

Ya nerede?

"Düzce'de."

Niye dedim?

Kağıt kalem istedi, çizmeye başladı.

O kadar pratik ve mantıklı izah etti ki, adeta gözümüzde canlandı.

Dokuz sütuna manşet yaptım.

"Düzce'ye dikkat!"

Dikkat mikkat edilmedi tabii.

Kulak asan bile olmadı.

Üç ay geçmedi.

Düzce yerle bir oldu.

Yüzde yüz isabetle, gösterdiği nokta kırılmıştı.

Gölcük depremiyle Düzce depremi arasında geçen süre zarfında, adının önünde "profesör" sıfatı bulunan çok sayıda bilim insanı, ısrarla "sıra İstanbul'da" demeye devam ediyordu.

Peki ne yapmalı?

"Sarıyer sırtları sağlam" diyorlardı.

"İstanbul'da sadece oralarda oturulur" diyorlardı.

İnsanlar panik halinde Sarıyer'e saldırdı, villa almak için yarıştı.

E, merak ettik.

Sarıyer'de araştırma yaptık.

"İstanbul yıkılacak, Sarıyer sağlam" diyen profesörlerin Sarıyer sırtlarında ortaklaşa kurduğu villa kooperatiflerini bulduk iyi mi!

50 bin dolara kimse almıyordu.

"Sadece Sarıyer sırtları sağlam" haberlerinden sonra 500 bin dolara fırlamıştı.

Bilahare…

"Tsunami olacak" haberleri başladı.

Aynı profesörler söylüyordu.

"Tsunami olacak."

"Florya boğulacak."

"Kadıköy sahili su altında kalacak" diyorlardı.

Bütün sahillere "satılık" levhaları asıldı.

Milyon dolarlık daireler 100 binli seviyelere indi.

Kaçan kaçanaydı.

Tapular yok pahasına şakır şakır el değiştirdi.

"2B" denilen kavram işte o zaman patladı.

İnsanlar orman bölgelerine taşındı.

Ağaçlar katledildi, siteler yapıldı, çuvalla paralara satıldı.

Tesadüfe bakın ki… "Tsunami olacak" diyen profesör arkadaşlar, meşhur müteahhitlere danışman olmuşlardı, "bu sitenin o kadar güvenli zemini var ki, bakın ben bile burada oturuyorum" diyerek, o müteahhitlerin reklamını yapıyorlardı, hatta hızını alamayıp, bizzat inşaat şirketi kuran profesörler bile vardı.

O günden beri, sadece Şener Üşümezsoy'u takip ederim.

Başkası ne derse desin, ben onun ne dediğine bakarım.

Danışmanlık yapmaz.

Şirketi yok.

Bağımsızdır.

Bilgisinin gücü bağımsızlığındadır.

Saygın bilim insanlarımızı elbette tenzih ederim ama… Benim açımdan Şener Üşümezsoy sadece jeoloji profesörü değil, kahin'dir.

17 Ağustos'tan bugüne kadar bir kez olsun ıskaladığını görmedim.

Van'ı da çok önceden söylemişti, Elazığ'ı da, Akhisar'ı da, son olarak Seferihisar'ı da.

Ve şimdi diyor ki…

"Aydın-İkaria fayı kırılabilir."

"İzmir Körfezi içinden, kordon boyunca yürüyen, Narlıdere ve Urla'ya devam eden bir fay var, bu fayda kırılma beklenebilir."

Yılmaz Erdoğan'ın yazısı için tıklayınız...

Fotoğraf: Twitter @AFADBaskanlik

HABERE YORUM KAT